Hırvatistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hırvatistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Haziran 2012 Salı

Hırvatistan 0 - İspanya 1 | Casillas...




C grubu son maçları öncesi maçların önüne geçen komplolar vardı. Euro 2004'de Danimarka - İsveç maçı 2-2 sona ermiş ve İtalya kazanmasına rağmen turnuvaya veda etmişti. Benzer bir senaryo korkusu vardı ama beklenen ya da korkulan olmadı. İspanya son maçta Hırvatistan'ı 1-0 yenerek grubu lider tamamladı. 



Artık İspanya'nın maçlarında topun İspanya'da olması, rakibin de oyunu kendi sahasında kabul etmesi bir gelenek haline geldi. Hırvatistan'da, İtalya gibi oyunu kendi yarı sahasında kabul etti ve iki takım arasında oyun 30-40 metrelik bir alanda oynandı. Rakibini önde agresif karşılayıp alan bırakmamaya çalışan Hırvatistan, topun olduğu bölüme kalabalık pres yaparak İspanya'yı durdurmaya çalıştı. İrlanda maçının en iyilerinden olan Arbeloa ve Alba ikilisi, bu maçta yeterince ileri çıkmayıp, katkı vermeyince İniesta ve Silva yalnız kaldı. Özellikle İniesta'nın kalabalık şekilde marke edilmesi oyunun sıkışmasına neden oldu. 16. dakikada topla oynama oranı her ne kadar %79 olsa da, pozisyona girme açısından İspanya adına nispeten kısır geçen bir maç vardı. İniesta ve Xavi'nin verimli olamaması, bütün yükü üstlenmek zorunda kalan Silva'nın yetersiz kalması ve irlanda maçının yıldızlarından Torres'in Schildenfeld tarafından iyi marke edilmesi İspanya'yı ilk yarıda durdurmayı başardı. 

İkinci yarıya da pres ile başlayan Hırvatistan, az sayıda kazandığı toplarda ve ataklarda pas hataları ve yanlış tercihler yapınca İspanya'nın işini kolaylaştırdı. Ama 60. dakikadan sonra fazlası ile risk alan Bilic, çift forvete döndü. Hem maçın hem de Hırvatistan'ın en net pozisyonunda, Modric'in harika hazırladığı ve ayağının dışı ile çıkarttığı topta Rakitic, Casillas'ı geçemeyince maçın kırılma anında Hırvatistan golü bulamadı. İkinci yarıda da üçüncü bölgede etkili olamayan İspanya'da Torres'in yerine Navas oyuna girdi. Silva göbeğe geçerken, Navas sağ çizgiye geçti. Beklerin ilk yarıdaki gibi oyuna dahil olamaması ve rakip alanda boş alan bulamayan İspanya, topun ileriye doğru şekilde ulaştırmakta sıkıntı yaşarken, Bilic iyice risk aldı ve 81. dakikada Vukojevic'i çıkarıp 3. forveti olan Eduardo'yu da oyuna aldı. Neredeyse orta sahasız bir dizilişe geçti. Del Bosque ise Silva'yı çıkartıp Fabregas'ı oyuna dahil ederken orta sahalar hızlı geçilmeye başlandı. 

İspanya gibi bir takıma tamamen orta sahayı verir, yanında da boş alan verirseniz golü yemeye mahkumsunuz. Oyuna giren Fabregas'ın güzel pasında İniesta, Navas'a asist yaparak İspanya'yı öne geçirdi. Gole kadar savunmada hata yapmayan ve İspanya'ya fazla boş alan vermeyen Hırvatistan, yakaladığı pozisyonları değerlendiremeyince turnuvaya veda etti. Navas'ın golü öncesi Busquets'in ceza sahası içinde rakibini çekerek indirmesine penaltı verilse İspanya veda edecekti.

Hırvatistan topu rakip sahaya aktarmada fazlası ile pas hatası yaparken, İspanya'nın özellikle 3. bölgede pas hatasını fazla yapması skora da yansıdı.





İspanya 1-0 kazandı ama maçı kaybedip elenebilirdi de. Özellikle İtalya karşısında yaşanan 3. bölge sorunları bu maçta da fazlası ile yaşandı. Xavi, İniesta ve Torres'in maçın genelinde etkili olamaması, İspanya'nın hücum gücünü %70 oranında düşürdü ve topla fazla oynanması bir şey ifade etmedi. Alba ve Arbeloa'nın yeterli katkıyı verememesi de İrlanda maçındaki hücum organizasyonlarının oluşmamasını sağladı. İspanya takımı, hücumsal anlamda 2010 Dünya Kupası'ndaki görütüsünden bir hayli uzak görünüyor. Daha iyi takımlara karşı oyun bu denli sıkıştığında aynı şekilde açmakta sıkıntı yaşarlarsa çok zor durumda kalabilirler. Maçta topla fazla oynayan taraf İspanya'ydı ama en net pozisyonlara giren taraf Hırvatistan'dı. Her ne kadar Torres İrlanda karşısında iyi bir maç çıkartmış olsa da, Villa halen aranıyor. İtalya maçı gibi bu maçta da İspanya'nın en iyisi Casillas ise bir sıkıntı da var demektir.

