Borussia Dortmund etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Borussia Dortmund etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Şubat 2018 Perşembe

Nuri Şahin: ''Futbola ve çocuklarıma gurur duyulacak bir şey vermek istiyorum''



             Borussia Dortmund alt yapısında başladığı futbol kariyerinde Real Madrid ve Liverpool gibi dünyanın en önde gelen takımlarında da forma giyen, geçtiğimiz yıl Türk Milli Takım’ını bıraktığını açıklayan Alman kulübünün bayrak adam olarak nitelendirebileceğimiz oyuncusu Nuri Şahin, The Guardian’a açıklamalarda bulundu.
         
            Henüz 12 yaşındayken yaşadığı pansiyonda kendisi gibi kulüp için önemli oyunculardan biri olan ve hakkında “Sahip olup olabileceğim en iyi dostlardan birisi” dediği Marcel Schmelzer tanışan Nuri Şahin, Alman oyuncu hakkında, “Zaten bir profesyoneldim var herkes tarafından seviliyordum. Okula fazlası ile gitmiyordum ve Schmelzer ödevleri bana getirmek ve öğretmenler nerede olduğumu sorduğu zaman benim için yalan söylemek zorunda kalıyordu. Futbol oynadığımı söylüyordu ama aslında idman için dinleniyordum.”
          
          Schmelzer, geçtiğimiz Mayıs ayında Frankfurt’a karşı oynanan Almanya Kupası maçında Nuri Şahin’i kadroya almadığı için açıkça teknik direktör Tuchel’i eleştirmişti. Tecrübeli futbolcu Tuchel ile hiçbir problemi olmadığının da altını çizdi.

Geçtiğimiz yıl Monaco ile oynanacak olan Şampiyonlar Ligi öncesi takım otobüsüne yapılan bombalı saldırıyı da dahil ettiği zaman, “Tuchel’in ayrılması geçen yıl Dortmund için buzdağının sadece görünen kısmıydı.” yorumunu yaptı.

Tuchel sonrası takımın başına Hollandalı Peter Bosz geçerken, orta saha oyuncusu bu kısa süren bu macerayı “kısa ve talihsiz” olarak değerlendirdi. Bosz’un görev alması Nuri için bir umut ışığıydı. İkilinin yolu Bosz, Feyenoord’da görev yaparken ve Nuri’nin de genç bir oyuncu olduğu zamanlardan sonra Dortmund’da bir kez daha kesişmişti ve Nuri ilk 11’deki yerini başarılı bir şekilde geri kazanmıştı. Bunda berbat sakatlığının sona ermesinin anahtar rolde olduğunun altını çizen Nuri, “son 8 aydır tekrar kendi vücudumun patronuyum.”

Dortmund’dan bahsederken bir taraftarın kararlılığı ile konuşan Nuri, “Kulüp son 10 yılda başka bir şey kabul etmek için çok büyüdü. Başka bir seçenek yoktu.”

1997 Şampiyonlar Ligi finali akşamı babasının, annesinin doğum günü kutlaması için dışarı çıktıklarını ve abisi Ufuk ile evde kalıp maçı izlediklerini ifade eden deneyimli futbolcu, Ottmar Hitzfeld’in başarılı dönemlerinde, henüz 7 yaşında bir çocukken kulüpten etkilendiğini ve bağların sağlamlaştığını ifade etti.

O tarihten 16 yıl sonra, Dortmund ligden de ezeli rakibi olan Bayern Münih’e karşı Wembley’de Şampiyonlar Ligi finali oynarken Nuri yedek kulübesindeydi. “Kazanacağımızdan emindim. Tek problem, Bayern Münih son dönemde zaten iki final kaybetmişti. Eğer bir futbol tanrısı varsa, O Bayernle birlikteydi.”

“2013 Final’inde son düdük çaldığında ağlamaya başladım ama futbol yüzünden değil, 1997, beni abim ile birlikte salonda Şampiyonlar Ligi kupamızın ellerimizde havaya kaldırdığımız aklıma gelmişti. Yukarı çıktığımızda kupaya dokunup dokunmamamız gerektiğini merak ettim ama hayır. Belki Tanrı bir gün bana bir şans daha verir.”

