Gaziantepspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gaziantepspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2013 Pazar

2008...Sivas...2013...Gaziantep...Galatasaray...Şampiyonluk



Geçen hafta Elazığ galibiyeti ve Fenerbahçe'nin Gençlerbirliği mağlubiyeti ile avantaj daha da arttı. Gaziantep deplasmanını uzun süredir 2008'deki Sivasspor deplasmanına benzetiyorum. Müthiş maçı 5-3 kazanmış ve şampiyonluk yolunda çok zor bir viraj dönmüştük. Aynı havanın, kenetlenmenin oluşması, şampiyonluk öncesi aynı zorluktaki deplasman. O dönem Sivasspor teknik direktörü Bülent Uygun'du. Şimdilerde Gaziantepspor'un başında gene Bülent Uygun var. 

Çok zor bir deplasman. Gaziantepspor düşmemeye oynuyor ve iyi de oynuyor. Son yıllarda Gaziantep performansımız da pek iyi de değil. İşi daha fazla uzatmaya gerek yok. Gaziantepspor maçını kazanırsak içeride Sivasspor'a karşı şampiyonluk maçına çıkacağız. Allah utandırmasın.


2 Aralık 2012 Pazar

Galatasaray 1 - Gaziantepspor 1 | Ezber




Galatasaray bir kez daha Şampiyonlar Ligi maçı öncesi puan kaybetti. Tek bir kelime ile Galatasaray'ı tanımla deseler 'ezber' derim. Çünkü Galatasaray'ın her şeyi ezber olmaya başladı. Puan kayıpları da, oyunu da, oyuncu değişiklikleri de, yediği goller hatta istatistikler de.

Topla fazla oynanması kesinlikle göz boyuyor. Kendi sahasında defansın top çevirmesi, eğer topu ileriye taşıyamıyor, pozisyona giremiyorsanız, atak organizasyonlarınız başlamadan bitiyorsa gereksiz bir ayrıntı. İlk yarıda Amrabat tamamen zarardı. Pas atamıyor, orta açamıyor, adam geçemiyor, şut çekemiyor, pozisyon hazırlayamıyor... Bir de üstüne arkasındaki Riera ile de anlaşamayınca geriye bir şey kalmıyor zaten. İlk yarı Riera mı sol açık, Amrabat mı anlaşılamadı. Amrabat'tan takımı atağa kaldırması, pozisyona sokması beklenilirken O sürekli aldığı topları ezip geriye oynadı. Takımdan gönderilmesi istenen, bir anda istenmeyen adam olan Riera'nın formu gerçekten takdire şayan. Sol kanatta işler böyleyken, sağ kanatta da tam tersi durum var. Hamit insiyatif alıp bir şeyler yapmaya çalışıyor ama Eboue çok az yardıma geliyor. İkinci yarı bindirmelerini sıklaştırdı ve golün asistini de yaptı. 

4-4-2 sistemini her şartta savunan biri oldum ama Galatasaray 4-4-2'yi oynayamıyor. Burak Yılmaz üst üste 6. maçta iç sahada gol atıp Hakan Şükür'ün rekorunu kırsa da, Elmander'in top indirmesi, partnerini pozisyona sokması, rakip defansı zorlamasını Burak ve Umut birlikte dahi yapamıyor. Bu yüzden çift forvet sisteminde yazılacak ilk isim Elmander. İmparator da artık farklı  sistemleri denemeli. 

Geçen sene Galatasaray'ın yaşadığı en büyük sorun yaratıcılık eksikliği ve atak organizasyonlarının kısırlığıydı. Ama takım oyunu, takım savunması ve duran toplardaki başarı bu eksikliği gideriyordu. Bu sene eksiklikler aynen devam ediyor. Bir de üzerine takım savunması ve takım oyununda da problemler mevcut. 

Bir klişe olan 'akıllar Avrupa maçındaydı' mıydı bilinmez ama Galatasaray kendisinde değil.

5 Şubat 2012 Pazar

Gaziantepspor 1 - Galatasaray 2 | Sistem

Antalyaspor maçından sonra kaybettiğimiz 2 puan ve kırmızı kart gören Baros, Fatih Terim'de bir şeyleri harekete geçirmiş olacak ki 4-4-2 dizilişi ile çıktık.