Grubun diğer maçında İrlanda'yı 2-0 yenen İtalya, grubu ikinci bitirerek çeyrek finale kaldı. En son 2010 Dünya Kupası grup ilk maçında İsviçre'ye 1-0 yenilen İspanya, namağlup serisini 17 maça çıkarttı. 'Atamayana atarlar' kuralının yaşandığı karşılaşmada, C grubunu lider bitiren İspanya, D grubu ikincisi ile karşılaşacak.

12 Kasım 2011 Cumartesi

3-0




Başlık maçın skoru değil. Her ne kadar 3-0 kaybetmişte olsak, başlığı 3-0 olarak atmamın nedeni 2012 Avrupa Şampiyonası Play-Off ilk maçında Hırvatistan kalesine çekilen şut ve isabet oranı 3'te 0. Evet şaka gibi ama 3'te 0. Hırvatlar ise 15 şutta 8 isabet bulmuşlar. Yani bizden 5 kat daha fazla denemişler ve 8 kat daha isabetli vuruşlar yapmışlar! Aslında bu skor benim için hiç şaşırtıcı değil. Grup elemelerinden beri oynanan kötü futbol, kötü seçimler, kötü form, kötü alışkanlıklar ve daha bir çok kötü durum göz önüne alındığında normal bir sonuç. Her zaman ki komik kadro seçimleri üzerine, bir de komik bir kadro çıktı bu hayati karşılaşmaya. Ne kadar formda olursa olsun bu derece hayati bir maçta milli takımın stoperi Giray olmamalıydı. ilk kez milli takımda forma giymek için yanlış bir maç. Diğer bir ilginç seçim Valencia'da kendini benimseten, adı Chelsea ile anılan Mehmet Topal varken orta sahada Sabri ile başlamak. Her ne kadar Sabri bu rezalet takımda bir şeyler yapmaya çalışan sayılı oyuncudan olsa da, orta sahada iyi verim alınamıyor Sabri'den. Maç öncesi Hiddink, Milli takım teknik heyeti ve oyuncuların demeçleri gol yememe ve iyi konsantre oldukları üzerineydi ama daha maçın başında Hırvatistan ilk atağında golü buldu. O kadar rahat bir gol attılar ki hem de, hiç olmayan motivasyonları da gitti.

Sahada korkak, fizik ve mental açıdan bitmiş ve kafa olarak maça hiç hazır olmayan bir milli takım vardı. Hırvatistan teknik direktörü Bilic, maç öncesi açıklamalarının hemen hemen hepsinde intikam almaya gelmediklerinden bahsetti ama intikam çoktan başlamıştı. Biz yeterince kötüydük belki ama Hırvatistan'ın maça iyi hazırlandığı çok barizdi. Golü yedikten sonra baskı kurmaya çalıştık ama muazzam bir şekilde kapandılar. Maç boyunca hava topu vermediler bize. Top bizdeyken takım olarak geri çekilip bizi çok iyi karşıladılar ve top neredeyse oraya şok pres uygulayarak bize çok komik top kayıpları yaptırdılar. Baskı kurma biçimimizde ilginçti! Top bir kanattan diğer kanada dolaştırıldı durdu. Yan pas geri, pas yan pas geri pas, doldur boşalt yapıp durduk. Bir ara %65lere kadar çıkardık topla oynamayı ama atağımız yoktu. Sanki biz değilde Hırvatlar evinde oynuyormuşçasına rahattılar. Gerçek bir takım olduklarına şüphe yok. Çok da tecrübeliler. 5 yıldır aynı teknik adamla ve aynı oyuncularla oynuyorlar ve gerçekten tecrübeli oyuncuları var. Kısacası bakacak olursak, Olic Münih'te, Rakitic Sevilla'da, Modrid Tottenham'da, Srna ise Shakhtar'da oynuyor. Bizim ise en iyi oyuncu olarak bahsettiğimiz Arda ise daha yeni Madrid'e gitti.

