Fatih Terim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fatih Terim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Nisan 2013 Çarşamba
Tek İhtimali Olanların Hikayesi
Bugün 03.04.2013... Galatasaray, Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final'inde Real Madrid ile karşılaşacak. Bundan tam 12 yıl önce gene aynı tarihte Galatasaray ile Real Madrid, Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finalde karşılaşmıştı. İlk yarıda 2-0 öne geçen Real Madrid'e karşı Galatasaray ikinci yarıda geriden gelerek 3-2 kazanarak maçı çevirmişti. İki takım içinde unutulmaz bir maç olduğu gerçek.
Uzun bir süre sonra Şampiyonlar Ligi'ne katılan Galatasaray bugün yine bir çeyrek finalde Real Madrid karşısında. Hedef gruplardan çıkmak idi ama gelinen yer gerçekten çok güzel. 12 sene öncede favori Real Madrid'di bugün de favori aynı. 2000 yılında Avrupa'da bahisçiler Galatatasaray'ın UEFA şampiyonu olmasına çok düşük olasılık veriyordu ama bu tek ihtimali olanların hikayesi.
Madrid takımını ve Mourinho'yu anlatmaya gerek yok. Herkes biliyor. Önemli olan Galatasaray'ın ne yapabileceği, kendi futbolunu oynayabilmesi ve rövanş için iyi bir skorla ayrılması. Sarı kart durumu da kritik. Önemli isimler sınırda çünkü.
Galatasaray bu sene Avrupa maçlarında lige göre hep farklı ve daha iyi oynadı. Madrid karşısında daha da iyi oynamalı. Elenebiliriz de eleyebiliriz de ama netice ne olursa olsun, onlar bizim gönlümüzde hep kazandı, hep şampiyonlar ve öyle kalacaklar. Allah yardımcıları olsun.
Allah kerim, Fatih Terim...
21 Mart 2013 Perşembe
Fatih Terim & Jose Mourinho
Jose Mourinho, Galatasaray Kayserispor maçını izlemek için günübirlik Kayseri'ye gelmişti. Maç öncesi Fatih Terim ile loca önünde ayak üstü bir sohbet gerçekleştirdiler. Mourinho'nun Fatih Terim'i gördüğündeki tepkisi, hareketleri, konuşurken dikkat kesilmesi ve sıcakkanlılığı görülmeye değerdi.
Gerek Galatasaray eşleşmesi belli olduktan sonra, gerekse de Kayseri'ye gelip gittikten sonra İspanya'da yaptığı açıklamalar neden onun 'The Special One' olduğunun kanıtı gibiydi.
![]() |
| Jose Mourinho Galatasaray soyunma odasında |
15 Mart 2013 Cuma
14 Mart 2013 Perşembe
13.03.2011 - 13.03.2013
13.03.2011... ilk başta pek bir ifade etmiyor bu tarih insana. 3 Mart 2011'in ilginç bir anlamı var ama. O tarihte Galatasaray, 2-1 öne geçtiği maçta son dakikalarda yediği 2 golle Ankaragücü'ne 3-2 mağlup olmuştu. Tarihinin en kötü, en karmaşık dönemlerini yaşayan Galatasaray o dönemde bir çok şeyle uğraşmak zorunda kalmıştı.
13.03.2013... Geçen sezon şampiyon olmuş, bu sezon ligde lider olan ve Şampiyonlar Ligi 2. turunda 1-1'in rövanşında Schalke deplasmanından 3-2'lik galibiyetle dönen Galatasaray çeyrek finale çıktı.
2 sene önce ligi 8. bitiren Galatasaray, 2 sene sonra Avrupa'nın en iyi 8 takımı arasında. Bu kadar kısa sürede bu denli büyük başarı takdire şayan. 2 sene önce vizyonsuz ve komik transferler, kulüp içerisinde tam anlamıyla bir karmaşa varken 2 sene sonra koyulan hedefe ulaşma adına gerçekçi ve iyi transferler yapıldı, gerçek anlamda bir vizyon belirlendi. Takım içerisinde kutuplaşmalar, birbirine pas atmamalar konuşulurken, bugün takıma katılalı 1-2 ay olan Sneijder'in bile Umut'un golündeki içten sevinci, Semih'in kafasına darbe almasına rağmen ceza sahası içine gitmeye çalışması görülmeye değer.
Bu başarı tabii ki bir ekip işi. Futbolcusundan malzemecisine, başkanından teknik kadrosuna kadar bir ekibin emeği. Ama bir kişi var ki bu kuvvetin merkezini oluşturuyor; Fatih Terim. Galatasaray'ı 'küme düşme'li cümlelerden alıp Şampiyonlar Ligi'nde en yukarılara taşıyan kişi ki daha önce en yukarı taşımıştı
2 senede gelinen yer muhteşem. Umarım 2 sene sonra çok daha iyi yerlere gelir Galatasaray... Ulan Gaassaray...
Schalke 04: 2 - Galatasaray: 3 | Korkunç Bişey!
Fatih Terim büyük adam. Şampiyonlar Ligi'nde 1-1'in rövanşında deplasmana çift forvet çıkıp rakibne oyununu kabul ettirdi. Özellikle ilk yarıdaki güzel oyun galibiyeti getiren taraf oldu.
İlk maçta iyi oynayan rakiple beraber zeminle de baş etmek zorundaydı Galatasaray. Güzel zeminde, iyi konsantre olunca neler yapabildiğini görebildik takımın. Yenilen gole kadar (ki gol öncesi hem uzaklaştırılabilirdi hem de Drogba'ya net faul var) 3 net pozisyon söz konusu. Yenilen golden takımın fazla etkilenmeyip oyununa devam etmesi ve Hamit'in şanssızlığını kırdığı mükemmel gol ile maça dengenin gelmesi, topun nispet yaparcasına direğe çarpık içeri girmesi çok güzeldi. Derken Riera'nın müdahalesi ile rakip sahaya açılan topu Burak'ın müthiş takibi, koşusu, topu önüne alışı ve vuruşu safkan bir forvet golüydü.
İlk yarıda iyi oyun 2-1'lik skor çok güzeldi. İlk maç itibari ile gol atmak zorunda olan taraf Galatasaray'dı ve golleri atmıştı. Bu sefer gol atmak zorunda olan taraf Schalke takımıydı. İyi de geldiler Galatasaray'ın üzerine, 2-2'yi de buldular. Muslera'nın harika performansı skoru korurken Umut'un golü ile çeyrek final geldi. Üçüncü gol öncesi Muslera'nın topu hemen oyuna sokması, Selçuk'un mükemmel pası ve Umut'un golü bu harika maça harika bir kapanış oldu.
Maç öncesi taktik, diziliş vb çok konuşuldu çünkü son 4 maçta Galatasaray 4 farklı diziliş ile sahadaydı. Bir arayış içerisinde olunduğu bariz ama ikinci yarı Melo'nun üçüncü bir stoper gibi oynaması, Drogba'nın zaman zaman geriye gelip top çıkarması, çizgide rakibi kovalaması, Selçuk'un iki tarafa da yardım etmeye çalışması saha içinde sürekli değişen bir dizilişin parçasıydı.
Muslera gerçekten büyük bir nimet. Satma fikri varsa eğer unutulmalı. Aslan parçası Semih, Draxler'dan kafasına aldığı darbeden sonra bile ceza sahasına girmeye, top dönerse uzaklaştırayım diye uğraştırmaya çalışıyor. Soy adını hak edercesine Kaya gibi Allah'a şükür bir problem çıkmadı. Eboue özellikle ilk yarı çok iyiydi. Bu oyununu artık uzun vadeye yaymalı. Maç öncesi sakatlığı bulunan Dany de iyi mücadele etti.
