Wesley Sneijder etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Wesley Sneijder etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Şubat 2013 Salı

Galatasaray 4 - Orduspor 2 | Bitmeden Bitmez



Schalke maçında her anlamda kötü geçen bir maç sonrası ligdeki rakipler kazandıktan sonra maça çıkmak kolay değil. Galatasaray'ın şampiyonluk yolunda geçen seneki gibi bir seriye ihtiyacı var ve Orduspor galibiyeti bu seriyi ateşleyici güç olabilir. Orduspor, Eskişehir deplasmanı, Gençlerbirliği, Kayserispor deplasmanı ve İstanbul BB maçı ile üst üste 5 zor maçın ilk halkası olan Orduspor maçı uzun süre unutulmayacak cinstendi.

Schalke maçındaki yanlışlardan sonra bu maçta nispeten rakibe ve sonuca göre saha içinde değişebilen bir sistemle sahadaydı Galatasaray. Schalke maçında sol çizgide etkili olamayan, Riera ile uyum sorunu yaşayan Sneijder, asıl mevkisinde oynadığı zaman neler yapabileceğinin fragmanını izletti.

Bu kadronun oynaması gerektiği taktiklerden birinin 4-2-3-1 olduğunu düşünenlerdenim. Sağda Burak, solda Amrabat, ortada Sneijder ve önlerinde Drogba ile dün bir süre bu taktik ile sahadaydı Galatasaray. Muslera'nın degajında Selçuk'a çarpan topun gol olması, hakemin maçın gerilimini inanılmaz arttırması ve Hakan Balta'nın neden olduğu penaltıyı da eklersek taktiği prova etme için pekte iyi bir ilk yarı olmadığını söyleyebiliriz.

Hakem faktörü, zeminin rezalet durumda olması, ilk yarı yenen kötü goller ve kötü oyun derken ikinci yarının başında Fatih Terim'in tribüne gönderilmesi ve TT Arena'nın ciddi anlamda Ali Sami Yen'e dönüşmesi ile Galatasaray'ın baskısı da golleri de aynı anda geldi. Sneijder'in mükemmel golü ile açılan perde, Burak'ın golleri ile galibiyete, Selçuk'un kalite kokan vuruşu ile de sonuca dönüştü. Fatih Terim'in tribüne gönderilmesi takımı ateşlerken, gelen gollerde moralleri yükseltti. 

Galatasaray'ın özellikle ikinci yarıdaki hırsı, maçı istemesi, tribünleri de arkasına alarak kurduğu baskıya Türkiye'de kolay kolay karşı koyacak takım yok. Sneijder, Drogba ve Selçuk harikaydılar. Uzun süreden sonra ilk kez 11 başlayan Gökhan hiç sırıtmadı. Hatta çoğu zaman Dany'den iyi pas yaptı geride. İç saha maçlarında düşünülmeli. Aynı şeyleri Hakan Balta için söylemek söz konusu bile değil. Sadece defans yapmayı değil futbol oynamayı unutmuş gibi. Bırakın markajı, pozisyon almayı daha taç atışını düzgün yapamıyor. Neden olduğu penaltının mantıklı bir açıklaması yok.

Geçen seneki Eboue ile bu seneki Eboue arasında inanılmaz fark var. Çok laubali, lakayt bir oyun oynuyor. Maç 2-1, baskıyı kurmuşuz, Orduspor çıkamıyor. Sneijder'in golü sonrası oyuncu değişikliğinde bile sahayı neredeyse emekleyerek terk edecekti. Sabri ile dalga geçenler Sabri'nin Schalke maçından oyundan çıkışını izlesinler.

Amrabat çoğu maçına göre bugün daha iyiydi. Hamit sağ içte çok daha faydalı. Maç öncesi tribünlerin çağırıp moral vermesi önemliydi. Orta sahada takımı toparlayan ve liderlik eden Selçuk takdiri hak ediyor. Futbolu Galatasaray'da bırakmasını istediğim oyunculardan. 

Drogba'yı canlı izlemek büyük keyif.  4 golün ikisinde direkt var. Sadece indirdiği toplar ile çok net pozisyona sokuyor takımı ama indirdiği topları dikkatli kullanmak gerek. Maç içinde çarpıştığı Barral'ı maç sonu hastanede hemen ziyaret etmesi de futbol kalitesi dışında insanlık kalitesinin de çok iyi olduğunun göstergesi. Burak ile uyumu süreci de kısa sürdü. İyi bir ikili oldular. Burak gollerine devam ediyor. Bu maçta attığı 2 golle Galatasaray forması altında 26. resmi maçında 21. golünü atarken, ligde de oynadığı son 71 maçta 62. kez golle buluştu. Böyle devam eder umarım.

