Süper Final etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Süper Final etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mayıs 2012 Pazar

Konsantrasyon!







2 hafta önce ligi erkenden bitirebilecekken topun canı kaleye girmek istemeyince bu gereksiz Süper Final saçmalığı daha da uzadı. Aylardır yaşanan gereksiz, saçma olaylar ve uzatılan süreçten sonra herkes gibi futbolcularda etkilenmiş olacak ki, geçen hafta TT Arena'da Trabzonspor ile 0-0 berabere kalıp ciddi bir avantajı daha kaybettik. Genelde Fenerbahçe'nin puan kaybettiği hafta biz de puan kaybederdik ama bu kez tersi oldu ve Fenerbahçe deplasmanda Beşiktaş'a 1-0 yenildi ve liderlik şansını kaçırdı. 


Şöyle olsaydı, bu oynasaydı, gol olsaydı gibi gibi daha fazla uzatmaya gerek yok. Bugün içeride Beşiktaş'ı ağırlıyoruz. Fenerbahçe'de Trabzonspor deplasmanında. Biz Beşiktaş'ı yener, Fenerbahçe de puan kaybederse veya biz berabere kalır, Trabzonspor'da Fenerbahçe'yi yenerse, bitime 1 hafta kala matematiksel olarak şampiyonluğu ilan edeceğiz. Fenerbahçe eğer Trabzonspor'u yenerse, şampiyon son hafta Kadıköy'de oynanacak olan Fenerbahçe - Galatasaray maçında belli olacak.


Fatih Terim'in sözleri bazılarına çok dokunmuş olacak ki, PFDK 3 hafta ceza verdi ama yine de fark etmez.










0-0 biten Trabzonspor maçında konsantrasyon eksikliğimiz net biçimde görülüyordu. Bugün ne olursa olsun bizim Beşiktaş'ı yenmemiz gerekiyor. Beşiktaş'ın kaybedecek bir şeyi yok. Zaten büyük ölçüde ligi bitirmiş vaziyetteler. Tek amaçları Avrupa Kupaları'na gidebilmek ama Trabzonspor daha şanslı durumda ve emin olun gidemezlerse bile büyük sıkıntı olmaz. Çünkü hali hazırda çok daha büyük sıkıntıları var. Bazıları bu maçtan çok Trabzonspor-Fenerbahçe maçını düşünüyor ki, futbolcularda böyle düşünüyorsa puan kaybı kaçınılmaz olur. Bugün ne olursa olsun bizim iyi konsantre olup, sadece bu maçı düşünmemiz ve bu maçı kazanmamız gerekiyor.


Trabzonspor ile 0-0 berabere kalmamızın ardından Fenerbahçe'ye liderlik şansı doğmuştu ama değerlendiremediler. Beşiktaş, Fenerbahçe'yi 1-0 yendi ve Süper Final'deki ilk galibiyetini aldı. Trabzonspor'da ciddi eksik yok. Fenerbahçe'de ise Alex kadroda yok. Trabzonspor'un 2 maçlık cezası da sona eriyor. Bu maçta taraftarları tribünde ocak ama Trabzon bu konuda ilginç bir yer. Tribünde taraftarı olması çoğu zaman Trabzonspor'un aleyhine oluyor. Şenol Güneş'in geçen haftaki açıklamalarına uymalılar.


Daha fazla yazmak gelmiyor insanın içinden. En büyük umudumuz her geçen gün daha da rezalet hale gelen ligin bugün sona ermesi. Bizim kazanmamız, Fenerbahçe'nin de puan kaybetmesi. Allah yardımcımız olsun...




Konsantrasyon!