Geçen hafta Gençlerbirliği maçında 2 topu direkten dönen ve bu sezon direklerden çok çeken Hamit, bir nevi intikamını da almış oldu. Selçuk gene çok iyiydi. İki asisti ile (toplamda 5) Şampiyonlar Ligi'nin en çok asist yapan 5 oyuncusundan biri konumunda. Sneijder iyi mücadele etti. Gole yaklaştığı şutları var. Şampiyonlar Ligi'nde yüksek tempoda 90 dakika çıkarması için oynamasına ihtiyacı var. Aynı Drogba gibi. Drogba'ya Parçalı çok yakışıyor. İkinci yarı biraz oyundan düşer gibi oldu ama her ihtimale karşı oyundan almadı Fatih Terim. Pasları, şutları, topu ileride tutması, indirmesi ve mücadelesi ile bambaşka bir oyuncu. Amrabat değişikliği doğruydu belki ama Amrabat doğru oyuncu mu halen düşündürücü. Girer girmez sol çaprazdan vurduğu şut taça çıktı. Bir başka pozisyonda da Drogba'nın harika pasında şut çekmek yerine arkaya bıraksa Burak bomboş pozisyondaydı.
Ve Burak, attığı gol ile Şampiyonlar Ligi'nde toplam gol sayısını 8'e çıkarttı ve gol krallığında zirvede. Bir Türk takımı adına, Şampiyonlar Ligi'nde en çok gol atan oyuncu oldu ve (Chamakh'a ait olan) Şampiyonlar Ligi'nde üst üste 6 maçta gol atma rekorunu egale etti. Umarım her kulvarda böyle devam eder.
Fatih Terim'in de dediği gibi Galatasaray turu hak ederek kazandı. Hedef gruplardan çıkmaktı. Çeyrek Final mükemmel bir başarı ve Burak'ın da dediği gibi, buradan sonra kim gelirse gelsin Aslanlar gibi mücadele edeceklerdir.
13 Mart 2013 Çarşamba
Arsene Wenger, Fatih Terim'i İyi Tanır
Şampiyonlar Ligi ikinci turunda, 1-1'in rövanşı öncesi Arsene Wenger; ''Schalke tur öncesi favori gözüküyor ama Fatih Terim’in bir numarası daha olduğunu biliyorum. Bu yüzden endişelenmeliler.''
Etiketler:
Arsene Wenger,
Fatih Terim,
Galatasaray,
Schalke 04
26 Şubat 2013 Salı
Galatasaray 4 - Orduspor 2 | Bitmeden Bitmez
Schalke maçında her anlamda kötü geçen bir maç sonrası ligdeki rakipler kazandıktan sonra maça çıkmak kolay değil. Galatasaray'ın şampiyonluk yolunda geçen seneki gibi bir seriye ihtiyacı var ve Orduspor galibiyeti bu seriyi ateşleyici güç olabilir. Orduspor, Eskişehir deplasmanı, Gençlerbirliği, Kayserispor deplasmanı ve İstanbul BB maçı ile üst üste 5 zor maçın ilk halkası olan Orduspor maçı uzun süre unutulmayacak cinstendi.
Schalke maçındaki yanlışlardan sonra bu maçta nispeten rakibe ve sonuca göre saha içinde değişebilen bir sistemle sahadaydı Galatasaray. Schalke maçında sol çizgide etkili olamayan, Riera ile uyum sorunu yaşayan Sneijder, asıl mevkisinde oynadığı zaman neler yapabileceğinin fragmanını izletti.
Bu kadronun oynaması gerektiği taktiklerden birinin 4-2-3-1 olduğunu düşünenlerdenim. Sağda Burak, solda Amrabat, ortada Sneijder ve önlerinde Drogba ile dün bir süre bu taktik ile sahadaydı Galatasaray. Muslera'nın degajında Selçuk'a çarpan topun gol olması, hakemin maçın gerilimini inanılmaz arttırması ve Hakan Balta'nın neden olduğu penaltıyı da eklersek taktiği prova etme için pekte iyi bir ilk yarı olmadığını söyleyebiliriz.
Hakem faktörü, zeminin rezalet durumda olması, ilk yarı yenen kötü goller ve kötü oyun derken ikinci yarının başında Fatih Terim'in tribüne gönderilmesi ve TT Arena'nın ciddi anlamda Ali Sami Yen'e dönüşmesi ile Galatasaray'ın baskısı da golleri de aynı anda geldi. Sneijder'in mükemmel golü ile açılan perde, Burak'ın golleri ile galibiyete, Selçuk'un kalite kokan vuruşu ile de sonuca dönüştü. Fatih Terim'in tribüne gönderilmesi takımı ateşlerken, gelen gollerde moralleri yükseltti.
Galatasaray'ın özellikle ikinci yarıdaki hırsı, maçı istemesi, tribünleri de arkasına alarak kurduğu baskıya Türkiye'de kolay kolay karşı koyacak takım yok. Sneijder, Drogba ve Selçuk harikaydılar. Uzun süreden sonra ilk kez 11 başlayan Gökhan hiç sırıtmadı. Hatta çoğu zaman Dany'den iyi pas yaptı geride. İç saha maçlarında düşünülmeli. Aynı şeyleri Hakan Balta için söylemek söz konusu bile değil. Sadece defans yapmayı değil futbol oynamayı unutmuş gibi. Bırakın markajı, pozisyon almayı daha taç atışını düzgün yapamıyor. Neden olduğu penaltının mantıklı bir açıklaması yok.
Geçen seneki Eboue ile bu seneki Eboue arasında inanılmaz fark var. Çok laubali, lakayt bir oyun oynuyor. Maç 2-1, baskıyı kurmuşuz, Orduspor çıkamıyor. Sneijder'in golü sonrası oyuncu değişikliğinde bile sahayı neredeyse emekleyerek terk edecekti. Sabri ile dalga geçenler Sabri'nin Schalke maçından oyundan çıkışını izlesinler.
Amrabat çoğu maçına göre bugün daha iyiydi. Hamit sağ içte çok daha faydalı. Maç öncesi tribünlerin çağırıp moral vermesi önemliydi. Orta sahada takımı toparlayan ve liderlik eden Selçuk takdiri hak ediyor. Futbolu Galatasaray'da bırakmasını istediğim oyunculardan.
Drogba'yı canlı izlemek büyük keyif. 4 golün ikisinde direkt var. Sadece indirdiği toplar ile çok net pozisyona sokuyor takımı ama indirdiği topları dikkatli kullanmak gerek. Maç içinde çarpıştığı Barral'ı maç sonu hastanede hemen ziyaret etmesi de futbol kalitesi dışında insanlık kalitesinin de çok iyi olduğunun göstergesi. Burak ile uyumu süreci de kısa sürdü. İyi bir ikili oldular. Burak gollerine devam ediyor. Bu maçta attığı 2 golle Galatasaray forması altında 26. resmi maçında 21. golünü atarken, ligde de oynadığı son 71 maçta 62. kez golle buluştu. Böyle devam eder umarım.
Sneijder'in gol atmasına çok sevindim. Tipik Sneijder golüydü diyebiliriz. Oynadıkça, takıma alıştıkça daha iyi olacaktır. Gergin ve kabus gibi başlayan maç çok güzel bir rüya olarak son buldu. Galatasaray ligde üst üste kritik maçlara çıkacak. Umarım onların sonucu da bu maçın sonucu gibi güzel biter. Unutmadan, Galatasaray 'bitti' demeden, bitmez...
20 Şubat 2013 Çarşamba
Fatih Terim ve Başarı
28 Ocak 2013 Pazartesi
Galatasaray 2 - Beşiktaş 1 | Alışılmadık Maçta Alışılmış Sonuç
Bu sezon genel itibari ile ofansif anlamda başarılı olan ama aynı başarıyı defansif anlamda pek gösteremeyen iki takımın karşılaşmasında bol gol bekleniyordu. 2-1 bitti belki ama beklenildiği gibi çok hareketli, bol pozisyonlu bir maç olmadı. Maça baskı ve golle başlayan Galatasaray bir ara defanstaki son adamı ile ilerideki son adamı arasını 30-40 metreye kadar düşürüp dar alanda oynadı. Emre'nin golünde Umut'un açtığı orta resmen akıllı füze. Emre'de arkaya iyi sarkıp golü attı. Genel itibari ile dikine oynama ve boşa kaçma işlerini daha sık yapsa çok daha fazla pozisyona girecek, pozisyon hazırlayabilecek.