4-4-2 konusunda Elmander'e katılıyorum. Zaten sürekli yazıyorduk. Bu kadro yapısı, 4-4-2'ye daha uygun. Sadece elde 'gerçek' kanat(lar) olmadığı için, Baros'un da yokluğunda mecburiyetten tek forvet oynuyorduk. Necati transferi ile tekrar çift forvetli sisteme döndük. Sağ bekte Sabri, solda Hakan, göbekte Ujfalusi ve Semih, sağ kanatta Emre, sol da Engin, ortada Melo ve Selçuk, önlerinde de Elmander ve Necati 11'i ile sahadaydık. Gaziantepspor'un yeni teknik direktörü olan Hikmet Karaman bu tarz vitrin maçlarını seven bir hoca. Geçen senelerde Manisaspor ile Galatasaray'ı yendiği zaman Avrupa Kupası kazanmış edası ile TV'de programlara çıkıp canlı Football Manager uygulaması yapmışlığı var. Orta sahayı kalabalık tutup, solda Sosa, sağda Popov, önlerinde de Cenk ile başladı. Popov ligde begendiğim kanat oyuncularından birisi açıkçası. Türkiye Ligi için ideal bir oyuncu. Sağ kanada adam ararken düşünebilirdik.






Yaklaşık 5 yıl aradan sonra tekrar Galatasaray forması ile 100. lig maçına çıkan Necati, kondisyon ve lig tecrübesi olan bir oyuncu olduğu için ilk 11 başlamasına şahsen şaşırmadım. 4-4-2'ye dönmemiz ile beraber önemli olan kanatların etkisiydi. Maç çok sakin ve zevksiz başladı. İlk 25 dakika iki takımda orta sahada topa sahip olmaya çalıştı. Cılız 1-2 şut dışında fazla bir şey izleyemedik. Dany Elmander'i, Semih de Cenk'i iyi marke edip adım attırmadı o dakikaya kadar. Ama 25. dakikadan sonra sanki anlaşmışçasına iki takımda çok net pozisyonlar yakaladı. İlk önemli pozisyon, Bekir Ozan'ın sağ ayağının dışıyla çektiği şut. Soldan Engin'in ortasında ceza sahası içinde Selçuk zor olanı yaptı ve 5 metreden topu üst direğe nişanladı. Sol kanattan geldiğimiz kontra atakta Melo topla ceza sahası içine girerken şutu çekmekte geç kalınca Bekir Ozan çok kritik bir müdahale ile uzaklaştırdı topu.  Ardından Popov'un şutunu Muslera çıkardı. Gaziantep kalecisinin degajı, son maçlarda performansı gene piyango haline gelen Hakan Balta'ya kadar geldi. Hakan'da çok basit bir hata yapıp topu ayağından kaçırınca, Popov Muslera'nın üzerinden aşırttı. Pozisyonu takip eden Popov, kafa ile hamle yapıp topu kaleye gönderecekti ki, tam golü yedik diyorken Hakan Balta inanılmaz bir müdahale yapıp topu uzaklaştırdı. Golü değil kariyerini çizgiden çıkardı diyebiliriz. Gaziantep ataklarını arttırdığı dakikalarda, ilk yarının sonunda Cenk sağ çaprazdan şut atmak yerine pas vermeyi denese Gaziantep devreyi 1-0 önde kapatabilirdi.


İkinci yarıya Emre - Yiğit değişikliği ile başladık. Ama Gaziantepspor daha iyi başladı. Bekir'in pasında Sabri'nin ortalarda olmamasını fırsat bilen ve defansın arkasına sarkan Popov, Semih'de kararsız kalınca öne geçirdi takımını. İlk yarıda Hakan'ın çıkardığı pozisyon gibi Muslera'nın degajında Melo'nun havalandırdığı, Elmander'in Necati'ye indirdiği topta Emre hata yapınca, Necati affetmedi ve beraberliği getirdi. Beraberlik golü ardından çıktığımız kontrada kendi yarı sahasından topu alan Engin, rakip ceza sahasına kadar çok iyi sürdüğü topu bir de güzel çalım ile taçlandırıp pas vermeyi hatırlayınca Elmander ile öne geçtik. Engin özellikle ikinci yarı harika oynadı ama son haftalarda topla birlikte 3-4 kişinin arasına girip eziyordu topu. Bu sefer pas vermeyi denedi ve öne geçtik. Gol de Engin ve Elmander kadar Necati'nin de payı var. Çünkü, Engin ortadan gelirken ters koşu yapıp Antep stoperini peşine taktı ve Elmander'e hem açı, hem de alan açtı. Elmander bu sezon ki 9. golünü attı. Zaten her maç çok iyi savaşıyordu ama özellikle tek forvet olduğu maçlarda rakip defansta tek başına kayboluyordu. Bugün çift forvetli sistemde hem Necati'ye asist yaptı hem de golünü attı. Çİft forvet oynamak iyi oynandığı zaman büyük avantajdır ama birlikte oynayacak oyuncuların birbiri ile uyumları da çok önemli. İlk kez oynamalarına rağmen hiç sırıtmadı Necati ve Elmander. 2-1 olduktan sonra risk alan Gaziantep, ilk yarıda sol kanattan çok etkili gelmişti. İkinci yarıda da transferi yılan hikayesine dönen Turgut'la sağ kanatta çok etkili oldu. Maçın sonlarına doğru Necati'nin penaltı pozisyon var. Necati topa hamle yapmak isterken, Karcemarskas'ın direk Necati'ye müdahalesine hakem devam kararı verdi. Tabii ki şaşırmadık.








