Albert Riera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Albert Riera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Ocak 2013 Pazartesi
Galatasaray 2 - Beşiktaş 1 | Alışılmadık Maçta Alışılmış Sonuç
Bu sezon genel itibari ile ofansif anlamda başarılı olan ama aynı başarıyı defansif anlamda pek gösteremeyen iki takımın karşılaşmasında bol gol bekleniyordu. 2-1 bitti belki ama beklenildiği gibi çok hareketli, bol pozisyonlu bir maç olmadı. Maça baskı ve golle başlayan Galatasaray bir ara defanstaki son adamı ile ilerideki son adamı arasını 30-40 metreye kadar düşürüp dar alanda oynadı. Emre'nin golünde Umut'un açtığı orta resmen akıllı füze. Emre'de arkaya iyi sarkıp golü attı. Genel itibari ile dikine oynama ve boşa kaçma işlerini daha sık yapsa çok daha fazla pozisyona girecek, pozisyon hazırlayabilecek.
Beşiktaş beklediğimden kötü oynadı. Gol dahil 2 net pozisyonları var. Duran top, korner gibi Beşiktaş'ın çok etkili olduğu organizasyonları de fazlası ile buldular halbuki. Gol de kornerden geldi zaten. Oğuzhan ve Fernandes ikilisi ile orta alanda daha fazla top tutup pozisyon hazırlamak varken Samet Aybaba'nın Mehmet'i 11 başlatması ilginçti. Dentinho kumarı da tutmadı. Bu arada Oğuzhan, Dentinho ve Veli, Beşiktaşlıların sürekli laf ettiği Burak'tan hiçbir farkı yok. Hatta fazlaları var.
İkinci yarıya baskılı başlayıp golü hemen bulması tekrar oyuna ortak etti Beşiktaş'ı. Sneijder ve Engin değişikliği ile Galatasaray çok alışık olmadığı sisteme geçti ama üzerine Melo kırmızı kart gördü. Aynı Galatasaray gibi Sneijder de ilk maçında alışık olmadığı yerde oynadı. Maç bitiminde çağrılmasına rağmen takım ile tribünleri selamlamayan Hakan Balta'yı görünce Sneijder'in içten sevinci insanın hoşuna gidiyor. Takıma alıştıkça, maç kondisyonu arttıkça Sneijder kendisini gösterecektir. Orta sahada kalabalık olan ve Beşiktaş'ın baskı kurmasına izin vermeyen, yarım saat 10 kişi oynayan Galatasaray gene de pozisyonlar buldu ama farkı arttıramadı.
Burak yerine Umut tercihi ile bekleyen değil basan bir forvet hattı vardı ve doğru bir hamleydi. Sabri için de bir kaç kelam etmek gerekir. Türkiye futbol tarihi boyunca akıllarınca bu denli dalga geçilen, aşağılanan, küfredilen ama kimseye kötülüğü dokunmayan başka bir oyuncu yoktur sanırım. Dünde elinden geldiğince savaştı. Çoğu zaman sağ kanatta etkili oldu.
Sneijder transferi ile Galatasaray taktik anlamda bir değişim gösterecek. Bu değişimde zor ve sancılı anlar olacaktır ama tam anlamı ile oturduğunda mutlaka olumlu etki fark edilecek. Riera'nın gol atmasına sevindim. Bekteki devşirme rolünü elinden geldiğince yapmaya çalışıyor. Semih'in gene çok kritik müdahaleleri vardı. Elmander'in presi çok değerli ama henüz tam olarak istenilen düzeyde değil. Hamit özellikle çizgide çok yalnız kalıyor. Risk alan bir yapısı olduğu için bazı hatalarda fazla tepki çekiyor ama dünde ayakta kalan, savaşan, topu ileriye taşıyan nadir oyunculardandı.