Peter Stöger yönetimindeki Alman devi için ufukta Atalanta ile Avrupa Ligi tur maçları var ama eski milli oyuncu için Klopp döneminde yaşananların özlemleri söz konusu. Şimdilerde bir dönem formasını da giydiği Liverpool’u çalıştıran Klopp için, “Bize herkesi yenebileceğimizin felsefesiniz verdi. 2011’de sezonu şampiyon tamamladık. Bayern Münih ile maçımız vardı ve onların 7 puan önündeydik. Otelde, “Tamam, burada bir beraberlik aldığımızda, ilerlemek için birkaç maçımız daha var” diye konuşuyorduk. Nasıl olduğunu bilmiyorum ama birilerinden böyle konuştuğumuzu duymuş. Bilindiği gibi O çok zeki birisi. Maçtan önce en inanılmaz toplantıyı gerçekleştirdik ve otobüse bindiğimizde maçı kazanacağımızı biliyorduk.” (Dortmund deplasmanda Bayern’i 3-1 yenerken gollerden biri de Nuri’den gelmişti.)

“Klopp ile hep çok yakındık. 2011 sezonunu şampiyon tamamlarsak, Real Madrid’e gitmeme izin verdi. Brexit dahil, onunla birçok konuda konuşuyorduk. Bir gün yemekteyken bunun futbolu, transferleri ve Euro ve Pound’u nasıl etkileyeceğini konuştuk. Her şeyi bilmiyorum ama uzmanlar ile her şeyi öğrenmek ve konuşmak istiyorum.”

Yaşamı geniş açıdan görmek arzusu kariyer sonrasını düşünmeyi de genişletiyor, Nuri Şahin bu yaz Harvard Üniversitesi’nde Spor Yönetimi dersleri alacak. “Çocuklarıma gurur duyacak bir şeyler vermek için futboldan sonrası için büyük planlarım var. Sadece nasıl bir futbolcu olduğum ile ilgili konuşmak için değil.”

“Kulübün artan kalitesi beni heyecanlandırıyor. Benim gibi oyuncuları izlemek için bir bilet almayacağım ama Jason Sancho’nun iki oyuncuyu alt etmesini izlemek için her zaman bilet alırım.”

“Sıradaki ne olursa olsun Dortmund her zaman benim için daimi kalacak. Umuyorum ki, bu, kariyerim sona erse bile bitmeyecek bir hikaye. Oyuncu, antrenör, yönetim kurulu üyesi ya da taraftar olarak, Şampiyonlar Ligi Kupası’nı buraya getirmek istiyorum. Bu olduğunda sokaklarda ne olacağını gerçekten merak ediyorum çünkü Almanya Kupası ve Lig’i kazandığımız zaman neler olduğunu gördüm, inanılmazdı!. Bu, bir kitap yazmak için kayıp olan son bölüm olurdu.”




23 Ekim 2014 Perşembe

Galatasaray 0 - Borussia Dortmund 4 | Kaptansız, Amaçsız, Ruhsuz

Birkaç gün önce oynanan Fenerbahçe derbisinde de çok güzel bir koreografi vardı tribünlerde. Dortmund maçı öncesinde de anlam ve uygulama açısından harika bir koreografi yapıldı. Bir nevi teknik heyete ve oyunculara bir mesaj verilmek istendi.



"Galatasaray, bir halatı hep birlikte çekenlerin, hep birlikte üzülüp, hep beraber sevinmesini bilenlerin takımıdır" diyen Baba Gündüz,

"Bizi sevenleri üzmeyelim" diyen "Taçsız Kral" Metin Oktay ve son olarak,

"Amacımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme sahip olmak ve Türk olmayan takımları yenmek." diyen Ali Sami Yen.

Çok değil hafta sonu 109. yılını kutlayacak olan, maç öncesi koreografide de "Gücünü Tarihinden Al" mottosu ile kurucusu Ali Sami Yen'in kuruluş amacı olarak belirlediği "Türk olmayan takımları yenmek" olan Galatasaray'da, Dortmund'a karşı alınan 4-0'lık mağlubiyetin ardından teknik direktör ve çoğu oyuncu asıl hedefimiz Başakşehir/lig diye açıklama yapıyor.

Sezon başından beri tam anlamı ile ne yapmaya çalıştığı anlaşılamayan Prandelli bir kez daha garip tercihler yaptı ve Almanya Ligi'nde kötü sonuçlar alan Dortmund, adeta yürüyerek bir hazırlık maçı havasında çok rahat şekilde farklı bir sonuç elde etti. Prandelli tercihleriyle özellikle Şampiyonlar Ligi'nde sanki kazanmak için değil de kaybetmek için çabalıyor.