Üzerimizdeki ölü toprağı atmak için bu galibiyete çok ihtiyacımız vardı. Necati'nin gol atması, Engin'in ikinci yarıdaki performansı ve tekrar 4-4-2'ye dönmemiz sevindirici etkenler. Sakatlandıktan sonra, tam olarak hazır olmadan dönen ve Samsunspor maçına damga vuran Sabri halen kötü. Hem form olarak hem de moralmen kötü. İlk yarıda bir pozisyonda ters kafa vuruşu ile kendi kalesine gol atıyordu. İlk yarıda önünde oynayan Emre ile vasattı ama özellikle ikinci yarıda Yiğit ile hiç oynayamadı. İleri çıkarken de, geride kalırken de kendinden emin değil Sabri. Yiğit çok kötü bir maç çıkardı. Bir kaç pozisyonda boş alanları iyi değerlendiremedi. Hakan-Riera, Sabri-Yiğit hayallerimizin kanatları! Gaziantepspor'u korner kullanmadan yendik. Eboue dönsün dedikçe Fildişi kazanıyor. Sağ kanat için bir alternatifimiz olabilir ama sol kanat için yok. Hakan Balta için uzun uzun yoruma da gerek yok. Çok çok kötü devam ediyor. Çizgiden sadece golü değil, kendi kariyerini tehlikeye atmaktan da kurtardı. Selçuk ve Melo'da bir form düşüklüğü var gibi. İlk devrede izlediğimiz gibi değiller. Orta alanda kontrolü kaybettiğimiz an, maçı da kaybederiz. Bu defansif hatalar ile bu lig bitmez. Gaziantepspor'un net pozisyonları var. Onlar gol olsa çevirmesi mümkün olmazdı. Sezonun ilk yarısındaki MİY ve 2 hafta önce oynadığımız Bursaspor maçındaki yakaladığımız pozisyonları nasıl değerlendiremediysek, ikinci yarıda değerlendirdik. 4-4-2 sisteminde kanat oynayacak oyuncuların katkısı çok önemli. Sol kanat için Engin ve Emre ve Riera tamam ama sağ kanatta sıkıntı var. Yiğit o işi yapabilecek gibi durmuyor. Emre sağ kanatta sol kanattaki gibi etkili değil. Ama ne olursa olsun sağ kanatta Emre hepsinden iyi performans gösteriyor. Gaziantepspor'da Bekir Ozan, Popov ve Dany'i beğendim. 


Fenerbahçe - Beşiktaş derbisi öncesi bu 3 puan güzel oldu. Derbi'nin berabere bitmesi işimize gelir.

27 Ekim 2011 Perşembe

Sahanıza Geçin de Başlayalım Hocam!









Manşet olarak yazdığım Metin Tekin'in anısını futbol ile ilgili olan herkesin az çok bildiğini düşünüyorum. Galatasaray - Gaziantep maçında da benzer versiyonu izledik. Bu maç ile ilgili Engin'in orta sahadaki önemi, Sabri'nin harika asisti ve hırsı, Elmander'in tek başına savaşından daha çok hakemden bahsedeceğim. Bahsedilmeyecek gibide değil zaten. Maçın hakemi Abdullah Yılmaz adeta ''Maç nasıl kötü yönetilir?'', ''Bir maç nasıl katledilir?'' dersi verdi. Türkiye'de son yaşananlara rağmen aslında iyi başlamıştı Galatasaray Gaziantepspor maçına. Melo'nun mükemmel ara pasında Kazım'ın inatçılığı ve asisti sayesinde Selçuk ile öne geçti Galatasaray. Ama bu sevinç kısa sürdü. Gol pozisyonun da sakatlanan Kazım'ın yerine, geldiğinden beri pek kendi mevkisinde oynayamayan, akabinde istenilen performansı gösteremeyen Eboue oyuna dahil oldu. Bu dakikadan sonra Galatasaray'ın baskısı azaldı. Bir pozisyonda bileği dönüp sakatlanan Gökhan Zan oyundan çıktığında, henüz oyuncu değişikliği gerçekleşmeden Gaziantepspor'un beraberlik golü geldi. Golü atan Muhammet, son dönemde adından söz ettiren genç bir yetenek. Kendini yere atma ve hakemi kandırmaya yönelik konularda da gayet yetenekli bir arkadaş. Bu golün şoku atlatılamadan Bekir Ozan'ın şutunda direkte patlayan topu kontrol eden Popov, jeneriklik bir gol ile öne geçirdi Gaziantepspor'u. Maçı katleden hakem bu kadar şok size az gelir dedi ve Gökhan Zan'ın yerine oyuna giren Servet'i oyundan attı. Her ne kadar Servet yanlış pozisyonda almış olsa, kesinlikle yanlış karar. Neden kırmızı kart verildiğini pek çok kişi anlamadı. 
Eğer ki bariz gol şansı nedeni ile verildiyse kırmızı kart, hakem seminerlerinde ''Hatalı kart nasıl çıkar?'' dersinde gösterilebilir. 


