Chelsea etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Chelsea etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mayıs 2013 Cuma

Danke Drogba!



Geçen seneki Şampiyonlar Ligi finali sonrası Bayern Münih tesisleri.
(Foto Fatih Demireli'nin twitterından alınmıştır)

31 Ocak 2013 Perşembe

Didier Drogba Transferi




Futbolu yakından takip eden birisine faal olarak oynamaya devam eden Dünya'nın en iyi forvetleri kimler deseniz ilk 5 isim içerisinde muhtemelen Drogba'yı da söyleyecektir. Ercan Taner'in Hakan Şükür'ün Leeds United'a attığı gol sonrası bir ifadesi vardı; 'Alman, İtalyan, İngiliz, İspanyol hiç fark etmez' diye. Drogba içinde yerden, havadan, sağdan, soldan, gelişine, hiç fark etmez. Gerçek anlamda tam bir santrafor. Müthiş fiziğini safkan golcülüğü, oyun zekası ve liderliği ile birleştiren 'Mavi Fil', özellikle Şampiyonlar Ligi'nde çok şey yapabilecek bir futbolcu.

Mourinho'nun 'Attığı her gole, son golü gibi seviniyor' dediği Drogba, Marsilya ve Chelsea'de taraftarlarının sevgilisi olmuş, Chelsea'de yedek kaldığı dönemde Marsilya taraftarı onun geri dönmesi için 1.5 milyon Euro civarı para toplamıştı. 

Geçen sene Bayern Münih ile Chelsea arasında oynanan Şampiyonlar Ligi finalinde yeri geldi sol bek oynadı, yeri geldi stoper oynadı, yeri geldi forvet oynadı, uzatmada golü attı, penaltılarda kupayı kaldırttı. 

Türkiye'de yapılan en büyük transferdir benim gözümde. Marsilya ile başlayan kariyer yükselişi Chelsea ile zirve yaptı ve Chelsea'nin efsanelerinden birisi oldu. Jose Mourinho'nun Chelsea'nin başına geçtiğinde ısrarla istediği ve 'her zaman kalbimin yakınında olacak' dediği Drogba'nın artık Parçalı için ter dökecek olması heyecan verici.

Yaş ve para konusu konuşmaya değmez bile. Bu takımda daha bir kaç sene öncesine kadar Stancu'ya 5-6 milyon Eurolar veriliyordu. Drogba bonservissiz geliyor ve alacağı ücret, daha önce verilen gereksiz paralar göz önüne alındığında hiçbir şey. Ciddi sakatlık yaşamadığı sürece Türkiye'de 2-3 sene üst düzey performans göstereceğini düşünüyorum.

Kapak olduğu TİME dergisi tarafından '21. Yüzyılın En Etkili 100 Kişisi' listesine de giren Drogba, futbolda olduğu gibi futbol dışında da çok büyük işlere imza atmış durumda. Kurduğu vakıf ile reklam ve sponsorluklardan kazandığı paraları hayır işlerinde kullanıyor.

Yeteneği, tecrübesi, kalitesi, kazanma hırsı ile kimsenin burun kıvıramayacağı bir isim Drogba. Umarım sakatlık yaşamadan uzun yıllar Galatasaray forması giyer ve kupalar kaldırır. 

Yazıyı Drogba'nın bir kaç sözü ile sonlandıralım; 

''Kazandığımızda bize tecrübeli, kaybettiğimizde yaşlı diyorlar. Futbol hiç adil değil''

''En mutlu olduğum ya da dibe vurduğum zamanlarda taraftarı düşünürüm. Çünkü benim işim onlarla''

''Ailem beni mütevazı biri olarak yetiştirdi. Arkadaşlarım da bana bir yıldız gibi değil, gerçek bir dost gibi yaklaştı. Saygımı hiçbir zaman yitirmedim. Bu nedenle küstah biri olmadım''

(Drogba'nın sözleri Çağrı Develioğlu'nun yazısından alıntıdır)

28 Kasım 2012 Çarşamba

Barcelona Soyunma Odasından


İspanyol gazetesi Marca'nın yayınladığı fotoğraflar 2011/2012 sezonu Şampiyonlar Ligi Yarı Finali'nde Chelsea ile 2-2 berabere kalarak elenilen maç sonrası Barcelona soyunma odasından. 






İniesta

Messi

Puyol





23 Kasım 2012 Cuma

Matteo'nun Gidişi Benitez'in Gelişi



Futbolun endüstriyelleşmesine en güzel örnekleri son yıllarda İngiltere'de görüyoruz. Chelsea'nin sahibi Abramovich'in kovduğu hocalara ödediği tazminat yaklaşık 40 milyon Sterlin. Aldığı oyunculara ödediği bonservisi düşünün bir de. Geçici olarak göreve gelmesine rağmen FA Cup ile Şampiyonlar Ligi Kupası'nı kazanan Roberto Di Matteo'nun ayrılmasını duygusala bağlıyor insan ister istemez. İki kupa kazansa da, iki mağlubiyette gönderilmek hayata çok benzeyen futbolun acı yüzü. 