Sonuç beklenilen bir şeydi. İki sezon öncesinin Şampiyonlar Ligi finalisti ve son yıllarda dünya futbolunun en büyük gelişim gösteren hocası ve takımına karşı mağlup olmak sürpriz bir şey değil. Ama maçtan sonra yapılan açıklamalar da kabul edilebilir değil.

Yine çok değil 1-2 sezon önce "Şampiyonluk yakın meşaleyi yakın" diyen oyuncu topluluğundan, hep birlikte twitterdan meşale getirmeyin diyen oyuncu güruhuna geçiş yapılıyor.




Geldiğinden beri sürekli garip şeyler deneyen, sezona silik bir derbi mağlubiyeti ile başlayan, her maç farklı oyuncu ve sistemle sahaya çıkan, hangi takımı çalıştırdığından haberi olmayan oyuncularını ve camiasını tanımayan Prandelli, hedef olarak ortaya şampiyonluğu koyuyor ama futbol olarak hiçbir şey koymuyor.

Arsenal maçında 3lü savunma çıkıp Sneijder gibi bir oyuncuyu ön liberoya hapsetti. Her maç farklı bir takım sahaya sürdü. Dortmund maçında da Bruma ve Olcan'ı kadroya almadığı gibi futbol olarak ezildiği maçta oyuna sonradan Yasin, Emre Çolak ve Dzemaili'yi aldı. Üstelik daha önce sol açık oynattığı Yasin'i sağ beke çekti. Transfer edilme amacı anlaşılamayan ve geldiğinden beri yokları oynayan Pandev'e bu denli sabretti.

Dortmund maçında Galatasaray sadece 3 faul yapıp rakip kaleye 1 isabetli şut atabildi ve çok daha az koştu. Takım hiçbir şekilde reaksiyon göstermiyor. Takım geçen sene Real Madrid'den 6-1 yenildiğinde dahi bu denli etkisiz değildi.

Semih bir maç sağında Veysel'i, bir başka maç Tarık'ı, başka maçta da Yasin'i görüyor. Sneijder bir ön libero oynuyor, bir sol açık bir forvet arkası. Melo'ya bakıyorsunuz savunmada son adam bir bakıyorsunuz orta sahada oyun kurmaya çalışıyor. Dortmund gibi birbirinden yetenekli oyunculara sahip olan isimlere karşı Tarık ve Telles tek başına bırakılıyor. Kenarlar yol geçen hanı gibi. Prandelli "futbolcularım beni anlamıyor" demek yerine futbolcuları anlamaya çalışmalı.

Galatasaray 2 sezon önce aynı şimdiki gibi oynadığı 3 Şampiyonlar Ligi maçında sadece 1 puan kazanmıştı ama daha sonra oynadığı 3 maçı da kazanarak gruptan çıktı. Ne bir oyuncudan ne de teknik heyetten birisi çıkıp da "önceliğimiz lig" gibi komik bir açıklama yapmadı. Sadece savaştı, denedi, çabaladı.

Galatasaray teknik heyeti de oyuncusu da kafasında zaten Şampiyonlar Ligi'ni bitirmiş. Veysel, Olcan lig için saklanır, Galatasaray kuruluş amacına ihanet eder olmuş. Dortmund'a karşı futbol olarak hiçbir şey vermeden 4-0 yenildiğin maçta İlkay ve Nuri Galatasaraylı oyunculardan daha fazla üzülür durumda.

Artık yetenekli, potansiyelli oyuncuları bulmak değil de onları tam anlamı ile yetiştirmenin zor olduğu dönemde Bruma gibi bir elmas parlatılamıyor. Bir oyuncu sürekli çalışarak ve oynayarak kendini geliştirir, form tutar. Evet halihazırda çok iyi durumda değil belki ama son yıllarda Galatasaray'da Aydın ve Emre'ye verilen şans ve sabırdan çok çok daha fazlasını hak ediyor. Aynı Furkan, Umut Gündoğan, Sinan Kurt ve Koray Günter gibi.