Sneijder'in gol atmasına çok sevindim. Tipik Sneijder golüydü diyebiliriz. Oynadıkça, takıma alıştıkça daha iyi olacaktır. Gergin ve kabus gibi başlayan maç çok güzel bir rüya olarak son buldu. Galatasaray ligde üst üste kritik maçlara çıkacak. Umarım onların sonucu da bu maçın sonucu gibi güzel biter. Unutmadan, Galatasaray 'bitti' demeden, bitmez...





21 Şubat 2013 Perşembe

Galatasaray 1 - Schalke 1 | Sistem ve Zemin




Galatasaray - Schalke maçı öncesi Schalke teknik direktörü Jens Keller, 'Galatasaray'ı nasıl yeneceğimizi biliyoruz' tarzında açıklamalarda bulunmuştu. Bu sezon Galatasaray'a karşı belli bir kaç şeyi iyi yaptığınız zaman çok rahat pozisyon bulursunuz ki Schalke bunları özellikle ilk yarı çok iyi yaptı. Aynısını Galatasaray için pek söyleyemeyiz.

Galatasaray'ın 4-4-2 sisteminde Sneijder solda oynayacaksa arkasında da çok iyi bir sol beke ihtiyaç var çünkü Sneijder sol çizgide pek adam kovalayan tarzda bir oyuncu değil. Onu sola mahkum etmek asıl mevkisi olan forvet arkasına nazaran performansını çok net düşürüyor. Zaten maç boyunca sürekli çalışılmış vaziyette o kanada yüklendiler. Riera'da özellikle ilk yarı çok zorlandı o kanatta ve adeta yol oldu. Yani Galatasaray'ın sol kanadında oynayan oyuncuların ikisi de asıl mevkilerinde oynamadı. Hal böyleyken Schalke'ye 'bu kanattan gelin' denmiş gibi oldu. 

Maç başı tehlikeli Schalke atakları sonrası Burak'ın güzel golü gelmişken, Şampiyonlar Ligi'nde Galatasaray'ın 7, Hamit'in direkten dönen 3. şutu kırılma anı oldu. O gol olsa erken yakalanan 2-0 ile baskı arttırılıp, rakibin risk alması ile arkada daha rahat pozisyon bulunabilirdi ama olmadı.

Galatasaray golü en kötü zamanda, tam ilk yarı sona ererken yedi. Ama daha kötü olan şey ise Fatih Terim'in ikinci yarıda Sneijder'i çıkartıp Amrabat'ı oyuna almasıydı. Riera'ya yardım etmesi amacıyla, ikinci yarı Schalke'nin ilk yarıya nispeten o kanadı daha iyi kullanamaması adına belki doğru bir hamle gibi gözüküyor ama top tutan, top yapan, pas atan, çift forveti besleyebilecek en iyi adamın çıkıp yerine aldığı her topu geri oynayan, girer girmez sarı kart gören, etkisiz bir oyuncunun girmesi doğru bir hamle değildi ki zaten ikinci yarı Galatasaray'ın doğru dürüst organize atağı yok. Burak'ın golünde pres yapıp topu kazanan, Hamit'in direkten dönen şutunda gene Drogba'ya pası atan da Sneijder'den başkası değildi. Amrabat'ın girmesi ile belki Schalke atakları azaldı ama Galatasaray topu ileriye taşıyıp pozisyona giremedi.

Riera'nın devşirme bir şekilde sol bek oynadığı malum. Rakibin iyi çizgi oyuncularıyla sürekli beklerin üzerine gitmesi tabii ki çalışılmış bir şey. Buna önlem ve orta sahada daha diri olmak adına 4-4-2'den ziyade orta sahada daha kalabalık ve daha doğru oyuncu yerleşimi daha doğru bir seçim olabilirdi. Schalke kapandığı zaman 5'li orta sahasında kolay top yaptırtmadı. Maçın geneline bakıldığında daha iyi oynayan, daha net atakları olan taraf Schalke. Deplasmanda istediği sonucu da aldılar. Farfan, Bastos gibi çizgi oyuncuları ile tek toplar, üçgenler ve kısa paslar yapa yapa son çizgiye çok rahat indiler. Oyun kontrolü genel itibari ile Schalke'nin elindeydi. 

İki takımında savunması iyi değil. Baskıyı, presi görünce hata yapmaya çok yatkın Schalke takımı. Aynı Galatasaray gibi. Zaten iki golde bariz hatalardan sonra geldi. Dany'i halen çözebilmiş değilim. Bazen muhteşem hamleler yapıyor, bazende inanılmaz basit hataları pahalıya patlıyor. Bir de artık lütfen defanstan oyun kurma işini Dany yapmasın. 1 tane olumlu pası yok neredeyse. 