Beşiktaş beklediğimden kötü oynadı. Gol dahil 2 net pozisyonları var. Duran top, korner gibi Beşiktaş'ın çok etkili olduğu organizasyonları de fazlası ile buldular halbuki. Gol de kornerden geldi zaten. Oğuzhan ve Fernandes ikilisi ile orta alanda daha fazla top tutup pozisyon hazırlamak varken Samet Aybaba'nın Mehmet'i 11 başlatması ilginçti. Dentinho kumarı da tutmadı. Bu arada Oğuzhan, Dentinho ve Veli, Beşiktaşlıların sürekli laf ettiği Burak'tan hiçbir farkı yok. Hatta fazlaları var.
İkinci yarıya baskılı başlayıp golü hemen bulması tekrar oyuna ortak etti Beşiktaş'ı. Sneijder ve Engin değişikliği ile Galatasaray çok alışık olmadığı sisteme geçti ama üzerine Melo kırmızı kart gördü. Aynı Galatasaray gibi Sneijder de ilk maçında alışık olmadığı yerde oynadı. Maç bitiminde çağrılmasına rağmen takım ile tribünleri selamlamayan Hakan Balta'yı görünce Sneijder'in içten sevinci insanın hoşuna gidiyor. Takıma alıştıkça, maç kondisyonu arttıkça Sneijder kendisini gösterecektir. Orta sahada kalabalık olan ve Beşiktaş'ın baskı kurmasına izin vermeyen, yarım saat 10 kişi oynayan Galatasaray gene de pozisyonlar buldu ama farkı arttıramadı.
Burak yerine Umut tercihi ile bekleyen değil basan bir forvet hattı vardı ve doğru bir hamleydi. Sabri için de bir kaç kelam etmek gerekir. Türkiye futbol tarihi boyunca akıllarınca bu denli dalga geçilen, aşağılanan, küfredilen ama kimseye kötülüğü dokunmayan başka bir oyuncu yoktur sanırım. Dünde elinden geldiğince savaştı. Çoğu zaman sağ kanatta etkili oldu.
Sneijder transferi ile Galatasaray taktik anlamda bir değişim gösterecek. Bu değişimde zor ve sancılı anlar olacaktır ama tam anlamı ile oturduğunda mutlaka olumlu etki fark edilecek. Riera'nın gol atmasına sevindim. Bekteki devşirme rolünü elinden geldiğince yapmaya çalışıyor. Semih'in gene çok kritik müdahaleleri vardı. Elmander'in presi çok değerli ama henüz tam olarak istenilen düzeyde değil. Hamit özellikle çizgide çok yalnız kalıyor. Risk alan bir yapısı olduğu için bazı hatalarda fazla tepki çekiyor ama dünde ayakta kalan, savaşan, topu ileriye taşıyan nadir oyunculardandı.
Hak edilen bir derbi galibiyeti ile puan farkı 5'e çıktı. Zor fikstür için çok değerli ama lig maratonu daha çok uzun. Yazıyı İmparator'a baş sağlığı dileyerek sonlandıralım.
20 Ocak 2013 Pazar
Aslolan Galatasaray'dır...
![]() |
| Fiorentina Tribünleri |
Fatih Terim: ... Unutmamamız gereken bir gerçek var. Ne ben ya da başka bir teknik direktör ne futbolcular ne yöneticiler ne başkan ne de transfer edilmesi gereken futbolcular... Hiçbiri Galatasaray'dan büyük değildir. En başta ben olmak üzere hiçbirimiz Galatasaray'dan büyük olmadık, olamayız da...
Bir tek gerçek vardır o da aslolan Galatasaray'dır...
19 Ocak 2013 Cumartesi
Kasımpaşa 2 - Galatasaray 1 | Pastanın Tadı Bozulmaya Başlıyor
Galatasaray'ın sorunları belli. Tekrar uzun uzadıya yazmaya gerek yok. Devre arasına girerken ki halinden çok daha kötü bir Galatasaray vardı Kasımpaşa karşısında. Eboue ve Amrabat Afrika Kupası'na gitti belki ama zaten bu sezon çokta iyi performans göstermediler. Onlardan çok ruhunu, kimliğini kaybetmiş gibiydi takım. 1-0'dan sonra maçı kafada bitirdi oyuncular. Kazanma hırsı adına bir şey görmedik.
Beklerin etkisizliği, kanat oyuncularının yokları oynaması, orta sahadaki verimsizlik derken bu sene Galatasaray'a karşı başarılı yapıldığında sonuç veren önde basma ve alan daraltmayı iyi uygulayan Kasımpaşa, adeta dökülen savunmanın da etkisi ile hak ettiği bir galibiyet aldı.
Emre Çolak ile ilgili fazla bir şey söylemek istemiyorum artık. Kendisi de twitterda paylaştığı şarkılar gibi kötü. Oyun zekası bu denli kıt, bir maç iyi oynayıp ertesi maç ilk kez futbol oynuyormuşçasına davranan başka oyuncu yoktur sanırım. Melo'nun her maç dökülmesini de unutmamak gerek. Fatih Terim'in Emre'ye maç boyu sabretmesi, 'Transfer lazım' demenin FatihTerimcesi belki de. İnsanın aklına başka bir şey gelmiyor. Bayern Münih 30 milyon Euro verip tarihindeki en büyük transferi yapıp kulübesini güçlendiriyor ama Galatasaray daha ilk 11 oyuncusu olarak oynatabilecek bir oyuncu transfer edemiyor.
Sabri ile aklı sıra halen dalga geçenler var ama bugün çok kötü futbol sergileyen Galatasaray'ın ayakta kalan, kalabilen 1-2 oyuncusundan birisi de kaptandı.
Galatasaray'ın ciddi anlamda transfere ihtiyacı var. 2-3 senedir sol bek yok. Orta sahada yaratıcı özellikleri olan, kapalı savunmaları açabilecek bir oyuncu ihtiyacı da çok bariz. Uzun vadede orta sahaya ve stopere de ihtiyaç var. Ama gelin görün ki 2 haftadır Sneijder'den başka bir şey duymuyoruz. Geleceği de yok bu gidişle. Ne Sneijder'in alternatifi, ne de ihtiyaç olan diğer bölgelere yönelik bir çalışma ortada yok. Ama devreyi lider kapatmış, Şampiyonlar Ligi'nde de üst tura çıkmış bir Galatasaray'ın içinde sürekli sorun ve çekişme var. Devre bitti kamp başladı, kamp bitti lig başladı ortada transfer yok. Ünal Aysal'ın geçen sene söylediği ve büyük olay olan 'çilek' konusu gözleri bayağı bir boyamış gerçekten. Çilek diye diye pastanın tadı bozulmaya başladı.
Nasıl ki Galatasaray'ın bu denli kötü oynamaya hakkı yoksa, Fatih Terim'e o açıklamaları yaptırmaya da kimsenin hakkı yok.
14 Ocak 2013 Pazartesi
8 Ocak 2013 Salı
2012/2013 Sezonu Galatasaray İlk Yarı Değerlendirmesi
Geçen sezon kazanılan şampiyonluk sonrası yeni sezon hedefleri ve yapılması gerekenler belliydi. Ligde tabi ki şampiyonluk, çok uzun bir süre sonra gidilecek olan Şampiyonlar Ligi'nde de gruplardan çıkabilmekti. Galatasaray, 2012-2013 sezonu devre arasına lige lider, Şampiyonlar Ligi'nde de gruplardan çıkarak girdi. İlk etapta bakıldığında konulan hedeflerin izinde gidildiği bir gerçek ama performans olarak bazı sıkıntılar söz konusu.
Galatasaray'ın geçen seneki en büyük avantajlarından birisi sadece Lig'de mücadele ediyor oluşuydu. Avrupa Kupaları'na katılamamak kötü elbette ama Türkiye Kupası'ndan da elenilmişti ve haftada 1 maç yapılıyordu. Bu sezon ise yeni oluşturulan bir takım uzun yıllar sonra yeniden Şampiyonlar Ligi macerasına da atıldı.