29 Nisan 2012 Pazar

Trabzonspor 2 - Galatasaray 4 | Hırs




Geçen hafta topun canı kaleye girmek istemeyince iyi oyun gölgelenmiş, mağlubiyetin hayal kırıklığı fazla olmuştu. Trabzonspor maçında bunun etkisinin görülmesinden korkuluyordu ki, bu olay motivasyon eksikliğine neden olmamış. Takımdaki hırs, azim ve kazanma isteği gerçekten takdir edilesi. Fatih Terim etkisi çok büyük şüphesiz. Fenerbahçe maçı kaybedilmiş ama takım olma olgusundan, kazanma isteğinden ve hırstan bir şey kaybedilmemiş. 


Maça fazlası ile iyi başladık. Trabzonsporlu futbolcular bu denli hızlı ve hareketli bir maçı beklemiyordu şüphesiz. Onlar özellikle orta sahada topa sahip olup, oyunun kontrolünü ellerinde tutmak istiyorlardı ama izin vermedik. Maçın başında yakaladığımız pozisyonları değerlendiremedik ama 20. dakikada kazanılan serbest vuruşta Selçuk bu sezon ki 5. duran top golünü attı. İki dakika sonra tekrar Selçuk'un ayağından ceza sahasına kesilen topta, Necati iyi bir kafa vuruşu ile farkı 2'ye çıkardı ve geçen hafta nerelerdeydin? sorusunu sordurdu. İki bek oyuncusu da fazlası ile ataklara katılınca rakip sahada daha kalabalık olduk ve geçen haftaya göre daha organize şekilde geldik, ceza sahası çevresinde pozisyonlara daha rahat girdik. Özellikle Eboue sağ çizgide sürekli hareket halindeydi ve bindirmeleri ile adeta yol yaptı. Trabzonsporlu oyuncular skordan sonra baskınında etkisi ile top kayıplarını fazlalaştırıp demorolize oldu. Maçın yıldızı Selçuk'un harika ara pasında Eboue arka direkte üçüncü golü yarattı ve devre skorunu belirledi.


Eboue'nin sürekli ataklara katılması Olcan gibi iyi bir oyuncunun da sol kanatta pozisyon bulmasını kolaylaştırdı zaman zaman. Colman'ın orta sahada ağırlığını koyması ve Olcan faktörü ile genellikle o kanattan geldiler. Zokora ve Adrian etkisiz kalınca orta sahayı kontrol etmek Galatasaray için daha kolay oldu. İkinci yarıda ilk yarı gibi hareketliydi. Volkan ve Henrique'nin girmesi ile orta alanda topu tutmak istedi Şenol Güneş ve bir bakıma istediği de oldu çünkü Trabzonspor ikinci yarı sağ kanattan da etkili geldi. Farkı 2'ye indiren gol Olcan'ın pasında Colman'ın ayağından geldi. Gol öncesinde Elmander çıkmış, Aydın oyuna girmişti. Orta sahayı kalabalık tutup tek forvete dönmemiz sıkıntı yaratır mı diye düşünürken golün hemen ardından Ujfalusi'nin adrese teslim pasında Eboue gene sağ çizgide güzel kontrol edip iyi vurdu ve farkı tekrar 3'e çıkartıp Trabzonspor'un umutlarını bitirdi. Maçın skorunu belirleyen gol, defansın arkasına kaçan Olcan'ın ceza sahası içinde yerde kalmasına verilen penaltı kararında gene Colman'ın golü oldu ve maç 4-2 bitti.


Maç 4-2 bitti ama 7-4'te bitebilirdi. İki takımında kalecisinin ve savunmasının yaptığı hatalar oldu. Selçuk ve Eboue önderliğinde önemli bir galibiyet aldık. Selçuk gerçekten harika bir oyuncu. Pasları bile yeterken O oyunu çift yönlü oynayıp oyun kuruyor, duran top kullanıyor, atıyor, attırıyor. Eboue bu sene geldiğinden beri en iyi oyunlarından birini oynadı. Bu şekilde devam ettiği takdirde rakip kanadı kolay kolay çıkartmaz. 