Sabri'nin iyi niyeti ve hırsından kimsenin şüphesi yok ama büyük maçlarda daha fazlasına ihtiyaç var. Selçuk çok koştu, mücadele etti, asist yaptı. Melo bazı pozisyonlarda çok iyi toplar çaldı ama golde bariz hatası var.  3 rakip arasında topu kaybetmeme mücadelesi verirken yardıma gelen kimse olmaması Hamit'e verilen tepki kadar acımasız. Her zor anda top Hamit'e atılıyor. Takımda risk alabilen bir kaç oyuncudan bir tanesi ama bütün tepki Hamit'e veriliyor.

Maçta bazı oyuncuların ayağı ile atamadığı pası Drogba kafası ile çok rahat attı. Galatasaray için büyük bir nimet. Tecrübesi ve oyun zekası hemen kendisini belli ediyor. Sadece hazırladığı ve indirdiği toplar ile bile maç kazanabilirsiniz. Burak, Drogba'ya çabuk adapte olursa çok rahat gol atar. Schalke'ye de golünü atarak Şampiyonlar Ligi'nde bir sezonda en çok gol atan Türk oyuncu olarak tarihe geçti ama ikinci yarı Drogba'nın kaptığı topta ofsayta düşmesi yakışmadı.

Maç öncesi 'Schalke bitmiş, çok kötüler' haberleri ile ligde kötü olsa da Şampiyonlar Ligi'nde grubu lider bitirmiş, namağlup gelen takımı 3. lig takımına çevirdiler ama sahada görüldüğü üzere Alman takımlarının konsantrasyonu, disiplini ve fiziki gücü üst düzeyde.

Zemin ile ilgili de bir kaç şey söylemek gerek. Bugün Muslera'dan tutun, Hamit'e, Sneijder'e, Drogba'ya kadar bütün takım aşırı zorlandı. Sakatlık çıkmaması sevindirici. Zeminin yeni yapılmış halinin bu olması düşündürücü. Bu sezon böyle gidecek anlaşılan. Galatasaray'ın zemin gibi sisteme de çare bulması gerekiyor. 

İlk maç itibari ile skor, futbol ve zemin istenilen düzeyde değildi. Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi'nde ilk 3 maçta özellikle kendi evinde istediği sonuçları alamayıp son 3 maçta deplasman galibiyetleri ile üst tura çıktığı unutulmamalı. Rövanşta aynısını olmasını umut ediyorum. Sonuçta Galatasaray'ın adının olduğu her yerde umut vardır.



16 Şubat 2013 Cumartesi

Drogba'dan Önce Drogba'dan Sonra




Akhisar Belediyespor maçı öncesi Galatasaray için 'Cuma günü ve Şampiyonlar Ligi öncesi Sendromu' söz konusuydu diyebiliriz. Galatasaray bu sezon Cuma günü oynanan 6 maçın 5'inde puan kaybetmiş, ligde alınan 3 mağlubiyet Cuma günü alınmış, Şampiyonlar Ligi öncesi 6 maçın 4'ünde puan kaybı yaşanmıştı. 

Tekrar bir Şampiyonlar Ligi maçı öncesi Antalyaspor maçındaki 4-2-3-1'den sonra Fatih Terim 4-3-1-2'li dizilişi tercih etti. Zaman zaman Sneijder'in sol çizgiye geçmesi ile 4-4-2'yi de izledik. Akhisar, arkada Sneijder, önlerinde çift forvetli Galatasaray'a karşı beklerini çok iyi kullanarak bir çok pozisyon buldu.  Özellikle Emrah ile Riera'nın kanadı fazlası ile zorlandı ve iyi kapanarak Galatasaray'ı duran toplara ve uzaktan şutlara mahkum etti. Gekas'ın net 2 pozisyonu maçın kader anlarıydı diyebiliriz. Akhisar ne zaman kapanacağını, ne zaman ileri çıkacağını bilerek çok akıllı oynadı. Kendi beklerini de çıkararak Galatasaray'ın iki bekini sürekli zorladı.