Geçen sezon takım olarak sorunlar belliydi. Defansif anlamda rekor kırılmıştı ama ofansif ve yaratıcılık anlamında bireysel performans çoğu zaman sıkıntı yaratmıştı. Sıkıntı, takım oyunu ve bazı futbolcuların üstün performansı ile kapatılıyordu. Bu sezon ise Selçuk, Melo, Elmander, Muslera ve Eboue gibi oyuncularının genel anlamda geçen seneye göre düşük form düzeyleri önemli bir etken. 4-4-2 sisteminde kanat oyuncularının ofansif varyasyonları geçen seneye göre üst düzeye çıkartması için transfer edilen Hamit ve (özellikle) Amrabat'ın tam anlamı ile bekleneni verememesi de sıkıntının devam etmesine neden oldu. Orta sahada Selçuk-Melo ikilisi geçen seneye göre daha sönük kalınca Hamit'e biraz fazla yük bindi ve sabırsız yurdum taraftarından bazı maçlarda gereksiz tepkiler aldı.
Mevki mevki gidecek olursak;
Kale
Muslera çok iyi bir kaleci. Bu yadsınamaz bir gerçek. Takıma katılışı ile kanayan bir yara olan kaleci sorununa ilaç oldu. İlk geldiğinde adaptasyon sorunu yaşadı. Bazı kötü maçlar çıkardı ama bu süreç kısa sürdü ve sonrasında Galatasaray kalesini uzun bir aradan sonra gerçek bir kalecinin koruduğunu hissetti herkes. Rekorla biten bir sezon sonrası bu sezon inişli çıkışlı bir grafik sergilediğini söyleyebiliriz. İlk akla gelenler Manchester United deplasmanında kurtardığı penaltı ve Eskişehirspor maçında yenilen goldeki refleksleri ve çabası. Muslera çok daha iyi performans sergileyebilecek bir kaleci ve özellikle Şampiyonlar Ligi'nde başarı için sergilemeli.
Defans
Geçen sezon çoğu kişinin adını bile bilmediği, beklenmedik bir anda ortaya çıkan, çıkarılan Semih ile De Bour etkisi beklenilen Ujfalusi'nin mükemmel uyumu ve iyi performansı, Eboue'nin kalitesini göstermesi ile Hakan Balta'nın nispeten iyi performansı ile sağlam bir defansif hat söz konusuydu. Gaziantepspor'dan transfer edilen Dany, Ujfalusi'nin sakatlığı ile beklenenden önce forma şansı buldu. Ujfalusi'nin bir stoperden çok daha fazlası olduğu sakatlanınca anlaşıldı. Defans hattını toparlayan, Semih'in performansının yükseltenin o olduğu, lider olduğu çok net bir biçimde ortaya çıktı. Sadece bu sene değil, 2-3 senedir çok net problem olan sol bek konusunda transfer yapılamaması ve Hakan Balta'nın kötü performansı geçen seneki gibi devşirme şekilde geçici olarak çözülmek isteniyor.
Takımda istenmeyen, gönderilmesi beklenen Riera sol bekteki performansı ile bir anda göz bebeği oldu. Futbol zekası ve tecrübesi üst düzey olduğu için kısa sürede uyum sağladı ve iyi iş çıkardı. Kanattan devşirme olduğu içinde bindirmeleri ve ortaları ile de tehlike yaratıyor. Ters kademeye dahi giriyor artık. Ama bu gerçek bir sol bek transferine ihtiyaç olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Eboue kesinlikle geçen seneki Eboue değil. Çok düz oynuyor. Bindirmeleri, adam geçmeleri bazı maçlarda hiç yok. İyi bir Sabri çok rahat keser bu Eboue'yi. Hayal kırıklığı yaşattı ilk devre itibari ile. Dany'e gelecek olursak, henüz şahsen çözebilmiş değilim. Bir bakıyorsunuz harika müdahaleler, zamanlaması iyi kademeler ve markajlar, bir bakıyorsunuz inanılmaz saçma pas hataları ve adam kaçırmalar. Tam anlamı ile güven verebilmiş değil. Bunda yeni bir takım, yeni bir savunma hattının etkisi de var tabii ki. Ama potansiyeli çok yüksek ve seri bir oyuncu. Semih bazı maçlarda Ujfalusi'yi çok aradı ama Ujfalusi her zaman onun yanında olmayacak. Sadece Galatasaray'a değil, Türkiye Milli Takımı'na da uzun yıllar hizmet edecek inşallah. Küçük yaşta Şampiyonlar Ligi tecrübesi yaşaması çok güzel.
Geçen seneki diri savunmaya nazaran bu sezon çok daha yumuşak bir savunma söz konusu. Rakip gol atmasa bile bir şekilde gol yiyor Galatasaray. Ujfalusi'nin döneceğini düşünürsek devre arası olmasa bile sezon sonu iyi bir stoper transferi düşünülmeli. Sol bek için aynı durum söz konusu değil. O çok daha önemli bir konu.
Orta Saha
Geçen sene bütün sezona yayılan Selçuk-Melo uyumu yanı sıra belli dönemlerde iyi performansları ile öne çıkan Engin, Aydın, Emre ile Galatasaray'ın takım oyunu ve savunması kusurlarını örtüyordu. 4-4-2 sisteminde kanatlarda oynayan oyuncular devşirme olmaları ve yaratıcılık anlamında sınırlı kapasiteleri özellikle iyi kapanan takımlara karşı oyunun kitlenmesine neden oluyordu. Buna karşılık transfer edilen Amrabat ve Hamit'in ilk yarı itibari ile gerçek performanslarını görebilmiş değiliz. Hamit gerekirse merkezde de, bekte de, çizgide de oynayabilen tecrübeli bir futbolcu olmasına rağmen uyum sorunu yaşadı. Maçlarda sorumluluk almaktan korkmayan bir yapısı var. Bu da çoğu zaman fark yaratmasını sağlıyor. Uyum sorununu atlatıp form tutan bir Hamit bu soruna çözüm olacaktır.
Şahsen aşırı yüksek bulduğum bir bedel ile takıma katılan Amrabat yetenekleri olan, potansiyeli yüksek bir oyuncu ama tecrübe ve mental açıdan gelişime ihtiyacı var. Bazı maçlarda çok etkiliydi ama bazı maçlarda da adeta sahada yoktu. Kötü maçları iyi olanlara nazaran fazla.
Saçma sebeplerle takıma geç katılan, hazırlık kampını kaçıran ve aklı halen geçen senede olan Melo fazlası ile cepten yedi. Ligin özellikle ilk 2 ayında çok vasat performans gösteren Melo halen istenilen düzeyde değil. Devre arası en çok konuşulma nedeni Elazığ'da penaltı kurtarması. Şans bulan Yekta bu şansı iyi değerlendirdi. Yerli rotasyonunda önemli bir isim.
Sezon öncesi 3-2 kazanılan Süper Kupa maçındaki hareketi nedeni ile 11 maç ceza alan ve sezona çok kötü başlayan Engin hem performans hem de bu tarz hareketlerden arınma adına olumlu bir gelişme gösterebilmiş değil. Aydın ve Emre bahsedilen yaratıcılık eksikliğini giderebilen, kilidi açabilen, ofansif varyasyonları arttırabilecek kapasiteleri sınırlı, Türk futbolunda çoğu oyuncuya verilmeyen şansa kat kat sahip olan oyuncular. Aydın çoğu zaman çaresizlikten oynayan bir isim. Emre de özellikle bu sezon sürekli kendi etrafında dönerek futbolda yeni bir akım başlatma derdinde!
Bu sezon Galatasaray'ın topla oynama yüzdeleri çok yüksek. Ama bu yüzde oyuna ve pozisyonlara yansımıyor. Defans, Melo, Selçuk üçgeninde sürekli top çevirip, özellikle kanatlardan tehlikeler yaratamadıktan sonra topla çok oynamanın bir artısı kalmıyor. Topu doğru oynayabilmek önemli olan.