Matteo'nun yerine Rafa Benitez getirildi. Liverpool ile yaşanan Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu başarısı ligde yaşanmayınca Benitez, İnter'in yolunu tutmuştu. Kötü sonuçlar İnter macerasının da kısa sürmesine neden oldu. Şimdi Chelsea'nin teknik direktörü. Alacağı kupa sayısının mı, yoksa kaybedeceği maç sayısının mı sayılması gerektiği konusunda şüpheliyim. Keza Chelsea'de ikinci şık dikkate alınıyor.


1 Eylül 2012 Cumartesi

Chelsea 1 - Atletico Madrid 4 | Safkan!




Şampiyonlar Ligi şampiyonu Chelsea ile Avrupa Ligi şampiyonu Atletico Madrid arasında oynanan Süper Kupa maçını 4-1 ile Atletico Madrid kazandı. Hak eden kazandı.

İki takımın oynadığı futbol ile hırslarına ve azimlerine bakacak olursak, Madrid finale, Chelsea hazırlık maçına gelmiş gibiydi. Atletico Madrid maçı başından sonuna kadar domine etti. Topun olduğu yere anında pres yapıp, en kısa sürede topu kazanıp, en hızlı şekilde rakip kaleye gidiyorlar. Fizik-kondisyon açısından harika durumdalar. Chelsea daha ne olduğunu anlayamadan kalelerinde ciddi pozisyonlar ile birlikte golü de gördüler. Madrid'e 45 dakika yetti. Hem Avrupa Ligi'ni hem de Süper Kupa'yı çok rahat kazandılar.

Bilbao maçında formda olduğunu gösteren Falcao, Chelsea'ye de tek başına yetti. Gerçekten inanılmaz bir oyuncu. Safkan bir santrafor. Hava toplarındaki etkisi, her iki ayağını da kullanabilmesi, ikili mücadelelerde yıkılmaması... Golü kokluyor, buluyor, atıyor, durdurulamıyor. Onu izlemek büyük keyif. Üç golü yanı sıra iki topu da direkten döndü.

Maçın son saniyelerine kadar Arda'yı pres yapıp, depar atarken görüyorsak Atleticolu diğer oyuncuları siz düşünün. Arda mental açıdan olduğu kadar, fiziki açıdan da kendisini geliştirmiş. Diego'nun ayrılması ona çok yaramış durumda. Üçüncü golde asisti güzeldi. Diğer pasında Adrian gol yapamadı. Maçın son anlarında ise Emre'nin pasında David Luiz araya girmese 5. gol belki de Arda'dan gelecekti. Sonradan oyuna dahil olan Cristian Rodríguez kısa sürede kalitesini gösterdi. Atletico Madrid çok iyi yapılanıyor ve çok tehlikeli bir takım olmuş durumdalar.


24 Mayıs 2012 Perşembe

Torres: Oynamıyorum!

Şampiyonlar Ligi finalinde penaltılar sonucu kupayı kazanan Chelsea'de, Fernando Torres'in penaltı atmayacağını öğrendiği anki tepkisi. 'Oynamıyorum ben' der gibi. Di Matteo teselli etmeye çalışıyor ama nafile.


25 Nisan 2012 Çarşamba

Barcelona 2 - Chelsea 2 | Efsane







Barcelona için zor bir hafta olmuştu. Önce Chelsea deplasmanında 1-0 kaybedilen ilk maç ve ardından Nou Camp'ta Real Madrid'e yenilip La Liga şampiyonluğunu büyük ölçüde kaybetmeleri şokun etkisini azaltmak için Şampiyonlar Ligi'ne sarılmaları demekti. Biraz futbol takip eden herkes Chelsea'nin tamamen kapanacağını, Barcelona'nın tek kale pas manyağı yapacağını tahmin edebilirdi. Maç öncesi Guardiola iddialı konuştuğu gibi sabırlı olmaları gerektiğinden de bahsetti. Di Matteo ise finale gitmeleri için mutlaka Nou Camp'ta gol atmaları gerektiğinden bahsetti ki çok haklıydı. 


Maçın başlamasıyla beraber alışık olduğumuz Barcelona oyunu da başladı. Orta sahada bol pas yapıp tüm hatları ile Chelsea sahasına yüklendiler. Messi ile kaçan pozisyonlardan sonra 35. dakikada ceza sahası içinde soldan gelen pasta Busquets boş pozisyonda topu boş kaleye göndererek durumu 1-0 yaptı. Zaten bir stoperi maç başında sakatlanan Chelsea, kaptan Terry'nin Sanchez'e topsuz alanda yaptığı hareket ile 10 kişi kaldı ve ikinci stoperini de kaybettti. Terry'nin şaşkınlığı kırmızı kart görmesi değil, hakemlerin yaptığı hareketi fark etmesiydi. Zaten maç sonu kendisi de kartın haklı olduğunu söyledi. 1-0 öne geçip, üstüne bir de Terry'nin atılması ile Barcelona daha da yüklendi ve İniesta'nın ayağından tam bir Barcelona golü ile farkı ikiye çıkarttılar. Tam devre 2-0 biter, Barcelona ikinci yarı 4-5 yapar derken maçın başından beri ilk kez doğru dürüst gelebilen Chelsea, Lampard'ın güzel pası ile defansın arkasına sarkan Ramires'in harika aşırtmasıyla ile durumu 2-1yaptı. Bu gol Chelsea'nin direnci açısından çok önemliydi, çünkü Barcelona'ya karşı atılan deplasman golünün önemi daha da büyük. 