Melo'nun yokluğu Galatasaray'ın orta sahadaki agresif, top tutan, oyun kuran, rakibi sindiren oyunundan çok uzak. Yekta'nın bulduğu şansı pek iyi değerlendirdiğini söyleyemeyiz. Kanatlarını kullanamayan, Umut ve Burak gibi aynı tip oyuncular ile ileride top tutamayan Galatasaray, Akhisar'ın agresif futbolu ile birleşince oyun yer yer kilitlendi. Ta ki oyuna Drogba girene kadar. Oyuna girdikten 4 dakika sonra  Drogba, Sneijder, Burak üçlüsünün paslaşmasının son durağında Drogba, 2 defans oyuncusu üzerinden muazzam bir kafa vuruşu ile Galatasaray'ı öne geçirdi. 3 dakika sonra da asisti ile Burak farkı 2'ye çıkarttı. Sonradan oyuna girip 7 dakikada 1 gol 1 asist başarısı pek rastladığımız bir şey değil.

Drogba'nın gol ve asisti dışında oyuna girmesi ile bütün takımın doping almışçasına baskı kurması, hareketlenmesi, hırslanması çok daha önemli aslında. Özellikle Burak, Sneijder ve Selçuk'un performansının gözle görülür derecede artması, goller dışında ilk yarıda girilmediği kadar çok net pozisyonlara girilmesi de Drogba'nın kalitesinin kısa bir fragmanı gibiydi. Hani adeta - Bir gol atıp çıkıcam dedi. Maçı Drogba'dan önce Drogba'dan sonra diye ayırabiliriz. Bunlar dışında şu da çok net belli oluyorki Drogba Galatasaray'ı hemen sahiplenmiş. Coşkusu ve sevinci de çok güzeldi.

Büyük ihtimalle kafalar Schalke maçındaydı ama bu özellikle ilk yarıdaki Galatasaray'ın kötü oyununu affettirmiyor. Sistem değişikliği ve uyum konusu ile birlikte geçiş süreci sıkıntılı olacaktır ama ne kadar çabuk atlatılırsa o kadar iyi. 

Uğur Meleke'nin söylediği gibi Şampiyonlar Ligi'nde maç öncesi Şampiyonlar Liği müziğine alışkın, duyunca tüyleri diken diken olmayacak oyunculara ihtiyaç var. Sneijder ve özellikle Drogba bu tanıma tam uyan isimler. Schalke maçında Şampiyonlar Ligi müziğini duyunca etkilenmeyeceklerdir belki ama yapabilecekleri ile çoğu kişiyi etkileyecekleri kesin. Şimdiden başladılar bile



28 Ocak 2013 Pazartesi

Galatasaray 2 - Beşiktaş 1 | Alışılmadık Maçta Alışılmış Sonuç




Bu sezon genel itibari ile ofansif anlamda başarılı olan ama aynı başarıyı defansif anlamda pek gösteremeyen iki takımın karşılaşmasında bol gol bekleniyordu. 2-1 bitti belki ama beklenildiği gibi çok hareketli, bol pozisyonlu bir maç olmadı. Maça baskı ve golle başlayan Galatasaray bir ara defanstaki son adamı ile ilerideki son adamı arasını 30-40 metreye kadar düşürüp dar alanda oynadı. Emre'nin golünde Umut'un açtığı orta resmen akıllı füze. Emre'de arkaya iyi sarkıp golü attı. Genel itibari ile dikine oynama ve boşa kaçma işlerini daha sık yapsa çok daha fazla pozisyona girecek, pozisyon hazırlayabilecek.

Beşiktaş beklediğimden kötü oynadı. Gol dahil 2 net pozisyonları var. Duran top, korner gibi Beşiktaş'ın çok etkili olduğu organizasyonları de fazlası ile buldular halbuki. Gol de kornerden geldi zaten. Oğuzhan ve Fernandes ikilisi ile orta alanda daha fazla top tutup pozisyon hazırlamak varken Samet Aybaba'nın Mehmet'i 11 başlatması ilginçti. Dentinho kumarı da tutmadı. Bu arada Oğuzhan, Dentinho ve Veli, Beşiktaşlıların sürekli laf ettiği Burak'tan hiçbir farkı yok. Hatta fazlaları var.

İkinci yarıya baskılı başlayıp golü hemen bulması tekrar oyuna ortak etti Beşiktaş'ı. Sneijder ve Engin değişikliği ile Galatasaray çok alışık olmadığı sisteme geçti ama üzerine Melo kırmızı kart gördü. Aynı Galatasaray gibi Sneijder de ilk maçında alışık olmadığı yerde oynadı. Maç bitiminde çağrılmasına rağmen takım ile tribünleri selamlamayan Hakan Balta'yı görünce Sneijder'in içten sevinci insanın hoşuna gidiyor. Takıma alıştıkça, maç kondisyonu arttıkça Sneijder kendisini gösterecektir. Orta sahada kalabalık olan ve Beşiktaş'ın baskı kurmasına izin vermeyen, yarım saat 10 kişi oynayan Galatasaray gene de pozisyonlar buldu ama farkı arttıramadı. 