Forvet
Son 2 sezon ki performansı ve gösterdiği gelişim ile bütün dikkatleri üzerine çeken Burak'tan Şampiyonlar Ligi'nde bu denli bir performansı kendisi bile beklemiyordu belkide. Özellikle hava toplarındaki gelişimi dikkat çekici. Ama Burak diğer takım arkadaşlarına bağlı tipte bir forvet. Yani ona pas atmaz, pozisyon hazırlamazsanız Burak'tan tam verim alamazsınız. Ondan topu sürüp 3-4 rakibi geçip gol atmasını beklenmemeli. Selçuk başta olmak üzere ona atılacak paslar ve forvette partneri tarafından hazırlanacak pozisyonlar Burak'ın performansını belirleyecek düzeydi.
Sezon başı rotasyonda kullanılmak için kiralanan Umut'un gösterdiği form sürpriz oldu. Sezona harika başladı. Elmander gibi pres yapan, rakip savunmayı rahatsız eden, hırslı ve takipçi bir forvet. Onun için tam bir görev adamı diyebiliriz. Sezon sonu bonservisi alınmalı.
Bu ülkeye bonservissiz geliyorsanız beklenti çok düşüktür. Size gösterilen değer bonservisiniz ve alacağınız ücret ile paralellik gösteriyor. Geçen sezon bonservissiz gelmiş olmasına rağmen hırsı, golleri, profesyonelliği ve adamlığı ile taraftarın en çok sevdiği oyunculardan oldu Elmander. Rakibe baskı, rakip sahada top tutma, arkadaşlarını pozisyona sokma gibi önemli işleri layığı ile yapıyor ama yaşadığı büyük sakatlık sonrası henüz tam toparlanabilmiş değil.
Çift forvet sisteminde yazılacak ilk isim mutlaka Elmander olmalı. Elmander, özellikleri ile Burak ve Umut'u pozisyona sokabilecek, rakibi rahatsız edebilecek bir oyuncu. Umut ve Burak aynı tipte oyuncular olduğu için bazen etkisiz kalabiliyorlar.
Takımın geneli için konuşacak olursak, performansını tam anlamı ile sahaya yansıtamamasına rağmen ligde lider, Şampiyonlar Ligi'nde gruptan çıkıp Schalke ile eşleşen Galatasaray'ın kritik hamleleri ve formunu arttırması ile güzel işler yapması hiçte yanlış bir düşünce olmaz. 4-4-2 sisteminde bazı maçlarda çok zorlanıldı. Başka sistem ve B planları da düşünülmeli.
Kaybedilen çok basit puan kayıpları olmasa Galatasaray en yakın rakibi ile puan farkını belki de çift haneli yapacaktı ama puan farkı yok denecek kadar az. Arayı lider bitirmek güzel ama önemli olan sene sonunu lider bitirebilmek. Devre arasını en iyi şekilde geçirip ikinci yarıya iyi hazırlanılmalı. Çünkü ligin ikinci yarısı çok daha zor geçecek.
Galatasaray'ın geçen seneki en büyük avantajlarından birisi sadece Lig'de mücadele ediyor oluşuydu. Avrupa Kupaları'na katılamamak kötü elbette ama Türkiye Kupası'ndan da elenilmişti ve haftada 1 maç yapılıyordu. Bu sezon ise yeni oluşturulan bir takım uzun yıllar sonra yeniden Şampiyonlar Ligi macerasına da atıldı.
Geçen sezon takım olarak sorunlar belliydi. Defansif anlamda rekor kırılmıştı ama ofansif ve yaratıcılık anlamında bireysel performans çoğu zaman sıkıntı yaratmıştı. Sıkıntı, takım oyunu ve bazı futbolcuların üstün performansı ile kapatılıyordu. Bu sezon ise Selçuk, Melo, Elmander, Muslera ve Eboue gibi oyuncularının genel anlamda geçen seneye göre düşük form düzeyleri önemli bir etken. 4-4-2 sisteminde kanat oyuncularının ofansif varyasyonları geçen seneye göre üst düzeye çıkartması için transfer edilen Hamit ve (özellikle) Amrabat'ın tam anlamı ile bekleneni verememesi de sıkıntının devam etmesine neden oldu. Orta sahada Selçuk-Melo ikilisi geçen seneye göre daha sönük kalınca Hamit'e biraz fazla yük bindi ve sabırsız yurdum taraftarından bazı maçlarda gereksiz tepkiler aldı.
Mevki mevki gidecek olursak;
Kale
Muslera çok iyi bir kaleci. Bu yadsınamaz bir gerçek. Takıma katılışı ile kanayan bir yara olan kaleci sorununa ilaç oldu. İlk geldiğinde adaptasyon sorunu yaşadı. Bazı kötü maçlar çıkardı ama bu süreç kısa sürdü ve sonrasında Galatasaray kalesini uzun bir aradan sonra gerçek bir kalecinin koruduğunu hissetti herkes. Rekorla biten bir sezon sonrası bu sezon inişli çıkışlı bir grafik sergilediğini söyleyebiliriz. İlk akla gelenler Manchester United deplasmanında kurtardığı penaltı ve Eskişehirspor maçında yenilen goldeki refleksleri ve çabası. Muslera çok daha iyi performans sergileyebilecek bir kaleci ve özellikle Şampiyonlar Ligi'nde başarı için sergilemeli.
Defans
Geçen sezon çoğu kişinin adını bile bilmediği, beklenmedik bir anda ortaya çıkan, çıkarılan Semih ile De Bour etkisi beklenilen Ujfalusi'nin mükemmel uyumu ve iyi performansı, Eboue'nin kalitesini göstermesi ile Hakan Balta'nın nispeten iyi performansı ile sağlam bir defansif hat söz konusuydu. Gaziantepspor'dan transfer edilen Dany, Ujfalusi'nin sakatlığı ile beklenenden önce forma şansı buldu. Ujfalusi'nin bir stoperden çok daha fazlası olduğu sakatlanınca anlaşıldı. Defans hattını toparlayan, Semih'in performansının yükseltenin o olduğu, lider olduğu çok net bir biçimde ortaya çıktı. Sadece bu sene değil, 2-3 senedir çok net problem olan sol bek konusunda transfer yapılamaması ve Hakan Balta'nın kötü performansı geçen seneki gibi devşirme şekilde geçici olarak çözülmek isteniyor.
Takımda istenmeyen, gönderilmesi beklenen Riera sol bekteki performansı ile bir anda göz bebeği oldu. Futbol zekası ve tecrübesi üst düzey olduğu için kısa sürede uyum sağladı ve iyi iş çıkardı. Kanattan devşirme olduğu içinde bindirmeleri ve ortaları ile de tehlike yaratıyor. Ters kademeye dahi giriyor artık. Ama bu gerçek bir sol bek transferine ihtiyaç olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Eboue kesinlikle geçen seneki Eboue değil. Çok düz oynuyor. Bindirmeleri, adam geçmeleri bazı maçlarda hiç yok. İyi bir Sabri çok rahat keser bu Eboue'yi. Hayal kırıklığı yaşattı ilk devre itibari ile. Dany'e gelecek olursak, henüz şahsen çözebilmiş değilim. Bir bakıyorsunuz harika müdahaleler, zamanlaması iyi kademeler ve markajlar, bir bakıyorsunuz inanılmaz saçma pas hataları ve adam kaçırmalar. Tam anlamı ile güven verebilmiş değil. Bunda yeni bir takım, yeni bir savunma hattının etkisi de var tabii ki. Ama potansiyeli çok yüksek ve seri bir oyuncu. Semih bazı maçlarda Ujfalusi'yi çok aradı ama Ujfalusi her zaman onun yanında olmayacak. Sadece Galatasaray'a değil, Türkiye Milli Takımı'na da uzun yıllar hizmet edecek inşallah. Küçük yaşta Şampiyonlar Ligi tecrübesi yaşaması çok güzel.