Galatasaray soyunma odasına 2-1 yenik, 2 sakat, 2 zorunlu değişiklik yapıp, 1 kişi eksik gitti. İkinci yarıda 1 kişi eksik olmasına rağmen, yenilgiyi kabul etmeyen, hırslı bir Galatasaray vardı. Karşılıklı ataklarla geçen devrede, gene Galatasaray aleyhine çalınan saçma bir faul sonrası, Sabri'ye çıkan kartla hakemin görevi devam ediyordu. Ardından Sabri'nin mükemmel asisti, Elmander'in golü ile maça bir kez daha denge geldi. Sabri'nin topu gögsü ile kontrol edişi, 3 kişi arasından sıyrılışı ve Elmander'e pası gerçekten klastı. Beraberlik golünden sonra, taraftarının da desteği ile galibiyet golünü isteyen Galatasaray, arkada çok boş alan bıraktı. Orhan'ın boş kaleye uzaktan vuruşu ile öne geçti Gaziantepspor. Akabinde Türk futbolu ve Türk hakemliği için utanç verici bir kırmızı kart çıktı. Yaptığı pres sonrası, kazandığı topla gol aramak isterken durdurulan Sabri, bir çok Galatasaraylı gibi isyan edip yerleri dövünce ikinci sarı karttan atıldı ve 9 kişi kaldı Galatasaray. Muslera'nın ikramını geri çevirmeyen Cenk, skoru belirledi. Son 1 ayda yediği toplam golü, 1 maçta yedi Galatasaray.




Öncelikle şunu söylemek istiyorumki, direkt Gaziantepspor bahsettiğim/bahsedeceğim hakem hataları ile maçı kazandı demek istemiyorum. Elbette onlarda emek verdiler. Ama kesinlikle hakem hataları kazanmalarına etki etti. Sezon başından beri elinden geldiğince pozitif anlamda futbol oynamaya çalışan Galatasaray, sürekli hakem hatalarına mağruz bırakıldı. Hakem hatası 1 hafta olur, 2 hafta olur sizde, 'futbol bu olur arada' dersiniz. Ama bu hatalar her hafta tekrarlanıyorsa orada bir sorun var demektir. Maç sonrası Ali Dürüst'ün de söylediği gibi, Galatasaray daha çok 3 puan kaybeder 
ancak futbolu bu şekilde çirkinleştirmeye kimsenin hakkı yok. Bu denli göz göre göre emekleri çalmaya kimsenin hakkı yok. Sahada adeta tiyatro vardı.Siz istediğiniz oyuncuyu transfer edin, istediğiniz teknik direktör ile anlaşın, istediğiniz kadar iyi oynamaya çalışın bunların bir önemi yok. Çünkü, bir şekilde durduruluyorsunuz. Bu kadar ciddi yatırımlar yapılan, bu denli önemli bir sektör olan futbolun heyecanının çalınmasına göz yumuluyor. 




Galatasaray'da son yıllarda özellikle saha içinde ve takımın genelinde eksik olan en önemli faktörler; özgüven, kazanma hırsı eksikliği ve yenilgiye karşı direnç gösterememeydi. Ama yavaş yavaş bunların hepsini geri kazandığımızı ve gerçek kimliğimize büründüğümüzü görmek çok güzel. Melo'nun yüz ifadesi, Elmander'in sürekli savaşması, Sabri'nin isyanı, hakem bir karar verdiği zaman bütün takımın tepki koyması (Servet'in kırmızı kartında Engin) bunlar Galatasaray'da özlediğimiz, görmek istediğimiz özellikler. Aynı zamanda Fatih Terim'in de özellikleri diyebiliriz. Bu maçı kaybetmiş olabiliriz belki ama bu özellikleri tekrar kazanmaya başladığımız bir gerçek ve bu özellikler 3 puandan çok daha değerli. Bu özellikleri kazandığınızda, yani bir futbol kimliğiniz olduğu zaman gerçek anlamda bir takım, gerçek anlamda kazanan oluyorsunuz zaten. Kısacası, galiptir bu yolda mağlup


Zeminin durumu bahsedilmeyecek gibi değil. Zaten yoğun olan lig temposu üstüne birde Milli maçlar eklenince saha zemini halen berbat durumda ve yaklaşık 2 hafta sonra bu zeminde Türk futbol tarihi açısından hayati bir maç oynanacak.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Beğen