Süper Kupa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Süper Kupa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2012 Pazartesi

2012 Yılı ve Galatasaray

Yılın bu son gününde Galatasaray adına 2012 yılını değerlendirmek gerekirse güzel şeylerden bahsedebiliriz. Kötü geçen dönemlerden sonra yeniden yapılanma ile birlikte Kadıköy'de gelen lig şampiyonuluğu sonrası yeni sezon başında tekrar Fenerbahçe galibiyeti ile gelen Süper Kupa şampiyonluğu ve uzun yıllardır beklediğimiz Şampiyonlar Ligi hasretinin dinmesi, üstelik 2. tura çıkarak.

Kötü geçen dönemlerden sonra bu kadar kısa sürede toparlanıp ayağa kalkmak takdir edilesi. Hem yönetim, hem teknik heyet hem takım hem de taraftarın kenetlenmesi beraberinde başarıyı da getirdi. Fatih Terim'in dediği gibi Galatasaray'ın daha yapacak çok işi var. En kötü yılımız böyle olsun. Nice şampiyonluklara Galatasaray...

Yılın fotoğrafı 




14 Kasım 2012 Çarşamba

Engin Baytar'ın Dönüşü




Galatasaray'a transfer olduğunda çoğunluk Engin'in yanlış bir transfer olduğunu savunuyordu. Çünkü ne kadar yetenekli olsa da, bazı hareketleri yeteneğinin önüne geçmişti. Üzerine yapışmıştı da diyebiliriz aslında. Ama geçen seneki performansı ve yaşanan şampiyonlukta kırılma anlarının çoğunda olması 'problemli' sıfatını tekrar 'yetenekli'ye bıraktı. Ta ki Fenerbahçe ile oynanan Süper Kupa maçına kadar. Maçta  hakem Cüneyt Çakır'a müdahalesi nedeni ile kırmızı kart gördü ve 11 maç ceza aldı. Mersin İdmanyurdu maçı ile cezası sona erdi.

Tam 11 lig maçında oynayamayan Engin Baytar, maç kondisyonu olmadığı içinde kritik 4 Şampiyonlar Ligi maçında da Fatih Terim tarafından tercih edilmedi. Süper Kupa maçında yaptığı hareketlerin savunulacak bir tarafı yok ama bu aldığı cezanın ağır olduğu gerçeğini değiştirmemeli. Engin'e verilen cezaların yanında verilmeyenleri de biliyoruz.

Eskişehirspor, Orduspor, Braga ve içerideki Cluj maçları başta olmak üzere Engin'in yaratıcılığını ve liderliğini çok aradı Galatasaray. Formda bir Engin Baytar, çok oyuncu ile kapanıp, alan daraltan rakiplerin ve maçların kilidini açmak için önemli bir faktör. Dikine gidebilen, adam eksiltebilen, topu rakip ceza sahasına indirip arkadaşlarına pozisyon hazırlayabilen, hem gol atan hem de attırabilen bir oyuncu. Gerektiğinde oyunu iki yönlü de oynayabilen bu tarz çok yönlü bir oyuncuyu kimse kaybetmek istemez.

Selçuk-Melo ikilisinin geçen seneki performansını aratması, Emre'nin inişli-çıkışlı grafiği, Amrabat'ın istenilen düzeye ulaşamaması Engin'in önemini fazlası ile belli etti bu sezon. Onun gibi yüreği ile oynayan, kazanma hırsı yüksek oyuncular form tutup formayı kaptığı zaman kolay kolay bırakmaz. Engin'den de beklenen artık performansı ile gündeme gelmesi. Sadece kendi performansını değil, oyunu ile takım arkadaşlarını da ateşleyen, etkileyebilen bir futbolcu. Onun için 'maçta kötü oynadı' diyebilirsiniz ama kolay kolay 'kötü mücadele etti' diyemezsiniz. Sonunda eleştirileceğini, tepki göreceğini bilse de sorumluluk almaktan kesinlikle çekinmeyen bir yapısı var. Bu da onu farklı kılıyor.

Ceza almasına neden olan hareketleri tekrarladığı an sadece Galatasaray kariyerini değil, futbol kariyerini de tehlikeye sokabilir. Fatih Terim'in bu konudaki tavrından ödün vereceğini sanmıyorum. Engin yakaladığı son şansı iyi değerlendirmeli. Geçen sezon şampiyonluk kutlamalarında sıra ona geldiğinde akıttığı gözyaşları unutulmaz. Umarım iyi hazırlanmıştır ve dönüşü muhteşem olur.

1 Eylül 2012 Cumartesi

Chelsea 1 - Atletico Madrid 4 | Safkan!




Şampiyonlar Ligi şampiyonu Chelsea ile Avrupa Ligi şampiyonu Atletico Madrid arasında oynanan Süper Kupa maçını 4-1 ile Atletico Madrid kazandı. Hak eden kazandı.