Geçen seneki diri savunmaya nazaran bu sezon çok daha yumuşak bir savunma söz konusu. Rakip gol atmasa bile bir şekilde gol yiyor Galatasaray. Ujfalusi'nin döneceğini düşünürsek devre arası olmasa bile sezon sonu iyi bir stoper transferi düşünülmeli. Sol bek için aynı durum söz konusu değil. O çok daha önemli bir konu.
Orta Saha
Geçen sene bütün sezona yayılan Selçuk-Melo uyumu yanı sıra belli dönemlerde iyi performansları ile öne çıkan Engin, Aydın, Emre ile Galatasaray'ın takım oyunu ve savunması kusurlarını örtüyordu. 4-4-2 sisteminde kanatlarda oynayan oyuncular devşirme olmaları ve yaratıcılık anlamında sınırlı kapasiteleri özellikle iyi kapanan takımlara karşı oyunun kitlenmesine neden oluyordu. Buna karşılık transfer edilen Amrabat ve Hamit'in ilk yarı itibari ile gerçek performanslarını görebilmiş değiliz. Hamit gerekirse merkezde de, bekte de, çizgide de oynayabilen tecrübeli bir futbolcu olmasına rağmen uyum sorunu yaşadı. Maçlarda sorumluluk almaktan korkmayan bir yapısı var. Bu da çoğu zaman fark yaratmasını sağlıyor. Uyum sorununu atlatıp form tutan bir Hamit bu soruna çözüm olacaktır.
Şahsen aşırı yüksek bulduğum bir bedel ile takıma katılan Amrabat yetenekleri olan, potansiyeli yüksek bir oyuncu ama tecrübe ve mental açıdan gelişime ihtiyacı var. Bazı maçlarda çok etkiliydi ama bazı maçlarda da adeta sahada yoktu. Kötü maçları iyi olanlara nazaran fazla.
Saçma sebeplerle takıma geç katılan, hazırlık kampını kaçıran ve aklı halen geçen senede olan Melo fazlası ile cepten yedi. Ligin özellikle ilk 2 ayında çok vasat performans gösteren Melo halen istenilen düzeyde değil. Devre arası en çok konuşulma nedeni Elazığ'da penaltı kurtarması. Şans bulan Yekta bu şansı iyi değerlendirdi. Yerli rotasyonunda önemli bir isim.
Sezon öncesi 3-2 kazanılan Süper Kupa maçındaki hareketi nedeni ile 11 maç ceza alan ve sezona çok kötü başlayan Engin hem performans hem de bu tarz hareketlerden arınma adına olumlu bir gelişme gösterebilmiş değil. Aydın ve Emre bahsedilen yaratıcılık eksikliğini giderebilen, kilidi açabilen, ofansif varyasyonları arttırabilecek kapasiteleri sınırlı, Türk futbolunda çoğu oyuncuya verilmeyen şansa kat kat sahip olan oyuncular. Aydın çoğu zaman çaresizlikten oynayan bir isim. Emre de özellikle bu sezon sürekli kendi etrafında dönerek futbolda yeni bir akım başlatma derdinde!
Bu sezon Galatasaray'ın topla oynama yüzdeleri çok yüksek. Ama bu yüzde oyuna ve pozisyonlara yansımıyor. Defans, Melo, Selçuk üçgeninde sürekli top çevirip, özellikle kanatlardan tehlikeler yaratamadıktan sonra topla çok oynamanın bir artısı kalmıyor. Topu doğru oynayabilmek önemli olan.
Forvet
Son 2 sezon ki performansı ve gösterdiği gelişim ile bütün dikkatleri üzerine çeken Burak'tan Şampiyonlar Ligi'nde bu denli bir performansı kendisi bile beklemiyordu belkide. Özellikle hava toplarındaki gelişimi dikkat çekici. Ama Burak diğer takım arkadaşlarına bağlı tipte bir forvet. Yani ona pas atmaz, pozisyon hazırlamazsanız Burak'tan tam verim alamazsınız. Ondan topu sürüp 3-4 rakibi geçip gol atmasını beklenmemeli. Selçuk başta olmak üzere ona atılacak paslar ve forvette partneri tarafından hazırlanacak pozisyonlar Burak'ın performansını belirleyecek düzeydi.
Sezon başı rotasyonda kullanılmak için kiralanan Umut'un gösterdiği form sürpriz oldu. Sezona harika başladı. Elmander gibi pres yapan, rakip savunmayı rahatsız eden, hırslı ve takipçi bir forvet. Onun için tam bir görev adamı diyebiliriz. Sezon sonu bonservisi alınmalı.
Bu ülkeye bonservissiz geliyorsanız beklenti çok düşüktür. Size gösterilen değer bonservisiniz ve alacağınız ücret ile paralellik gösteriyor. Geçen sezon bonservissiz gelmiş olmasına rağmen hırsı, golleri, profesyonelliği ve adamlığı ile taraftarın en çok sevdiği oyunculardan oldu Elmander. Rakibe baskı, rakip sahada top tutma, arkadaşlarını pozisyona sokma gibi önemli işleri layığı ile yapıyor ama yaşadığı büyük sakatlık sonrası henüz tam toparlanabilmiş değil.
Çift forvet sisteminde yazılacak ilk isim mutlaka Elmander olmalı. Elmander, özellikleri ile Burak ve Umut'u pozisyona sokabilecek, rakibi rahatsız edebilecek bir oyuncu. Umut ve Burak aynı tipte oyuncular olduğu için bazen etkisiz kalabiliyorlar.
Takımın geneli için konuşacak olursak, performansını tam anlamı ile sahaya yansıtamamasına rağmen ligde lider, Şampiyonlar Ligi'nde gruptan çıkıp Schalke ile eşleşen Galatasaray'ın kritik hamleleri ve formunu arttırması ile güzel işler yapması hiçte yanlış bir düşünce olmaz. 4-4-2 sisteminde bazı maçlarda çok zorlanıldı. Başka sistem ve B planları da düşünülmeli.
Kaybedilen çok basit puan kayıpları olmasa Galatasaray en yakın rakibi ile puan farkını belki de çift haneli yapacaktı ama puan farkı yok denecek kadar az. Arayı lider bitirmek güzel ama önemli olan sene sonunu lider bitirebilmek. Devre arasını en iyi şekilde geçirip ikinci yarıya iyi hazırlanılmalı. Çünkü ligin ikinci yarısı çok daha zor geçecek.
12 Aralık 2012 Çarşamba
Tesbihli İmparator
6 Aralık 2012 Perşembe
Braga Maçından Fotolar
Braga 1 - Galatasaray 2 | Galatasaray Yılmaz!
Şampiyonlar Ligi'ndeki ilk Manchester maçı sonrası oluşan hava, son Cluj ve United galibiyetleri sonrası oluşan hava ile benzerlik gösterdi. İlk maçta her ne kadar mağlup olunsa da, United ile çoğu zaman başa baş mücadele edilmiş, 3 top direkten dönmüş, 1 tane de penaltısı verilmemişti Galatasaray'ın. O maç sonrası gelinen gaz, içerideki Braga ve Cluj maçlarındaki puan kayıpları ile alındı bir nevi. Ama takım kendine gelip tekrar balansı tutturdu ve hak ettiği puanları topladı.
Braga maçı öncesi de 'United nasıl olsa Cluj'u yener' düşüncesi futbol severler gibi oyuncularda da hakim olunca Braga maça çok etkili başladı. Kulaklar İngiltere'de, gözler sakat sakat oynayan Muslera'dayken maçı izleyen yabancı biri veda edenin Galatasaray, puana ihtiyacı olanın Braga olduğunu zannederdi. Roller değişmişti. Braga baskısı golü de getirdi. İlk yarı sona erdiğinde İngiltere'den ses yoktu ve Braga 1-0 öndeydi. İkinci yarıya Cluj golle başlayınca moraller iyice çöktü. Cluj'un attığı golde 'Arif'in Manchester'a attığı gol' kıvamında. Tam 'Şampiyonlar Ligi'ne veda ediyoruz galiba' dediğimiz anda Fatih Terim 'bekleyin' dedi, 'daha söyleyeceklerimiz var.'