Oyuncular akıllarının geçen haftaki kaçan galibiyette değil şampiyonlukta olduğunu gösterdi. Süper Final'in 3. maçlarının önemli bir noktası var. Biz, Trabzonspor deplasmanından sonra 2 maç üst üste içeride, Fenerbahçe de 2 maç üst üste deplasmanda oynayacak. 




Bu arada hırs demişken...









17 Nisan 2012 Salı

Beşiktaş 0 - Galatasaray 2













Anormal bir yağmurdan sonra ertelenen maçta Fenerbahçe'nin kazanması ile baskı biraz daha artmıştı maç öncesi. İnönü'den alınacak bir yenilgi Fenerbahçe maçı için kader niteliği taşıyacaktı ve psikolojik artıyı Fenerbahçe'ye verecekti. Taraftarı önünde maça etkili başlayan taraf Beşiktaş oldu. İlk 10-15 dakika baskılı oynayıp Galatasaray'ı çıkartmadılar. Buldukları pozisyonlarda son tercihleri hatalı ve aceleci olunca bu Galatasaray'a yaradı. Baskıyı kıran Galatasaray iyi takım savunmasına bu sezon iyi yaptığı presi de ekleyince etkili gelmeye başladı. Korner pozisyonunda Riera'nın topu ikinci kullanışında doğru yere atabilmesi sonucu Elmander'in kafa vuruşunda Rüştü'den dönen topu tamamlayan Melo ile öne geçtik. Gol santimler ile ofsayt diyebiliriz. Golden sonra maç hareketlendi. Önce Holosko, ardından Fernandes ile net pozisyonlardan yararlanamadı Beşiktaş. Özellikle Fernandes solda boş bekleyen Quaresma'ya çıkarsa maça denge gelebilirdi. İkinci yarı tamamen oyunu kendi sahamızda kabullendik. Buna rağmen topla oynayan, daha doğrusu oynayamayan bir Beşiktaş vardı. Galatasaray'ın kapanmasına rağmen, Beşiktaş topu iyi kullanamayınca sıkıştı oyun. Beşiktaş'ın önemli oyuncuları da sıkışan oyunu açmak yerine taraftarın etkisinde kalıp rakip futbolcular ve hakem ile uğraşınca Galatasaray'ın işine geldi. Galatasaray çok iyi oynamadı ama  iyi kapandı ve doğru oynadı. Quaresma'nın Selçuk'a yaptığı hareketin bir izahı yok ve bu Quaresma'nın ilk vukuatı da değil. 


Necati'nin yerine oyuna giren ve son dönemde bariz bir şekilde formunu arttıran Aydın'ın attığı şık gol ile farkı ikiye çıkarttık. Maç o dakikada bitti zaten. Oradan sonra yaşanan herşey bir birikimin patlamasıydı. Maçtan sonra hakem maça inanılmaz etki etti, Galatasaray hakem sayesinde kazandı gibi bir olgu var. Ofsayt pozisyonunu yan hakemin bile görmesi zorken orta hakemin görmesi imkansız gibi bir şey. Onun dışında Quaresma'nın kırmızı kartını saymazsak maça direkt etki etti diyebileceğimiz bir hatası olmadı. Olayları direkt hakeme bağlamak doğru olmaz. Sulu derbi olarak bilinen maçta nasıl Galatasaray taraftarı belli yaşanmışlıkların, birikimin patlamasını yaptıysa Beşiktaş taraftarı da bu maçta yaptı aynısını. İkinci yarı çift forvetinden birini çıkartıp orta sahayı daha da kalabalıklaştıran bir Galatasaray'a karşı 45 dakikada kornerden dönen topta Veli'nin şutu dışında net pozisyonu olmayan Beşiktaş birazda oynadığı kötü oyuna bakmalı.