Burak yerine Umut tercihi ile bekleyen değil basan bir forvet hattı vardı ve doğru bir hamleydi. Sabri için de bir kaç kelam etmek gerekir. Türkiye futbol tarihi boyunca akıllarınca bu denli dalga geçilen, aşağılanan, küfredilen ama kimseye kötülüğü dokunmayan başka bir oyuncu yoktur sanırım. Dünde elinden geldiğince savaştı. Çoğu zaman sağ kanatta etkili oldu. 

Sneijder transferi ile Galatasaray taktik anlamda bir değişim gösterecek. Bu değişimde zor ve sancılı anlar olacaktır ama tam anlamı ile oturduğunda mutlaka olumlu etki fark edilecek. Riera'nın gol atmasına sevindim. Bekteki devşirme rolünü elinden geldiğince yapmaya çalışıyor. Semih'in gene çok kritik müdahaleleri vardı. Elmander'in presi çok değerli ama henüz tam olarak istenilen düzeyde değil. Hamit özellikle çizgide çok yalnız kalıyor. Risk alan bir yapısı olduğu için bazı hatalarda fazla tepki çekiyor ama dünde ayakta kalan, savaşan, topu ileriye taşıyan nadir oyunculardandı. 

Hak edilen bir derbi galibiyeti ile puan farkı 5'e çıktı. Zor fikstür için çok değerli ama lig maratonu daha çok uzun. Yazıyı İmparator'a baş sağlığı dileyerek sonlandıralım.




25 Ocak 2013 Cuma

Wesley Sneijder Transferi



Günlerce süren belirsizliklerden sonra Sneijder sonunda Galatasaray'a imza attı. 15 gün boyunca Türkiye'de bir transfer döneminde karşılaşılan bütün klişeler (hatta daha fazlası) yaşandı. Sneijder, kağıt üzerinde Galatasaray'ın sorun yaşadığı konulara ilaç olabilecek en iyi isimlerin başında geliyor. Bütün arzumuz ve isteğimiz bu beklentinin sadece kağıt üzerinde kalmaması. Sneijder transferi psikolojik olarak büyük bir artı yaptı. Psikoloji önemli ama sahada her şeyi psikoloji yapmıyor ne yazık ki.

Para konusu gereksiz büyütülen, konuşulan ayrıntı. Elbette Sneijder gibi üst düzey bir oyuncu belirli şartlarda gelecekti. Geçen sezon genel olarak hissedilen, bu yıl ise bazı maçlarda hat safhaya çıkan ofansif anlamda yaratıcı eksikliği, pozisyon alternatifi üretmede yaşanan sıkıntıyı, kapalı savunmaları açma sorununu gidermek açısından Sneijder nokta atışı olabilecek bir oyuncu. 4-4-2 sisteminde bu sene özellikle kanat oyuncularının formsuzluğu, Melo - Selçuk ikilisinin geçen seneye göre daha düşük performans göstermesi daha yumuşak bir orta sahaya neden oldu. Sneijder bu sorunlara çare olabilecek, Burak ve Umut gibi pasa bağlı forvetlerin performansını direkt etkileyebilecek bir oyuncu.

Sistemin değişimi de söz konusu. 4-4-2'den 4-2-3-1, 4-1-4-1' ya da 4-3-1-2'ye dönülmesi muhtemel. Sistem değişikliğini geçen sene desteklemezdim ama bu sene performans ve Sneijder transferi sonrası destekliyorum. Taktiksel değişikliklerden Galatasaray'a en uygun olaranı 4-2-3-1 gibi gözüküyor. 4lü savunma önünde Melo ve Selçuk ikilisi. Selçuk'un geriden oyun kurma görevine özellikle geçen seneki formu ile Melo'nun rakibi karşılaması ve rakibe baskısı önemli. ileride Amrabat(Emre) - Sneijder - Hamit üçlüsü, önlerinde de tek forvet. Sneijder gerçek bir 10 numara ve Galatasaray'ın değiştireceği sistemi bilen bir oyuncu. Taktiksel anlamda geçiş süreci sancılı ve sorunlu olabilir. Beklerin performansı da önemli. Geçen seneki gibi formda bir Eboue ve iyi bir sol bek transferi ile bu sistemde Galatasaray, Sneijder'i tam verimi ile kullanabilir.