İkinci yarının başlaması ile birlikte son yıllardaki en ilginç maçlardan birini izledik. 10 kişi kapanan, adeta takım otobüsünü kale önüne çeken Chelsea, neredeyse Valdes ile rakip sahaya yüklenen bir Barcelona vardı. Tek forvet oynayan ve yardım alamayan Drogba bile 50-60 metreden şutlar çekip, bir sol beke bir sağ beke gelip top çıkartmaya çalıştı. 49. dakikada kazanılan penaltı atışında topun başına geçen Messi penaltı atışından yararlanamadı ve oynadığı 8. Chelsea maçında yine golünü atamadı. Topla oynama oranı neredeyse %80'i bulan Barcelona ne yaptıysa takım otobüsünü çekemedi kale önünden. 1 stoperi sakatlanıp çıkan, diğer stoperi ve kaptanı da kırmızı kart gören Chelsea'nin başka türlü oynama şansı da yoktu zaten. Oyun kurmayı, organize atak yapmayı bırakın, Chelseali futbolcuların tek amaçları ve yapabildikleri topu kendi ceza sahalarından uzaklaştırabildikleri kadar uzaklaştırmak oldu. Sıkışan oyunu açamayan Barcelona fazla uzaktan şutta denemedi.  Ender denemelerinde Messi gene direğe takıldı. Sol bek, sağ bek, bazen stoper, çoğu zaman orta saha ve birazda forvet oynayan ama harika savaşan Drogba'nın yerine oyuna giren Torres'in attığı gol ile gene futbolun yazılı olmayan kuralı işledi; atamayana attılar. 






Maç aslında birazda hafta sonu oynanan Galatasaray - Fenerbahçe maçına benzedi. O maçta da özellikle ikinci yarı tek kale bir maç vardı. Galatasaray ne yaptı ise ikinci golü bulamamış, sonradan oyuna giren Stoch'un golü ile Fenerbahçe maçı kazanmıştı.


Hakemler ile ilgili bir kaç şey söylememek olmaz. Gerçekten çok iyi maç yönettiler. Terry'nin kırmızı kartı çok netti. Barcelona'ya verilen penaltı verilmeye de bilirdi ama yan hakemine uydu ve verdi Cüneyt Çakır. İkinci yarıda durum 2-1 iken Barcelona'nın ofsayt nedeni ile verilmeyen golü de doğru karardı. Cüneyt Çakır ve yardımcıları çok iyi maç çıkarttı ama aynı performansı ne yazık ki Türkiye liglerindeki maçlarda izleyemiyoruz.


Maçta her şey vardı. Goller, kaçan pozisyonlar, kırmızı kart, penaltı, ofsayt, direkler, sol bek dahi oynayan Drogba, Barcelona'nın son adamının Chelsea ceza sahası çevresinde olması ve Torres'in gol atması! Herşeyiyle efsane, unutulmayacak bir maç oldu ve Chelsea, 2009'daki maçın intikamı almış oldu. 


Maçla ilgili manşet ise The Sun gazetesinden geliyor,


Terry atıldı, Messi penaltı kaçırdı, Chelsea Sampiyonlar Ligi'nde finale kaldı. Ama daha inanılmaz olanı; Torres Gol Attı!



Bu arada 'O Adam' yine oradaydı!






31 Aralık 2011 Cumartesi

Hulk İçin 84 Milyon Pound




Daily Mail'in haberi göre, Manchester City ve Manchester United ile baş edemeyen Villas-Boas, eski öğrencisi Hulk'u istiyor. Hulk'un sözleşmesindeki serbest kalma bedeli 100 Milyon Pound. Chelsea'nin teklif etmeyi düşündüğü rakam 84 Milyon Pound, yani yaklaşık 249 Milyon TL. Eğer bu transfer gerçekleşirse, 2009 yılında 80 Milyon Pound'a Real Madrid'e transfer olan ve Dünyanın en pahalı futbolcusu ünvanını elinde bulunduran Ronaldo'yu da geçecek.


Adeta futbolcu fabrikası olarak çalışan ve scouting işini dünyada en iyi yapan kulüp olan Porto bu sezon başında Falcao'yu 40 milyon Euro bedelle Atletico Madrid'e satmıştı. Teknik Direktörleri Villas-Boas'ı da Chelsea'ye göndermişlerdi.

16 Aralık 2011 Cuma

Darth Cech

Chelsea'nin tecrübeli kalecisi Cech'in 2009 yılından bu yana yaşadığı değişim ve sürpriz final

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Beğen