Bilic, maç sonrası çok güzel bir şey söyledi. 'Türkiye bizim gibi çok duygusal bir takım. Eğer 1 gol bulursak Türkiye'nin demoralize olacağını biliyorduk' dedi. Çok da haklıydı. İlk golden sonra yapılmaya çalışan saçma baskı sonuç vermeyince Hırvatistan kazandığı toplarla ataklar geliştirdi. İlk pozisyonda Modric'i zor da olsa engellemeyi başardık ama devam eden pozisyonda Mandzukic
, Volkan ve 2 savunma oyuncumuza rağmen yükselip topu ağlara gönderdi ve durumu 2-0 yaptı. 2-0'dan sonra zaten iyi oynayamayan milli takım, oyun olarak çöktü. İkinci yarıya Gökhan Töre değişikliği ile başladık ama Hırvatistan'ın oyunu ve motivasyonun da değişiklik yoktu. Öyle ki utanç verici bir üçüncü gol yedik. Sağ kanatta kazandıkları duran toptan gelen topu içeride bomboş kalan Corluka ile buluşturdular ve 3-0 öne geçtiler. Golü atan Corluka'yı marke etmeye çalışan da Burak Yılmaz'dı! 2-0'dan sonra oyun olarak çöken milli takım, 3-0'dan sonra kafa olarakda bitti. 3-0'dan sonra belli aralıklar ile Hiddink ve yönetim istifaya çağrıldı, Abdullah Avcı diye tezahürat yapıldı. Üstüne bir pozisyonda Modric'in şutunu kurtaran Volkan tribünlerce alkışlanınca ve Volkan'da buna reaksiyon gösterince iyice bozuldu moraller. Alkışlananın Volkan değilde, Modric olduğunu düşünüyorum. Çünkü, bazı pozisyonlardan sonra Hırvatlar alkışlanıyordu. Ama Volkan reaksiyon gösterince, küfredip o da alkışlayınca taraftar tahrik oldu ve maç sonuna kadar top ne zaman Volkan'a gelse ıslıklandı. Volkan'ın reaksiyon göstermemesi gerekiyordu ama skor ve oyundan sonra normal ama ne olursa olsun ıslıklamak kötü. Maç öncesi çok duygusalız, gol yiyince ya da golümüz gecikince hemen demoralize oluyoruz tarzında açıklamalar yapılmıştı. Hastalığımıza teşhis koyulmuştu bir nevi ama tedavi yapılamadı gene. Maçtan o kadar koptuk ki, Arda Hırvatistan'a gitmemek için sınırda olduğunu bile bile sarı kart gördü. 4 gün sonraki deplasmanda Sabri, Hakan Balta, Arda ve Emre olmayacak. Olsalar da bir şey değişmez gerçi. Hiddink maç sonu şampiyonaya gitmemiz imkansız gibi diye açıklama yaptı ama iyimser konuştu.

Son dönemde Milli takımlar bazında başarılı olan, iyi oynayan ekiplere bakıldığı zaman hepsinde ortak özellikler belli aslında. İyi bir hoca, gerçek bir oyun kimliği, disiplin ve alt yapıya önem verip jenerasyon oluşturmak. Bunun en güzel örneğini Almanya yaptı. Hırvatistan, Almanya kadar olmasa da, 5 senedir aynı hoca ile devam ediyor, tecrübeliler ve bir tarzları var. Takım oyunu oynayabiliyorlar. Bizim gibi her maç bir kahraman beklemek zorunda değiller. Biz her gidemediğimiz her etkinlikten sonra hoca değiştiriyoruz. Sürekli bahsediyoruz ama bir jenerasyon çıkaramıyoruz. Alttan oyuncu gelmiyor. En son jenerasyon olarak bahsedebileceğimiz takım, 2000lerde hem Türkiye'de hem de Avrupa'da muhteşem başarılar gerçekleştiren Galatasaray kadrosu idi. O kadro 2-3 oyuncu değişikliği ile 2002 Dünya Kupası'nda da çok iyi işler yaptı. 2008'de de iyi işler yaptık ve ne ilginçtir ki Milli Takım'ın başında 2000 jenerasyonunun mimarı olan Fatih Terim vardı. Şimdilerde Fatih Terim'in aldığı ücreti konuşanları, Hiddink'in aldığı ücreti konuşurken göremiyoruz pek.

Bu 0 moral ve eksiklere bakıldığında bırakın şampiyonaya gitmek, gene farklı bir skorla mağlup olmak içten bile değil. Özellikle 3-0'ın verdiği rahatlık ve taraftarınında desteği ile Hırvatistan güle oynaya şampiyonaya gider. Biz ise gene kaosa sürükleniriz. Üstelik pimi çekilen ama halen patlamayan bir soruşturma var. O da mutlaka bu yangını körükleyecektir. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Beğen