Bu yıl Hamit'e yapılanlar umarım Sneijder'e yapılmaz. Sneijder idmanlara katılıyordu ama maç kondisyonu tam değil. Yepyeni bir ülkeye, takıma, şehire geliyor. Mutlaka bir uyum süreci olacaktır. Hemen İnter'de Mourinho önderliğindeki performansına ulaşmasını beklemek hata olur. 

Adam eksiltebilen, iki ayağını da kullanabilen, frikiklerde etkili olan, 'al da at' pasları konusunda başarılı olan Sneijder'in yapacağı katkılar çok değerli. Uzun bir süre sonra beni bu kadar heyecanlandıran bir transfer olmamıştı. Umarım sakatlık vb durumlar yaşamaz ve uzun yıllar başarılı bir şekilde Parçalıyı giyip kupalar kaldırır.

Wesley Sneijder - Frank Rijkaard


15 Ocak 2013 Salı

Sneijder Transferi ve Kriz Yönetimi




Ne Türkiye'ye ilk kez bir yıldız geliyor ne de Galatasaray ilk kez bir yıldız transferi yapıyor. Sneijder transferi sürecinde 1 hafta geride kaldı. İlk gün olduğu gibi bugünde bir bekleyiş hakim. İş artık paranoyaya dönmüş durumda. Gecenin köründe ortada bir şey yokken bir kaç kendini bilmezin sözüyle hava alanına gelmeyen oyuncuyu karşılamaya gidiliyor.

Bunda krize dönen bu sürecin tam olarak yönetilememesinin de payı var. Galatasaray resmi internet sitesi Ünal Aysal'ın 'Sneijder transferi %95 bitti' haberi yalanlanıyor, yarım saat sonra Başkan yardımcısı Refik Arkan, Sneijder'in teklifi %95 kabul edeceğini açıklıyor. Bir diğer yönetici 'kararını 24 saat içinde verecek' derken diğeri 'bence gelmeyecek' diyor. Tam umutlar tükenirken Abdurrahim Albayrak bir TV kanalına çıkıp 'Sneijder yeni Hagi olmak istiyorum dedi' diye açıklama yapıyor. Daha yönetimin içinde bir standart, ağız birliği ve soğukkanlılık yokken taraftarların ne yapmasını bekliyorsunuz? Bir umut karşılamaya giderler işte.

Galatasaray'ın acilen transfer yapması gerekiyor. Sol beke ve stopere ciddi ihtiyaç var. Şu anki stoperlerin yedeği Gökhan Zan. Sol bekte devşirme Riera dışında güven veren yok. Ama transfer dönemi açıldığından beri bu bölgelere somut bir adım görmedik. Sneijder transferinin beklendiği, olayın saçma sapan bir hal aldığı şu son günlerde başka bir somut transfer adımı atılsa hem yönetim hem de taraftar rahatlayacak, baskı azalacak, konu değişecekti. İnsanlar neyi beklediğini de bilmiyor. Inter ile Sneijder arasında sorun mu var, Sneijder gelmek mi istemiyor, Sneijder mi istenmiyor. Her kafadan bir ses var ve bu çok sesliliğe yönetimde katılmış durumda.

Millet olarak ani galeyana gelen parlayan bir yapımız var. Bu bir gerçek. Kulüp ile birlikte oyuncu ile de anlaşıldıktan sonra KAP'a bildirim yapılması çok daha sağlıklı olurdu. Türk basını reyting uğruna ortalığı karıştırmayı beklerken yöneticilerin buna zemin hazırlaması da beklentiyi, stresi ve gerginliği arttırdı.

3 gün sonra lig başlıyor. Çoğu kişi yeter be gelmezse gelmesin deyip, 5 dakika sonra resmi siteyi yeniliyor. İçten içe gelmesini istiyor. Gelir mi gelmez mi bilmiyorum ama bir an önce bu işin sonunun gelmesi gerekiyor. 

13 Ocak 2013 Pazar

Sneijder Çıkmazı






Son 3-4 gündür Sneijder haberleri ile yaşıyor insanlar adeta. Geldi, gelecek, anlaşıldı, ailesi ile görüşüyor, menajeri yalanlamış, her şey tamam imaj hakları kaldı, uçak bileti alındı derken Pescara ile oynanan maç sonrası Sneijder konuştu ve acele karar vermek istemediğini, transfer döneminin kapanmasına daha 2 hafta olduğunu açıkladı.
 
Transferin kapanmasına 2 hafta zaman olabilir ama Galatasaray'ın beklemek için fazla zamanı yok. Haftaya ligler başlıyor. Sneijder idmanlara katılıyor olabilir ama maç kondisyonu eksik durumda ve uyum konusu da var. Artık bir an önce bu transferin sonuçlandırılması gerekiyor. Inter başkanı Moratti'de bir nevi Sneijder'e rest çekerek ya gider ya da Inter'de kalır dedi.
 
