10 Mayıs 2012 Perşembe

Tebrikler Çocuk!




Şüphesiz Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi'nde kimse bu finalleri beklemiyordu. El Clasico ve Manchester derbisi bekleniyordu ama iki finalde olmadı. Üstüne 4 takımdan hiçbiri finale kalamadı. Dün akşam oynanan Avrupa Ligi finalinde Atletico Madrid, Atletich Bilbao'yu 3-0 yenerek 2 sene aradan sonra kupayı tekrar kazandı. İki sene önce de Sanchez Flores önderliğinde Avrupa Ligi'ni kazanmışlardı. O maçtaki 11'den kimse yoktu dün akşam. Sezon içerisinde zevksiz bir oyun oynayan, sürekli zorlanan bir Atletico Madrid varken Manzano'nun gidip Diego Simeone'nin gelmesi ile saha içinde bir kimliğe bürünen, daha iyi oynayan bir Madrid izledik. 


Arjantin milli takım teknik direktörü iken oyuncusu olan Simeone'ye rakip olan Bielsa önderliğinde Bilbao'nun buraya kadar gelmesi Madrid'inkinden daha sürpriz oldu. Manchester United, Schalke 04, Sporting Lizbon gibi takımları eleyerek 35 yıl sonra finale geldiler ve gerçekten iyi bir takım oldular, takım oyununu iyi sergilediler. Atletico Madrid gibi yıldız isimleri yoktu ama gelecek vadeden genç, yetenekli basklıların başında Bielsa iyi işler yaptı. Kral Kupası finalinde de Barcelona'ya karşı oynayacaklar. Hatta Guardiola, Barcelona'dan ayrılacağını açıkladıktan sonra Bielsa'nın adı bile geçmişti. 



İki sene önce kazanılan Avrupa Ligi şampiyonluğundaki 11'den hiç kimse yoktu dün ama taraftarında baskısı ile iyi transferler yaptı Madrid ekibi. Bunların en önde geleni de final maçına damga vuran Falcao'ydu. 40 milyon Euroluk bir oyuncu olduğunu kanıtladı diyebiliriz. Bibao'dan daha iyi başlayan Madrid, önde basıp, orta sahada kontrolü aldı ve golün de gelmesi ile rahatladı. Falcao'nun attığı ilk gol muazzam. Topu altıktan sonra pozisyona girişi, vücudunu hazırlaması ve önünü açıp vurması adeta şiir gibiydi. Bibao, Madrid'in baskını yavaştan kırmaya başlamıştı ki Arda'nın asisti ile Falcao farkı ikiye çıkardı ve devre skorunu belirledi. İlk goldeki gibi soğukkanlılığını ve yeteneğini konuşturdu Falcao.


İkinci yarıya iki oyuncu değişikliği ile başladı Bilbao. Daha fazla risk aldılar ve rakip kalede baskı kurdular. Madrid iyi kapandı ama kontraya çok müsait oyuncuları olmasına rağmen iyi değerlendiremediler kazandıkları topları. Bibao'da İbai ve Susaeta ile etkili oldu. Llorente istediği topları pek alamadı. Baskıyı bulan Bilbao, aradığı golü bir türlü bulamadı. Diego'nun golü ile sonuç belirlendi. Avrupa Ligi'nde gruplardan sonra bütün maçlarını kazanıp finale kadar geldiler ve Bilbao'dan çok daha iyi oynayarak kazandılar. Maçın son düdüğü ile birlikte Bilbaoluların neredeyse hepsinin ağlaması insanı garip hissettiriyor. Buraya kadar gelmeleri bile büyük başarıyken özellikle Muniain uzun süre hıçkıra hıçkıra ağladı.



Her ne kadar o şekilde ayrılması yanlış olsa da, kendisinin hataları da olsa burada Arda'ya yapılanlardan sonra gitmesi hem kendisi hem de Galatasaray için iyi oldu. İlk senesinde Fatih Tekke'den sonra böyle bir başarı kazanması çok önemli. Maçta da iyi oynadı, asist yaptı. Teknik direktörü dahil kadro iskeletinin tamamen değişmesinden kısa bir süre sonra Atletico Madrid'in tekrar bu kupayı kazanması daha büyük bir başarı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Beğen