Hak edilen bir derbi galibiyeti ile puan farkı 5'e çıktı. Zor fikstür için çok değerli ama lig maratonu daha çok uzun. Yazıyı İmparator'a baş sağlığı dileyerek sonlandıralım.
25 Kasım 2012 Pazar
Elazığspor 0 - Galatasaray 1 | Olaylar Olaylar
Bu maçtan bahsetmek için İsmail abi karakteri ile diller pelesenk olan 'olaylar olaylar' söz öbeğini kullansak yanlış olmaz sanırım. Takımlar için Avrupa Kupası öncesi ve sonrası sıkıntılı geçer. Bu geçiş süreci Galatasaray adına daha zor oluyor. Elazığspor gibi düşme korkusu yaşayan ve puana ihtiyacı olan takımlar her zaman tehlikelidir. Dün de tehlikeli oldular.
Galatasaray'ın Eboue(dinlendirildi), Hamit(ufak sakatlığı vardı), Selçuk(cezalıydı) ve Burak'tan yoksun çıktığı çok ilginç bir maç izledik. İlk yarı itibari ile orta alanda top kazanma-kaybetme oyunu yanı sıra kendi oyununu rakibe kabul ettirme ile geçti. Zevksiz geçen ilk yarı insanın uykusunu getirdi. Rakip kalede ciddi gol pozisyonuna girilemezken, ileride çoğalamayıp forvetleri de besleyemeyince çok etkisiz kaldı Galatasaray.
İkinci yarıda Aydın'ın girmesi ile rakip kalede daha etkili bir Galatasaray izledik. Son maçlardaki iyi formunu bu maçta da sürdüren Riera'nın harika ortasında maçta iyi işler yapan Yekta'nın gelen golü nefes aldırdı. 1-0'dan sonra Yekta, Umut ve Emre Çolak'ın çok net pozisyonları değerlendirememesi oyunun kopmamasına neden oldu. Bilica'nın pozisyonunda verilmeyen penaltıyı da unutmayalım. Golden sonra girilen pozisyonlar sonuçlanmayınca Elazığspor'un direnci arttı. Galatasaray kaçırdıkça Elazığspor'da gelmeye başladı. Sinan ve Serdar'ın girmesi ile sağ kanadı çok etkili kullandılar.
Dakikalar 90'ı gösterdiğinde topla birlikte ceza sahasına giren Serdar, Muslera'nın müdahalesi ile yerde kalınca önce penaltı, sonra da kırmızı kart kararı çıktı. 3 oyuncu değiştirme hakkı dolduğu için kaleye Melo geçti ve Melo, Göksu'nun penaltısını kurtardı. Galatasaray'ın Elazığspor'u yenmesi çok önemli bir şey değil. Ne kadar hak etse de yenememiş olsaydı gene çok önemsenmezdi. Ama Melo'nun son dakikada penaltı kurtarması bu maçı unutulmaz kıldı.
Çok uzun bir süre sonra forma giyen Sabri'yi açıkçası beğendim. İyi işler yaptı. Özellikle takımı atağa çıkarmada etkili oldu. Eboue'nin formsuzluğunu ve Afrika Kupası'nı göz önüne alacak olursak, rotasyonda Sabri'den daha çok faydalanacağız gibi. Yekta da bir diğer iyi performans gösteren isimdi. Orta sahada çok savaştı ve sürekli rakip sahayı ve kaleyi zorladı. İleriye koşuları ile tehlikeli oldu ama savunma anlamında daha dikkatli olmalı. Elmander ve Umut ikilisinde düşüş var gibi görünüyor ama böyle görünmesinin en büyük nedeni yeterli anlamda top almamaları. Geriden iyi beslenmiyorlar. Elmander'in biraz daha zamana ihtiyacı var. Aydın girdikten sonra sağ kanatta etkili oldu, iyi işler yaptı. Ama çok istikrarsız bir oyuncu. İyi performans gösterdiği maçlardan sonra güvenip ertesi hafta ilk 11'e yazamıyorsunuz. Engin daha iyi olacaktır.