Sneijder'den bahsetmiştik. Kalitesine diyecek hiçbir şey yok. Ama Türkiye'ye gelmeyi son çare olarak gören, daha cazip bir yerden (İngiltere dedikoduları revaçta) teklif almayı bekleyen, isteksiz bir görüntü sergileyip oyalayan oyuncu başarılı olur mu insan düşünmeden edemiyor. 15 Ocak'a kadar Sneijder'e zaman verildiği konuşuluyor. Özellikle son açıklamasından sonra (geç bile kalındı) alternatiflere yönelmek gerekir. Sneijder'e kızılması da doğru değil. Sonuçta kendisi için en iyisini istiyor. Türkiye bu tarz oyuncular için vitrin değil elbette. Daha üst düzey bir ligde oynamak ilk tercihi. İlk etapta Türkiye yerine İngiltere, İspanya, Almanya, Fransa gibi ligleri istemesi çok normal. Olayın biraz romantikleşmesi de her zaman olduğu gibi aşırı beklentiye girilmesi. Çok ani parlayan, tepkiler veren bir milletiz. Medyayı ve duyumcuları da unutmamak gerek.
 
Sneijder için bir kaç seçenek var. İlki çok daha az paraya İnter'de devam etmekti ama Moratti'nin son açıklamasından sonra bu seçenek pek mümkün değil gibi. Olsa bile yatmaya devam edecek. İkinci seçenek Galatasaray. Üçüncü seçenek Rusya veya muadili çok yüksek para verebilecek bir kulüp ve son seçenek olarak transferin önündeki en büyük engel olan İngiltere beklentisi. İngiltere'nin büyük kulüplerinden teklif bekliyor ve belli ki şu ana kadar istediği teklifi almış değil. 2 hafta zaman istiyor. 2 hafta sonra gelmiyorum dediği an transfer dönemini bitirmiş olur ve Galatasaray'ı zor durumda bırakır. Manevi çöküntü de söz konusu.
 
Yönetimi Shaqiri ve Podolski konularında çok eleştirmiştim. İkisi alınsa büyük ihtimalle Muslera gibi uzun süredir kanayan yaraya ilaç olacaklardı. Sürekli reklam yapıp icraat yapmayınca elden kaçtılar. Sneijder konusunda da kulüp ile anlaşıp, oyuncu ikna edildikten sonra Kap'a bildirim yapılması daha sağlıklı olurdu. Genede gelişme söz konusu. Kulüp ile her konuda anlaşılıp (hatta 15 Ocak'a kadar protokol imzalandığı ortaya çıktı) oyuncuya da maddi anlamda istediği bütün şartlar sunuldu ve kararı bekleniyor. İşi buralara getirmek bile bir başarıdır. Başta İtalya ve Hollanda basını olmak üzere çoğu yerde sürekli Galatasaray adı dönüyor. Evet derse zaten transfer olacak. Hayır derse de yönetim biz kulüp ile anlaştık, oyuncuya da istediği şartları sunduk ama Türkiye'ye gelmek istemedi denecek. 
 
Sneijder'e alternatif düşünülmemesi ve transfer ihtiyacı olan diğer mevkiler ile ilgili çalışma olmaması çok büyük bir hata olur. Ujfalusi'nin en az 1 ay daha sahalardan uzak kalacağını düşünürsek, Galatasaray devre arası transfer sezonunu sadece Sneijder ile geçiştiriyorsa sıkıntı yaşama olasılığı çok yüksek. Kesinlikle 1 sol bek transferi yapılmalı. Uzun vadede stopere de ihtiyaç söz konusu.
 
Sneijder İngiltere'nin büyük takımlarından teklif, Galatasaray da Sneijder'den haber bekliyor. Çok büyük bir futbolcu ama Galatasaray'dan büyük değil. En geç pazartesi gününe kadar süre tanınmalı, olmuyorsa alternatiflere yönelmeli yönetim. Melo'nun bu sezon öncesi menajeri ile yaptıkları ortada. Yönetim alternatif düşünmediği için zor durumda kalmıştı. Bu sefer aynı hataya düşmemek gerek.
 
Bu transfer hikayesi çoktan Forlan, Shaqiri ve Podolski hikayelerini geçti. Büyük oyuncuları transfer etmekte büyük sıkıntı. Türkiye için düşünürsek, Sneijder'e burun kıvırmak pek mümkün değil. Takım içi dengeler gereksiz büyütülen ayrıntı. Barcelona'da da Messi ile Adriano aynı parayı almıyor elbette. Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu, İtalya ligi şampiyonluğu yaşamış, Milli Takım ile Dünya ikincisi olmuş ve kaptanlık yapmış dünya klasındaki bir oyuncu elbette bazı yüksek şartlar isteyecektir.
 
