Elazığspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Elazığspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Nisan 2013 Pazar

Galatasaray 3 - Elazığspor 1 | Son 3




Maçtan 4-5 gün önce Elazığspor teknik direktörü Yılmaz Vural '3 puan almaya gidiyoruz' demişti. Bir nevi bunu saha da uygulamaya çalıştılar, pozitif futbol oynama çalıştılar ve bu da maçı kaybetmelerine neden oldu. İki takımın attığı gollerin hepsi bireysel hatalardan kaynaklanan gollerdi.

Ligin sonu yaklaştıkça iki takımında farklı hedefi vardı ve puan kaybı tahammülü yoktu. Golle maça başlamak Galatasaray'ı çok rahatlattı. İkinci golden sonra Dany'nin al da at pası! ile farkı hemen bire indirdi Elazığ ama Drogba skoru belirledi.

Maç 3-1 bitmiş olabilir ama net 1 penaltı, Melo'nun pozisyonunun kartsız geçilmesi (ki en kötü sarı kart verilmeliydi) ve en az 2 tane %100'lük gol pozisyonunun ofsayt nedeni ile kesilmesinin bir izahı yok. Önde oluyor olmak, bu hataları örtmüyor.

Melo son 1 aydır gerçek Melo gibi oynuyor. Bu maçta da iyiydi. Umarım sezon sonuna kadar çok daha bu performansı arttırır. Burak ise Real Madrid maçından sonra sebebi anlaşılamaz bir hal içerisinde. İlk maçta haksız bir şekilde cezalı duruma düştü, yapılan itiraz da reddedilmişti. Geçen hafta Karabük'te, bu hafta da Elazığ maçlarında bir problem olduğu çok bariz. Eski ısıran, saldıran, hareketli Burak yok ortalarda. Kafasına bir şeyi taktığını çok belli ediyor. Bu kritik haftalarda daha dikkatli olmalı.

Hafta içi idmanda sakatlanan ve riske edilmeyen Sneijder'in yerine oynayan Yekta hatasına telafi ederek iyi mücadele etti ama halen büyük maçlarda güvenilecek bir isim değil. Dany'e gelecek olursak, goldeki komik hatası dışında maçta sürekli bomba gibi. Top ondayken, ona gelirken rahat olamıyor insan.

Drogba'nın Galatasaray forması giymesine neden olan herkese binlerce kez teşekkürler. İnsan bu rüyanın hiç bitmemesini istiyor. Saha içindeki oyun zekası, mücadelesi, kalitesiyle bambaşka birisi. İnsan gerçekten Chelsealileri kıskanıyor. Komik gelebilir ama halen inanamıyorum parçalıyı giydiğine. Tek başına bir takım. Gönül uzun yıllar parçalıyı giymesini istiyor, umarım giyer. Saha içinde gerçek bir lider ve bir kaptan gibi yönlendiriyor takımı.

Güzel oyun, güzel galibiyet ama ofsayt konusuna daha da dikkat edilmeli. 10'dan fazla ofsayta düşüldü. Şampiyon olmaya 4 değil aslında 3 maç var. Gaziantepspor ve Sivasspor galibiyetleri çok kritik. Fenerbahçe maçı ise her şeyi belirleyecek.

25 Kasım 2012 Pazar

Elazığ Panteri Melo



Taffarel çok büyük kaleciydi. Öyle ki oynamasına gerek yok. Kenardan sufle verse de yeterli oluyor. Yazın 3 ay tatil yapıp kendini ağırdan satan, menajeri ile birlikte sürekli sorunlar çıkartan ve sonunda 'bu saatten sonra gelmesin' dediğim Melo, Elazığspor maçında gene gündem oldu. Galatasaray'yın oynadığı 4-4-2 sisteminde Melo'nun pozisyonu çok kritik. O ne kadar iyi oynar, Selçuk ile uyumlu olursa Galatasaray o denli rahatlıyor hem orta sahada hem defansta hem de forvette. 

Sezon öncesi kampa çok geç katıldığı için bu sezon çoğu maçta kötü oynayan Melo, özellikle Elazığspor maçında kurtardığı penaltı ile moral açısından daha üst bir seviyeye geldi. Performansını da aynı seviyeye getirmeli. Rotasyonda Yekta'nın performansı da fena değil. 

Melo, Santander forması giyerken bir kez daha takımın 3 oyuncu değiştirme hakkı dolduğu için kaleye geçmişti. Ama Ronaldinho'nun penaltısını kurtaramamıştı. Elazığ'da kurtardı. Galatasaray böyle bir kulüp işte. Muslera penaltı atıyor, Melo penaltı kurtarıyor. Galatasaray'ın Elazığspor'u yenmesi çok önemli bir şey değil. Ama istisna olarak tarih Galatasaray'ın Elazığspor'u yendiğini değil, Melo'nun penaltı kurtardığını yazacak.