Amrabat ve Emre için de söyleyeceklerim var. Emre gittikçe Arda'nın ayrılmadan öncesi haline benzemeye başladı. Aşırı derecede laubali oynuyor. 2'ye 4 yakalanan bomboş pozisyonda maçı o an bitirebilecekken laubaliliği ve ciddiyetsizliği yüzünden sıkıntıya girdi maç. Melo, penaltıyla beraber Emre'yi de kurtardı. Amrabat da aynı şekilde şımarık oynuyor. Kafası estiğinde şut çekiyor, canı istediğinde pas atıyor (daha doğrusu atmaya çalışıyor). Bir de bodoslama geriye attığı riskli paslar var ki bir gün başımız fena yanacak. Tamam kendini pozisyona sokma ve topu rakip kaleye taşımada başarılı ama son tercihleri bu denli hatalı oldukça yaptıklarının bir yararı olmuyor.
Galatasaray kötü oynasın, maç kaybetsin ama bu denli ciddiyetsiz ve laubali olmasın. Maçı kazanmak güzel ama son dakikada yaşanan kabusun etkisinin artmasının nedeni de kaçan pozisyonlar ve ciddiyetsizlik. Melo'yu bu sezon çok eleştirdim. 3 ay tatil yapıp kendini ağırdan sattı. Takıma geç katıldı, çoğu maç sahada yok gibiydi ama son bir kaç maçtır kıpırdama var. Bu maçta kurtardığı penaltı ekstra moral ve motivasyon olacaktır ona. Sonuçta artık Elazığ Panteri.
9 Nisan 2012 Pazartesi
Melo - Riera Olayı
Zaten yeterince sorun yokmuş gibi bir de Melo - Riera kavgası yaşandı. Hatta basın o kadar abattı ki Melo, Riera'yı soyunma odasına kilitleyip dövmüş, ışın kılıcı çekip ikiye bölmüş, kameralar çekmiş, gösterime girecekmiş!. Şike olayının bile önüne geçti kısa bir sürede. Takım içerisinde elbetteki bu tarz bir olay olması kötü ama dışarı yansıması her zamanki gibi abartılı oldu. Olaydan sonra kaşına dikiş atılan Riera, İspanya'ya giderken de gözünün morardığı net görülüyordu. Melo böyle bir oyuncu. Daha önceleri de başka vak'aları vardı. Fatih Terim etkisini düşündüğümüz zaman şahsen hiç endişelenmedim. Çünkü hem Türkiye'de hem Türkiye dışında hem de milli takımda türlü oyuncu ile çalışan bir teknik direktör için her ne kadar yanlış olsa da çok büyük bir olay değil.
Bu sezon transferde en büyük hayal kırıklığını Riera yaptı. Bir türlü istediğimiz performansı yansıtamadı. Ama Melo farklıydı. Kötü dönemler geçirmiş, milli takımda ve kulübünde sorunlar yaşıyordu. Melo'da bizim geçen sezonlarımız gibiydi bir nevi. Kiralık geldikten sonra sezon başından beri iyi oyunu, orta sahadaki büyük etkisi, taraftar ile olan ilişkisi ve renkli kişiliği ile hep göz önünde oldu. Tek tek eklediği tuğlalardan yaptığı inşayı bu olay ile tek hareketle yıktı. Bu olayın savunulacak bir tarafı yok. Bir ceza verilmeli tabii ki. Sezon sonu bonservisi alma olayını etkileyebilir, pazarlıklara olumlu yansıyabilir.
Bugün bütün takım Fatih Terim'e giderek Melo ile Riera'nın affedilmesini istemiş. Fatih Terim de ılımlı açıklamalar yapıyor. Gerekli ceza verildikten ve uyarı yapıldıktan sonra ben de affedilmesinden yanayım. Süper Final'de Melo'ya ihtiyacımız olduğu çok açık.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