Bu çıkmaz nasıl sonuçlanır bilemiyorum süreç uzadıkça sıkıntı, stres de artıyor. Bu yüzden bir an önce sonuçlanmalı. 



10 Ocak 2013 Perşembe

Devre Arası Transfer Dönemi ve Sneijder Konusu




Devre arasını değerlendirirken eksikliklerden bahsetmiştik. İlk etapta geçici değil kalıcı bir çözüm yaratması adına sol bek ve ofansif anlamda yaratıcı bir futbolcu transferinin yapılması gerektiği malum. Ünal Aysal'ın açıkladığı isimler, Carlinhos, Chadli ve Sneijder. Sneijder'i sona yazdım çünkü gelmesini en çok istediğim oyuncu olmasıyla birlikte atılan en somut adım konumunda.

Oyuncunun transferi için İnter kulübü ile anlaşıldı. Bülent Tulun'un yaptığı açıklamaya göre geriye sadece Sneijder'in 'evet' demesi kaldı. Ücretinde indirime gitmediği için İnter ile sözleşme yenilemeyen Sneijder'in gelme ihtimali bile birkaç günde insanları adeta delirtmiş durumda. Forma numarasının gereklilerini yerine getiren bir oyuncu. Tam anlamı ile komple bir 10 numara. Oyun kurma, yaratıcılık, pas, şut ve duran toplardaki yetenekleri ile Galatasaray'a ilaç olabilecek, her takımın sahip olmak isteyeceği türden kendi mevkisinde faal olarak futbol oynayan en iyi 10 oyuncudan bir tanesi bana göre. 

Bazı oyuncular için, 'kötü oynar, 89 dakika adeta sahada yoktur ama 90. dakikada şapkadan tavşan çıkartır ve maçı kazandırır' derler. Sneijder bu tarz bir oyuncu. Alacağı paranın takım içi dengeleri bozacağı konuşuluyor. Gelirse takım içi dengeleri bilmem ama bazı başka dengeler bozulur. Çok yönlü bir oyuncu ve inanılmaz bir pasör. Ajax altyapısının nadide örneklerinden. Real Madrid'den sonra Mourinho'nun isteği ile İnter gibi Sneijder de 2009/2010 sezonunu mükemmel geçirmişti. Olası transferi halinde 4-4-2 sisteminde oynayan Galatasaray'ın 4-4-1-1, 4-2-3-1, 4-3-3 sistemlerine geçme ihtimali yüksek. 

KAP'a bildirmek transfer etmek demek değil. Galatasaraylıların KAP ile kötü hatıraları var. Daha önce bildirilip transfer edilmeyen oyuncular olmuştu. Beklentiler gene çok yüksek. Transfer gerçekleşmezse hayal kırıklığı da aynı şekilde olur. Orta sahaya bir transfer gerekiyor. Bu Sneijder olursa yapılabilecek en iyi ve akıllıca transfer olur.

Transfer için adı geçen diğer isim Carlinhos ve Chadli. Her ne kadar Chadli, Sneijder'in alternatifi gibi dursa da bugün öğleden sonra Milan yönetimi Galatasaray'ın Boateng için teklif yaptığını ve teklifin reddedildiğini açıkladı. Sol bek transferi sadece bu senenin değil neredeyse 2 senedir beklenilen bir transfer. Riera'nın sürpriz performansı ile yama yapılmış durumda ama gerçek bir sol beke ihtiyaç var. Böylece Riera'dan sol açıkta da faydanılabilir.

Gelecek kadar gidecek oyuncular da önemli. Ceyhun Kayserispor'a kiralandı. Aynı şekilde Furkan'ın da kiralanacağı dedikodular arasında. Sezon başından beri şans bulamayan Baros ile de artık yollar ayrılmalı. Sezon başındaki sakatlığı ile sadece bir defans oyuncusu olmadığı anlaşılan Ujfalusi'nin sakatlığının tam olarak geçmesi ve form tutması için en az 4-6 hafta gerek. Sezon sonuna doğru aksilik olmazsa dönecektir ama gelecek sezon için yerli statüsünü de düşünerek yerli bir stoper transferi mantıklı bir hamle olacaktır.

Sneijder'in 1-2 gün içerisinde karar vermesi bekleniyor. Umarım sonunda Galatasaraylıların mutlu olacağı kararı verir ve parçalıyı giyer.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Beğen