Elazığspor 0 - Galatasaray 1 | Olaylar Olaylar



Bu maçtan bahsetmek için İsmail abi karakteri ile diller pelesenk olan 'olaylar olaylar' söz öbeğini kullansak yanlış olmaz sanırım. Takımlar için Avrupa Kupası öncesi ve sonrası sıkıntılı geçer. Bu geçiş süreci Galatasaray adına daha zor oluyor. Elazığspor gibi düşme korkusu yaşayan ve puana ihtiyacı olan takımlar her zaman tehlikelidir. Dün de tehlikeli oldular.

Galatasaray'ın Eboue(dinlendirildi), Hamit(ufak sakatlığı vardı), Selçuk(cezalıydı) ve Burak'tan yoksun çıktığı çok ilginç bir maç izledik. İlk yarı itibari ile orta alanda top kazanma-kaybetme oyunu yanı sıra kendi oyununu rakibe kabul ettirme ile geçti. Zevksiz geçen ilk yarı insanın uykusunu getirdi. Rakip kalede ciddi gol pozisyonuna girilemezken, ileride çoğalamayıp forvetleri de besleyemeyince çok etkisiz kaldı Galatasaray.

İkinci yarıda Aydın'ın girmesi ile rakip kalede daha etkili bir Galatasaray izledik. Son maçlardaki iyi formunu bu maçta da sürdüren Riera'nın harika ortasında maçta iyi işler yapan Yekta'nın gelen golü nefes aldırdı. 1-0'dan sonra Yekta, Umut ve Emre Çolak'ın çok net pozisyonları değerlendirememesi oyunun kopmamasına neden oldu. Bilica'nın pozisyonunda verilmeyen penaltıyı da unutmayalım. Golden sonra girilen pozisyonlar sonuçlanmayınca Elazığspor'un direnci arttı. Galatasaray kaçırdıkça Elazığspor'da gelmeye başladı. Sinan ve Serdar'ın girmesi ile sağ kanadı çok etkili kullandılar. 

Dakikalar 90'ı gösterdiğinde topla birlikte ceza sahasına giren Serdar, Muslera'nın müdahalesi ile yerde kalınca önce penaltı, sonra da kırmızı kart kararı çıktı. 3 oyuncu değiştirme hakkı dolduğu için kaleye Melo geçti ve Melo, Göksu'nun penaltısını kurtardı. Galatasaray'ın Elazığspor'u yenmesi çok önemli bir şey değil. Ne kadar hak etse de yenememiş olsaydı gene çok önemsenmezdi. Ama Melo'nun son dakikada penaltı kurtarması bu maçı unutulmaz kıldı. 

Çok uzun bir süre sonra forma giyen Sabri'yi açıkçası beğendim. İyi işler yaptı. Özellikle takımı atağa çıkarmada etkili oldu. Eboue'nin formsuzluğunu ve Afrika Kupası'nı göz önüne alacak olursak, rotasyonda Sabri'den daha çok faydalanacağız gibi. Yekta da bir diğer iyi performans gösteren isimdi. Orta sahada çok savaştı ve sürekli rakip sahayı ve kaleyi zorladı. İleriye koşuları ile tehlikeli oldu ama savunma anlamında daha dikkatli olmalı. Elmander ve Umut ikilisinde düşüş var gibi görünüyor ama böyle görünmesinin en büyük nedeni yeterli anlamda top almamaları. Geriden iyi beslenmiyorlar. Elmander'in biraz daha zamana ihtiyacı var. Aydın girdikten sonra sağ kanatta etkili oldu, iyi işler yaptı. Ama çok istikrarsız bir oyuncu. İyi performans gösterdiği maçlardan sonra güvenip ertesi hafta ilk 11'e yazamıyorsunuz. Engin daha iyi olacaktır.

Amrabat ve Emre için de söyleyeceklerim var. Emre gittikçe Arda'nın ayrılmadan öncesi haline benzemeye başladı. Aşırı derecede laubali oynuyor. 2'ye 4 yakalanan bomboş pozisyonda maçı o an bitirebilecekken laubaliliği ve ciddiyetsizliği yüzünden sıkıntıya girdi maç. Melo, penaltıyla beraber Emre'yi de kurtardı. Amrabat da aynı şekilde şımarık oynuyor. Kafası estiğinde şut çekiyor, canı istediğinde pas atıyor (daha doğrusu atmaya çalışıyor). Bir de bodoslama geriye attığı riskli paslar var ki bir gün başımız fena yanacak. Tamam kendini pozisyona sokma ve topu rakip kaleye taşımada başarılı ama son tercihleri bu denli hatalı oldukça yaptıklarının bir yararı olmuyor.  

Galatasaray kötü oynasın, maç kaybetsin ama bu denli ciddiyetsiz ve laubali olmasın. Maçı kazanmak güzel ama son dakikada yaşanan kabusun etkisinin artmasının nedeni de kaçan pozisyonlar ve ciddiyetsizlik. Melo'yu bu sezon çok eleştirdim. 3 ay tatil yapıp kendini ağırdan sattı. Takıma geç katıldı, çoğu maç sahada yok gibiydi ama son bir kaç maçtır kıpırdama var. Bu maçta kurtardığı penaltı ekstra moral ve motivasyon olacaktır ona. Sonuçta artık Elazığ Panteri.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Beğen