İki takımın oynadığı futbol ile hırslarına ve azimlerine bakacak olursak, Madrid finale, Chelsea hazırlık maçına gelmiş gibiydi. Atletico Madrid maçı başından sonuna kadar domine etti. Topun olduğu yere anında pres yapıp, en kısa sürede topu kazanıp, en hızlı şekilde rakip kaleye gidiyorlar. Fizik-kondisyon açısından harika durumdalar. Chelsea daha ne olduğunu anlayamadan kalelerinde ciddi pozisyonlar ile birlikte golü de gördüler. Madrid'e 45 dakika yetti. Hem Avrupa Ligi'ni hem de Süper Kupa'yı çok rahat kazandılar.

Bilbao maçında formda olduğunu gösteren Falcao, Chelsea'ye de tek başına yetti. Gerçekten inanılmaz bir oyuncu. Safkan bir santrafor. Hava toplarındaki etkisi, her iki ayağını da kullanabilmesi, ikili mücadelelerde yıkılmaması... Golü kokluyor, buluyor, atıyor, durdurulamıyor. Onu izlemek büyük keyif. Üç golü yanı sıra iki topu da direkten döndü.

Maçın son saniyelerine kadar Arda'yı pres yapıp, depar atarken görüyorsak Atleticolu diğer oyuncuları siz düşünün. Arda mental açıdan olduğu kadar, fiziki açıdan da kendisini geliştirmiş. Diego'nun ayrılması ona çok yaramış durumda. Üçüncü golde asisti güzeldi. Diğer pasında Adrian gol yapamadı. Maçın son anlarında ise Emre'nin pasında David Luiz araya girmese 5. gol belki de Arda'dan gelecekti. Sonradan oyuna dahil olan Cristian Rodríguez kısa sürede kalitesini gösterdi. Atletico Madrid çok iyi yapılanıyor ve çok tehlikeli bir takım olmuş durumdalar.


16 Ağustos 2012 Perşembe

Süper Kupa Maçından...




Fenerbahçe ile oynadığımız ve 3-2 kazandığımız Süper Kupa maçından muazzam bir kare...

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Süper Kupa Final: Galatasaray 3 - Fenerbahçe 2



Final aynı geçen sene oynanan Galatasaray - Fenerbahçe maçlarının özeti gibiydi. Genel olarak daha iyi oynayan ve pozisyonlara giren, ezen bir Galatasaray, rakibinin baskısına cevap veremeyen, aşırı yavaş ve kontrollü olan ama her şeye rağmen gol bulabilen bir Fenerbahçe. 


Final kadrosu açıklandığı zaman geçen seneden sadece 3 farklı isim vardı. Muslera, Hakan, Semih, Dany, Eboue, Engin, Hamit, Selçuk, Emre, Umut, Elmander. Ujfalusi ve Melo olsa sayı daha da az olabilirdi. Transfer sezonunda başarılı olmuş kadroya iyi takviye yapmak kadar, o kadroyu korumak da önemlidir ki, Galatasaray bunu başarabildi. Bazı oyuncular değişmiş olabilir ama değişmeyen tek şey Fatih Terim'in geçen sene zorda olsa temellerini attığı oyun yapısı oldu. 2-1'den sonra Fenerbahçe'nin hemen beraberlik golünü bulması, akabinde Engin'in atılmasıyla sayısal üstünlük ile beraber oyun üstünlüğünün de Fenerbahçe'ye geçmesi bekleniyordu ama öyle olmadı.  10 kişi kalan Galatasaray'da oyuna giren oyuncular, Amrabat, Aydın, Necati. Üçü de ofansif oyuncu. Defansa, orta sahaya takviye yapmak varken halen hücumu düşünmek, sanki rakip 10 kişiymişçesine baskı altına almak, net pozisyonlar bulmak, sürekli çıkın! demek Fatih Terim gibi üst düzey bir hocanın eseri. 





Kupayı hak eden kazandı. Geçen sezon bizi mest eden rakip sahada takım olarak önde basma olayını bu maçta da gördük. Elmander zaten bu işi harika yapıyorken, Umut gibi hızlı, çevik, güçlü bir oyuncu ile pres daha net görüldü. Benim çekincem, rakip defansı bozan iki oyuncunun pozisyonları değerlendirme kabiliyetiydi. Umut bunu muhteşem yaptı ve maçın adamı oldu. Fenerbahçe stoperleri Bekir ve Egemen çoğu zaman neye uğradığını şaşırdı. Fazlası ile pas hatası yaptılar ki, istenen de buydu. Emre, Selçuk, Hamit, Enginli orta saha 4lüsü genel olarak hücum oyuncuları ve Melo'nun görevini yer yer Engin, yer yer Hamit yapmaya çalıştı. Bu denli ofansif orta saha hücumsal anlamda etkisini gösterdi ama defansif anlamda sıkıntı çektirir. Hamit sağ çizgide daha iyi olacaktır. Selçuk - Umut ikilisinin uyumu ortadayken, Selçuk - Burak ikilisinin performansı en çok merak edilen durumlardan




Ujfalusi liderliğinden yoksun savunmada Dany bir kaç pozisyon dışında fazla sırıtmadı. Bunda Fenerbahçe'nin etkisizliğinin de etkisi vardı şüphesiz. Eboue her zamanki gibi güven veriyor. Semih gayet iyi durumda ama özellikle Şampiyonlar Ligi için gelişmesi gerek. Geçen seneden beri düzelme belirtileri gösteren Hakan Balta, belirtilerine devam ediyor.