İkinci yarı oyuncu değişiklikleri gibi sahaya dizilişini de sürekli değiştiren bir Galatasaray vardı. Aydın ve Amrabat ile kanatlardan etkili olmaya çalışırken, top bir o kalede bir bu kalede, yürekler ağızda, kulaklar İngiltere'deyken, Cluj'un attığı gole Burak ile hemen karşılık verilmesi oyuna tekrar ortak etti Galatasaray'ı. Manchester'dan halen karşılık bekleniledursun, Aydın, Konya'yı hatırlatan golü ile Galatasaray'ı Şampiyonlar Ligi'nde üst tura taşıdı. Futbolda 'atamayana atarlar' kuralı vardır. Yazılı bir kural değildir ama yazılı kuralların hepsinden daha değerlidir. Hayatta da 'bir işin düzgün olmasını istiyorsan kendin yapacaksın' kuralı vardır. Galatasaray kendi işini kendi yaptı.
Maç öncesi kağıt üzerinde Cluj'un United'ı deplasmanda yeneceğini düşünmek gerçekçi değildi ama boşuna 'düşler sahnesi' demiyorlar. 6 yıl aradan sonra yepyeni bir kadro ile Şampiyonlar Ligi'nde ilk 3 maçta sadece 1 gol atıp 1 puan topladıktan sonra kalan 3 maçı da kazanarak ikinci tura yükselmek, aynı Braga'ya golleri atan Burak ve Aydın'ın soy adları gibi 'yılmaz' bir performans, önemli bir başarı. Galatasaray'ın grupta oynadığı 6 maçta 6 topunun direkten döndüğünü de hatırlatmak gerek.
Galatasaray gibi Braga'nın da kaçırdığı çok pozisyon var. Galatasaray maçı kaybedebilirdi de. İlk yarı çok kötüydü. Özellikle ikinci yarı Fatih Terim fazlası ile risk aldı. Saha içinde görevler ve formasyon sürekli değişti. Ama değişmeyen tek şey Fatih Terim'in mentalitesi. Onu eleştirmek için pusuda bekleyenlerin biraz daha saklandıkları yerde kalmasını sağladı. Bir Türk takımını Şampiyonlar Ligi'nde ikinci tura taşıyan ilk Türk teknik direktör olarak tarihe geçti. Teknolojik gelişmelerin hızına yetişmeye çalıştığı Burak da, Şampiyonlar Ligi'nde 6 gol atan ilk Türk futbolcu oldu.
Galatasaray'ın ikinci turdaki rakipleri; Barcelona, Juventus, Bayern Münih, PSG, Schalke 04, Malaga ve Borussia Dortmund. Tur yanıltmamalı. Rakipler gibi Galatasaray'ın sorunları da çok ciddi. Kesinlikle takviye gerekiyor. Rakiplerin hepsi birbirinden güçlü. Buradan sonra yaşanılabilecek hiçbir şeye şaşırmamalı. Son 16 takım arasında 'şu gelsin, bu gelmesin' demeye gerek yok. Önemli olan rakip değil, Galatasaray'ın ne yapacağı.
Bazı anektodlar;
- Galatasaray, Şampiyonlar Ligi gruplarında kendi en yüksek puan rekorunu egale etti. (2000-01 ve 2001-02 sezonlarında Lucescu yönetiminde 10 puan almıştı)
- Burak Yılmaz, Şampiyonlar Ligi'nde üst üste 4 maçta gol atan ve bir sezonda en çok gol atan Türk oyuncu oldu. ( 6 gol )
- Galatasaray, Şampiyonlar Ligi gruplarında ilk 2 maçını kaybedip üst tura yükselen 9.takım oldu.
- Galatasaray, üst üste 3 Şampiyonlar Ligi maçı kazanan ilk Türk takımı oldu.
21 Kasım 2012 Çarşamba
Galatasaray 1 - Manchester United 0
Dün stada giderken kadroyu öğrendiğimde beni tek düşündüren isim Melo'ydu. Çünkü Galatasaray'ın oynadığı sistemde hayati bir role sahip. Dün akşamda geçen sezondan esintiler sundu. Burak'ın golü öncesinde kornere çıkan pozisyonda tribünleri ateşlemesi ve o anki koro ile gol adeta 'çağırıldı'. Manchester United'ın yedek kadro ile çıkmasını konusundan bahsetmiştim. Yedek, as fark etmiyor. Sahaya yayılışları, topu gezdirişleri, en hızlı ve doğru sürede topu rakip kaleye taşımaları... bu işi genel anlamda en iyi yapan takımlardan birisi Manchester United.
Karabükspor maçı sonrası mağlubiyete üzüntü vardı tabii ama üzüntünün asıl sebebi o sönük ve rezalet futboldu. Tanınacak halde değildi Galatasaray. Ama dün tekrar kendini tanıttı. Çok uzun bir süre sonra hem takım savunmasını hem de bireysel performans çok iyiydi. Semih-Dany ikilisini hatasız oynadı. Riera bir kez daha sol bekte harikalar yarattı. Bu sezon Eboue'yi ilk kez iyi gördük. Riera, kendinden biraz daha bahsedilmesini hak ediyor. Sol bek krizine ilaç oldu. Dün de mükemmel bir performans gösterdi. Ofansif anlamda zaten ne yapması gerektiğini biliyor. Futbol zekası yüksek olduğu için defansif anlamda da sol beke iyi uyum sağladı. Ters kademeye dahi giriyor, adam eksiltip atağa çıkıyor ve doğru müdahaleler yapıyor.
Orta sahada Melo'nun iyi performansı Galatasaray'ı rahatlattı. Hamit, uyum sürecini atlatıp performansını yükselttiğinde ne kadar yararlı olacağının sinyallerini dün verdi. Eboue'nin de katkısı ile Manchester United'ın sol kanadını çökertti. Oyun kurdu, kanada indi, geriye gelip top aldı, takımı atağa çıkardı, kısaca dün görmek istediğimiz Hamit sahadaydı. Direkten dönen vuruşunda tribünlerden gelen 'vur vur' sesleri insanın tüylerini diken diken ediyor. Gol olsa muhtemelen 'Arif'in Manchester'a attığı golü' saf dışı bırakabilirdi.
Amrabat'ın tecrübesizliği çok belli oluyor. Topu rakip sahaya çok iyi taşıyor ama son tercihlerini çok hatalı kullanıyor. Dünde çoğu zaman sol kanadı bırakıp ısrarla göbeğe yakın oynadı. Bazende önündeki rakip oyuncuyu marke etmeyi unuttu. Riera'ya daha çok yardım etmeli. Riera, kanattan bozma bir bek olduğu için ileride birlikte tehlike yaratma şanları çok daha yüksek. Selçuk'un moralimi bozuk bilmiyorum ama beklediğimiz, görmek istediğimiz Selçuk bu değil. Çok daha iyilerini yapabilecek yeteneğe sahip.
Burak, 5. Şampiyonlar Ligi maçında 5. golünü attı. Üst üste 3 Şampiyonlar Ligi maçında da golü var. Cluj'a attığı kafa golünden sonra stoperin üzerinden dün attığı golde güzeldi. Eksikleri üzerine gitmesi, kendisi sürekli geliştirmesi çok güzel. Ama kendini yere atıp kart görmesi güzel değil. Elmander henüz hazır değil. İlk yarı sonrası ikinci yarıda golün hemen gelmesi Galatasaray'ı rahatlattı. Golden sonra Fatih Terim, Elmander ile Engin'i değiştirerek bu sezon nadir sistem değişikliklerinden birini yaptı. Orta sahada kalabalık olup, kanatta Amrabat ve Hamit'i daha rahat ileri çıkarma adına önemli bir değişiklikti. Burak'ın Umutla değişmemesinin sebebi ikinci golü bir türlü gelmemesi. Yenilecek bir golde tekrar çift forvete dönülecekti.