Ortada bariz bir teknik adam üstünlüğü de mevcut. Fatih Terim, Aydın, Hakan Balta, Engin gibi oyunculardan faydalanıp üstüne bir de Emre ve Semih gibi iki genç çıkartabiliyorken Tayfur Havutçu, Fernandes, Simao, Quaresma, Guti gibi üst düzey futbolculardan faydalanamadı. Carvalhal'de de vardı aynı sorun. İnönü deplasmanından 3 puan çıkartmak önemliydi. Kendi evimizde çok daha iyi oynayacağımızı düşünüyorum. 


Pazar günü bu saçma play-offu sonlandırabileceğimiz bir maç oynayacağız. Fenerbahçe'yi yenersek, yayıncı kuruluş ve TFF, Fenerbahçe'den daha çok üzülür.

13 Nisan 2012 Cuma

Süper Final ve Galatasaray









Saçma sapan bir şekilde hiç kimseye sorulmadan, bir çırpıda peydah edilen Play-off dönemi geldi çattı. 9 puan fark ile kapattığımız normal sezon yetmezmiş gibi kısa bir sezoncuk daha oynayacağız. 5 puan fark ile başlayacağız Süper Final'e.


Fikstür,


1. Hafta - 14/15 Nisan

Fenerbahçe - Trabzonspor
Beşiktaş - Galatasaray


2. Hafta - 21/22 Nisan
Galatasaray - Fenerbahçe
Trabzonspor - Beşiktaş


3. Hafta - 28/29 Nisan
Trabzonspor - Galatasaray
Fenerbahçe - Beşiktaş


4. Hafta - 2/3 Mayıs
Galatasaray - Trabzonspor
Beşiktaş - Fenerbahçe


5. Hafta - 5/6 Mayıs
Trabzonspor - Fenerbahçe
Galatasaray - Beşiktaş


6. Hafta - 12/13 Mayıs
Fenerbahçe - Galatasaray
Beşiktaş - Trabzonspor




Fikstürü şahsen beğendim. Almeida, Egemen gibi oyuncuları cezalı durumdayken İnönü deplasmanından çıkarılacak 3 puan ve ardından Fenerbahçe ile TT Arena'da oynanacak maçta alınacak 3 puan işi büyük ölçüde bitirir. Ama ne olursa olsun içeride oynayacağımız maçları kazanmamız çok önemli.


Sezona futbol anlamında kötü başlayıp özellikle 4-4-2'ye geçmemizle birlikte iyi toparlamıştık. Kalede Muslera'nın güven vermesi, defansta 40 yıldır birlikte oynuyormuş gibi uyum içinde hareket eden Semih ve Ujfalusi ikilisi, orta sahada Selçuk ve Melo, ileride de Elmander'in etkisi ile giderek daha iyi bir oyun ortaya koyduk ve Fenerbahçe derbisinde bu tavan yaptı. Ligin ikinci yarısında oyunun bazı bölümlerinde gene çok iyi oynamamıza rağmen bunu uzun süreye yayamamamız, gerçek, iyi bir kanat oyuncumuz olmaması bizim için sıkıntı oldu. Çok iyi oynayamasakta çok iyi mücadele ettiğimiz kesin. 4-4-2 sistemi için iyi kanatlara ihtiyaç olmasına rağmen biz devşirme oyuncular ile mücadele ediyoruz ve Selçuk-Melo ikilisine Elmander'in çalışkanlığı çoğu maçın skoruna direkt etki eden bir durum oldu. Süper Final'de de en büyük silahımız olacağı kesin. 


Süper Final öncesi yaşanan Melo-Riera kavgası çok yanlış olsa da kesin olan Melo'ya ihtiyacımız olduğu. Melo son yaşananlardan sonra ya ilk maçta kırmızı kart görerek Galatasaray kariyerini sonlandırır ya da Süper Final'e damgasını vurur. Fatih Terim'in etkisi ile saha içi ve saha dışında tam anlamı ile bir takım olduktan ve sonuna kadar mücadele ettikten sonra gerisi gelecektir. 



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Beğen