Neredeyse maçın önüne geçen konu ise Engin Baytar. Neden atıldığı bilinmiyor ama muhtemelen Cüneyt Çakır'a söylediği sözler yüzünden. Atılmaması lazım ama kart çıktıktan sonra yaptığı hareketlerin savunulacak bir tarafı yok. Haksız olarak kart gördüğünü düşünebilirsin ama tepki bu olamaz. Geçen sene 1-2 olay dışında Engin'in hep futbolunu konuştuk. Yeni sezon açılışında bu olayın yaşanması şanssızlık. Gereken ceza kesinlikle verilmeli. Kupayı kazandığımız için belki etki hafifletici oldu ama ezeli rakibine karşı bir final karşılaşmasında maçın bitmesine yarım saat varken takımını eksik bırakmak basit bir şey değil. O andan sonra Fenerbahçe maçı kazansaydı bugün Engin için neler söyleneceğini tahmin etmek zor değil.





Çok değil 1-2 sene önce maçları, puanları değil umutlarını kaybetmiş bir Galatasaray varken İmparator'un gelmesi ile her şeyden önce umudunu ve kimliğini tekrar kazanan bir Galatasaray var. Takım gol yese de, geriye düşse de Galatasaraylılar fazla endişelenmiyor, 'biz de atarız, karşılık verebiliriz' diyebiliyor. Bunu da başaran Fatih Terim'den başkası değildir. Güven duygusu hayatta olduğu kadar futbolda da çok önemli. Bu arada sistemden, taktikten bahsettik ama takımın fiziksel üstünlüğü de çok barizdi.

Sezona kupa ile başlamak çok güzel. Devamı gelir umarım. Meşaleler harikaydı ama keşke sahaya atılıp yasakçı zihniyete malzeme verilmeseydi.


Benim için kupanın fotosu budur.





12 Ağustos 2012 Pazar

Süper Kupa Öncesi





Öncelikle çok özledik... Bu aralar elbet gerekli ama armayı, renkleri, mabedi, takımı ne denli özlediğimizi yüzümüze çarpıyor. Takım ile ilgili uzun incelemeyi lig öncesi yapacağım. 

Süper Kupa maçı öncesi bir kaç dip not yazalım,

- TFF tarafından bu yıl 6. düzenlenen etklinlikte, Galatasaray ile Fenerbahçe ilk kez karşılaşacak.
- Daha önce yapılan 5 Süper Kupa maçının 2 tanesini lig şampiyonları kazanmıştı.
- TFF tarihi boyunca Süper Kupa'yı kazanan takımın gollerini hep yabancı futbolcular attı. 
- Bu maçla birlikte Türkiye'de ilk kez çizgi hakemleri görev yapacak. (Bülent Yıldırım, Hüseyin Göçek)
- Fatih Terim ve Aykut Kocaman takımlarının başında ilk kez Süper Kupa Final'ine çıkacak.

Yapılan transferlerden sonra Fenerbahçe bizden daha ciddi maçlar oynadı. Her ne kadar hazırlık maçlarını kazanmış olsak da, resmi bir maçın havası hele hele Fenerbahçe derbisi çok çok farklı olacaktır. İki takımında iyi oyuncuları var. İki takım arasında geçen sene oynanan bütün maçlar çok zevkli geçmişti. Bizim adımıza geçen sene oynanan bütün maçlarda Fenerbahçe'yi futbol olarak ezmemiz çok güzeldi tabii ama 'futbol şansı' her zamanki gibi onlardan yanaydı. 

Burak Yılmaz ve Ujfalusi cezaları nedeni ile, Culio, Baros ve Melo ise İmparator tarafından kadroya alınmadığı için oynayamayacak. Fenerbahçe'de de Gökhan'ın sakatlığı mevcut. Takım olarak iyi oynamamız elbet önemli ama gene Muslera, Eboue, Selçuk ve Elmander'e büyük iş düşüyor.

Rakip Fenerbahçe olunca başka bir şeyin önemi kalmıyor ama sezona özellikle psikolojik anlamda doping ile başlamak için galibiyet gerekiyor. İmparator'a ve Aslanlara güveniyoruz. Allah utandırmasın.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Beğen