Bir takımın kaptanı o takım için çok önemlidir. Drogba'da kaptanlık pazubandı yoktu belki ama saha içinde de saha dışında da ağırlığını fazlası ile hissettiriyordu. Selçuk aylardır formsuz. Takım zor dönemlerden geçiyor ama sözde kaptan Selçuk ne maç öncesi bir basın toplantısında ne de maç sonu hiçbir şekilde konuşmuyor. Saha içinde performansı ile bir katkısı olmadığı gibi kaptanlığının da bir etkisi yok. Milyonlar alan adamlar neyin tribini yapıyor anlamak mümkün değil.

Galatasaray hafta sonu bir seçim yapacak. Kim kazanır bilemiyorum ama gelir gelmez Prandelli'ye İtalya'ya dönüş biletini almalı.

12 Ocak 2013 Cumartesi

Nuri Şahin Eve Döndü



Dortmund'un 2010-2011 sezonu şampiyonluğundaki performansı ile taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazanan, orta sahadaki katkısı ile Bundesliga'da oynayan oyuncular arasında yapılan ankette sezonun oyuncusu seçilen Nuri Şahin tekrar Dortmund'a geri döndü.

Ayrılış zamanı olarak aslında doğru bir zamanlamaydı. İyi performans göstermiş, Almanya'da şampiyonluk yaşamıştı. Real Madrid gibi bir takım tarafından ilgilenilmek bile büyük bir olayken, transferi onun gibi bizi de çok mutlu etmişti. Ama yaşadığı sakatlık ve sezon öncesi kampı kaçırması Real Madrid gibi vitrin bir kulüpte, çok dişli rakipler arasında Nuri'yi bayağı zorladı. Çok fazla şans bulamadı, bulduklarını da çok iyi değerlendiremedi. Real Madrid'in uzun süre hasretini çektiği şampiyonluk yolunda Mourinho'nun oturan kadroyu bozmak istememesi de Nuri için bir diğer olumsuz etkendi.

Bir ara Galatasaray ve Fenerbahçe ile anılsa da kariyerine Avrupa'da devam etmek istediğini açıkladı ve bu sezon başı Liverpool'a kiralandı. Liverpool kariyerine de nispeten iyi başladı aslında ama daha sonra pek şans bulamadı.

Ve Nuri Şahin dün tekrar Dortmund'a döndü. Kiralık sözleşmesi 1.5 senelik ve satın alma opsiyonu mevcut. Heyecanı ve mutluluğu basın toplantısındaki her halinden belli oluyordu. Umarım tekrar formasına kavuşur ve eskisi gibi takımın vazgeçilmezlerinden olur.

Şampiyonlar Ligi'nde adeta ölüm grubuna düşen, Ajax ile Avrupa Ligi için yarışması beklenen Dortmund, harikalar yaratıp grubu lider bitirip üst tura çıksa da, ligde Bayern Münih'in 12 puan gerisinde kalmış durumda. Form tutan Nuri mutlaka katkı sağlayacak, puan farkının azalmasında önemli bir etken olacaktır.

21 Ekim 2012 Pazar

Ruhr Derbisi'nden...



2-1 Schalke'nin üstünlüğü ile sona eren Ruhr Derbisi öncesi Dortmundlu bir taraftardan Schalke 04 takım otobüsüne...

16 Temmuz 2012 Pazartesi

Dortmund'dan Rekor




Almanya'nın önde gelen gazetelerinden Bild'in haberine göre, Werder Bremen, FC Nürnberg, Schalke 04, Eintracht Frankfurt, Borussia Mönchengladbach,  Hamburg ve Borussia Dortmund, aşırı talepten dolayı kombine ön satışlarını durdurdu. 


Bundesliga'ya yeni çıkan Fortunda Düsseldorf bile 30 bin kombine satmış durumda.


Son iki sezonun şampiyonu Borussia Dortmund ise tam 54 bin kombine satarak rekor kırmış. 54 bin rakamına rağmen 35 bin adet daha talep olduğu söyleniyor. Satılan kombinelerden 20 milyon euro civarı gelir elde edilmiş. 


Bundesliga'da 450 binden fazla kombine satılmış ve kulüpler toplam 130 milyon euro gelir elde etmiş. Geçen sene Bundesliga'da ortalama seyirci sayısı 44 bindi.


Gerçekten inanılmaz rakamlar. Bazıları halen (olmayan) markanın peşinden koşsun.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Beğen