Galatasaray yeniden yapılanma sürecinde çoğunluğu ilk kez Şampiyonlar Ligi tecrübesi yaşayan bir kadro ile mücadele ediyor. 3 maç sonunda alınan 1 puandan işi buralara getirmek ciddi bir başarı. Ve işi buraya getirirken Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi'nde 5 topunun direkten döndüğünü, Manchester deplasmanınında 1 penaltısının verilmediğini ve Cluj maçında da 1 penaltıdan yararlanamadığını unutmamak gerek.
Son maçta Galatasaray Braga'ya mağlup olmaz, Cluj da deplasmanda Manchester United'ı yenmezse Şampiyonlar Ligi'nden devam edecek Galatasaray. Arzumuz tabii ki bu yönde. Umarım son maçlarda da, dünkü gibi en güzel senaryo gerçekleşir. Kimle oynarsa oynasın, Manchester United'ı yenmek önemlidir.
19 Kasım 2012 Pazartesi
United Maçı ve Yedek Kadro Saçmalığı
Manchester United, yarınki Galatasaray maç kadrosunu açıkladı. Rooney, De Gea, Scholes, Valencia, Evra, Van Persie, Ferdinand ve Giggs kadroda yok. Evans, Vidic, Kagawa ve Nani'nin de sakatlıkları var. Bazıları şimdiden galibiyet kutlamasına başlamış nasıl olduysa. Şampiyonlar Ligi'nden 6 yıl uzak kalınca ciddiyetten de uzak kalınma durumu var gibi. Rakibi küçümsemek, hem de Manchester United'i küçümsemek akıl kârı değil.
Hernandez, Welbeck, Carrick, Evans, Cleverley, Rafael, Young, Fletcher, Anderson... Nasıl bir yedek kadroysa Braga ve Cluj'dan kat kat daha iyi. Alex Ferguson rotasyonu en iyi uygulayan hocalardan birisi. Sadece garantilenen durumlarda değil sürekli rotasyon yapan bir teknik direktör. Oyuncularını hazır tutmayı biliyor. Ayrıca maçın Şampiyonlar Ligi maçı olduğu unutulmamalı. Milli takım bazındaki turnuvaları saymazsak bütün dünyanın izlediği bir vitrin. Bütün futbolcular bu vitrinde kendini göstermek isteyecektir.
Yedeğiyle, genciyle, asıyla Manchester United çok hızlı atağa kalkan, kısa sürede rakip kalede tehlike yaratabilen bir takım. Futbol anlayışlarında bu var. Manchester United'da Galatasaray gibi son oynadığı lig maçını kaybetti. Ama Galatasaray, Fatih Terim geldiğinden beriki en kötü maçlarından birini oynadı. Bu maç farklı olacaktır. Olmalı da. Galatasaray'ın mevcut sorunları geçen sezonda vardı. Bireysel anlamda yaratıcı oyuncu eksikliğini takım savunması ve takım oyunu ile kapatıyordu. Ama bu sezon takım oyunu ve takım savunmasında da sorunlar olduğu için aynı Manchester United gibi fazla gol yiyor.
Topla fazla oynamak, çok pas yapmak eğer doğru anlamda yapılmıyorsa boş istatistikten öteye gitmez. Galatasaray'da biraz bu mevcut. Dany, Eboue, Semih, Riera, Melo, Dany'li pas döngüsü ile isterseniz %90 topla oynayın. Neticelendiremedikten sonra (ki en büyük sorunlardan birisi bu) bir şey ifade etmiyor. Oyuncular gibi takımda da istikrarsızlık söz konusu.
Son Karabükspor maçı performansı ile bu maçı yorumlamak doğru olmaz ama bu Karabükspor maçındaki kötü oyunu da unutturmamalı. Bu sezon bir çok kez olduğu gibi Braga deplasmanında son 10 dakikada maçı çevirdiler. Manchester United çok daha büyük ceza kesebilir. Galatasaray bu sezon Avrupa'da daha derli toplu oynuyor. 1-0 biten ilk maçta verilmeyen penaltı ve direkten dönen 3 top vardı. O maçtaki konsantrasyon, hırs ve maçtan kopmama devam etmeli. Galatasaray, ruhunu sahaya yansıttığı zaman rakip kimle gelmiş, kimi getirmemiş bir önemi yok. Önemli olan Galatasaray'ın ortaya koyacağı oyun.
1993 yılında Manchester United Cehennem'i yaşamıştı. Yarında yaşamalı. Hem saha içinde hem de saha dışında.
14 Kasım 2012 Çarşamba
Engin Baytar'ın Dönüşü
Galatasaray'a transfer olduğunda çoğunluk Engin'in yanlış bir transfer olduğunu savunuyordu. Çünkü ne kadar yetenekli olsa da, bazı hareketleri yeteneğinin önüne geçmişti. Üzerine yapışmıştı da diyebiliriz aslında. Ama geçen seneki performansı ve yaşanan şampiyonlukta kırılma anlarının çoğunda olması 'problemli' sıfatını tekrar 'yetenekli'ye bıraktı. Ta ki Fenerbahçe ile oynanan Süper Kupa maçına kadar. Maçta hakem Cüneyt Çakır'a müdahalesi nedeni ile kırmızı kart gördü ve 11 maç ceza aldı. Mersin İdmanyurdu maçı ile cezası sona erdi.
Tam 11 lig maçında oynayamayan Engin Baytar, maç kondisyonu olmadığı içinde kritik 4 Şampiyonlar Ligi maçında da Fatih Terim tarafından tercih edilmedi. Süper Kupa maçında yaptığı hareketlerin savunulacak bir tarafı yok ama bu aldığı cezanın ağır olduğu gerçeğini değiştirmemeli. Engin'e verilen cezaların yanında verilmeyenleri de biliyoruz.
Eskişehirspor, Orduspor, Braga ve içerideki Cluj maçları başta olmak üzere Engin'in yaratıcılığını ve liderliğini çok aradı Galatasaray. Formda bir Engin Baytar, çok oyuncu ile kapanıp, alan daraltan rakiplerin ve maçların kilidini açmak için önemli bir faktör. Dikine gidebilen, adam eksiltebilen, topu rakip ceza sahasına indirip arkadaşlarına pozisyon hazırlayabilen, hem gol atan hem de attırabilen bir oyuncu. Gerektiğinde oyunu iki yönlü de oynayabilen bu tarz çok yönlü bir oyuncuyu kimse kaybetmek istemez.
Selçuk-Melo ikilisinin geçen seneki performansını aratması, Emre'nin inişli-çıkışlı grafiği, Amrabat'ın istenilen düzeye ulaşamaması Engin'in önemini fazlası ile belli etti bu sezon. Onun gibi yüreği ile oynayan, kazanma hırsı yüksek oyuncular form tutup formayı kaptığı zaman kolay kolay bırakmaz. Engin'den de beklenen artık performansı ile gündeme gelmesi. Sadece kendi performansını değil, oyunu ile takım arkadaşlarını da ateşleyen, etkileyebilen bir futbolcu. Onun için 'maçta kötü oynadı' diyebilirsiniz ama kolay kolay 'kötü mücadele etti' diyemezsiniz. Sonunda eleştirileceğini, tepki göreceğini bilse de sorumluluk almaktan kesinlikle çekinmeyen bir yapısı var. Bu da onu farklı kılıyor.
Ceza almasına neden olan hareketleri tekrarladığı an sadece Galatasaray kariyerini değil, futbol kariyerini de tehlikeye sokabilir. Fatih Terim'in bu konudaki tavrından ödün vereceğini sanmıyorum. Engin yakaladığı son şansı iyi değerlendirmeli. Geçen sezon şampiyonluk kutlamalarında sıra ona geldiğinde akıttığı gözyaşları unutulmaz. Umarım iyi hazırlanmıştır ve dönüşü muhteşem olur.
Etiketler:
Engin Baytar,
Fatih Terim,
Galatasaray,
Süper Kupa
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





.jpg)
























