Bursaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bursaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mayıs 2013 Perşembe

İbrahim Yazıcı'yı kaybettik

Bir süredir tedavi gören Bursaspor Başkanı İbrahim Yazıcı'yı ne yazık ki kaybettik. Türk sporunun ve Bursaspor'unun başı sağ olsun.




3 Şubat 2013 Pazar

Galatasaray 1 - Bursaspor 1 | Puan Kaybedildi Ama Sistem Kazanılmalı




Maç öncesi iki cephedeki gelişmeler birbirinin tam zıddıydı.  Galatasaray derbiyi kazanmış, sansasyonel transferler yapmış, hedefleri belirli şekilde şampiyonluğa oynarken, Bursaspor ise efsane denilebilecek Ertuğrul Sağlam ile yollarını ayırmış, camiada karışıklık ve taraftarların memnuniyetsizliği söz konusuydu.

Bursaspor'a karşı Eboue, Hamit, Melo gibi önemli eksikler varken Fatih Terim 4-4-2 sistemini bozmadı. Maç hareketli başladı. Umut'un verilmeyen bariz golü, Elmander'in pozisyonuydu derken golü Bursaspor buldu. Şener'in güzel ortasını Dany izledi ama Pinto izlemedi. Golden sonra, Fatih Terim'in takıma kazandırmaya çalıştığı, takım gol yese de konsantrasyonu ve morali bozmadan oynamaya devam etme (ki en büyük örneği geçen sezon Kadıköy'de 2-2 biten maçtır) durumunu bu maçta da (tam anlamı ile olmasa da) gördük. Rüzgara rağmen Selçuk'un Umut'a milimetrik pası ve Umut'un güzel golü ile maça denge geldi. 

Bursaspor bu sezon Galatasaray gibi savunmada sıkıntı yaşıyor. Özellikle savunma arkasına atılan toplar net tehlikeli oluyor ki Galatasaray golü de böyle buldu. Beşiktaş maçında olduğu gibi bu maçta da oynamayan Burak üzerinden hemen 'ayrılıyor, sorun var' dedikoduları çıktı ama önce Fatih Terim, sonra da Burak yalanladı. Burak ile başlansaydı muhtemelen Galatasaray, Bursaspor savunmanı çok daha zorlayacak, arkaya atılacak toplarla çok daha fazla pozisyon bulacaktı. Umut - Elmander ikilisi rakip savunmaya baskı yapan, rahatsız eden, top tutabilen bir ikili ama Selçuk'tan başka kimse atak organizasyonuna katılmayınca kısır bir döngü oldu.

Bursaspor, Galatasaray'ın iki bekinin üzerine fazlası ile giderek zaten iyi olmayan savunma hattında çok rahat pozisyona girdi. Özellikle orta sahada Galatasaray'a karşı üstündü ve daha iyi oynadı. Etkisiz olan ve bekler ile bağları olmayan Emre ve Engin'in ofansa katkıları olmadığı gibi defansif anlamda da fazla katkıları yoktu. Zaten Emre, pozisyon icabı başkasına omuz atsa da kendi düşecek kadar zayıf bir fiziğe sahip. Emre ve Engin'in çıkıp Amrabat ve Aydın'ın girmesi ile Galatasaray çizgiye inerek hem geniş alan hem de pozisyon buldu ama değerlendiremedi. Aynı şekilde Bursaspor'da dönen topları kazanıp Batalla ve Belluschi gibi etkili isimlerle etkili gelmesine rağmen Muslera güvenleri boşa çıkartmadı. Doğru kullanabilirseniz Belluschi, Batalla gibi çok ama çok tehlikeli bir oyuncu. Bursaspor'un verilmeyen golünde Fırat Aydınus'un Serdar'a değil, Edu'ya faul çaldığını düşünüyorum. Maç başındaki hataları da göz önüne alırsak sağlam bir dinlendirilmesi gerekir. Çünkü iki takım adına da sonuca etki edecek hatalar yaptı.

Geçen sene yaşanan sorun bu maçta da yaşandı. Emre ve Engin içeri oynayan oyuncular. İleriye dikine gitme, kanada inme işlerini pek yapmayan, yapamayan oyuncular. Hal böyleyken Melo ve Hamit gibi eksiklerin de katkısı ile Galatasaray istediği baskıyı kuramadı. Sneijder'in oynamak istemesi, hırsı güzel ama hazır olmadığı çok belli. Onun takımı, takımın da onu tanımaya ihtiyacı var. Sneijder uyum süreci yaşıyor ama Amrabat'ın da Sneijder'den aşağı kalır yanı yok. Sezon başından beri gösterdiği performansı ile bonservisinin hakkını verdiği söylenemez. Aydın gibi Amrabat da formları ile Galatasaray'ın oyuncuları olmadıklarını gösteriyorlar. 


Galatasaray'ın Sneijder ve Drogba transferleri basında geniş yankı uyandırdı, etkili oldu ama önemli olan saha içinde etkili olması. Sneijder'in maç kondisyonu tam değil. Hazır da değil. Hazır olacağı zaman Galatasaray adına nispeten sancılı bir dönem başlayacak. O dönemin adı da sistem değişikliği. Drogba'nın gelip tek forvet oynayacağını varsayarsak, Sneijder, Drogba'nın arkasında olacağı için Galatasaray 4-4-2'li çift forvetten muhtemelen 4-2-3-1'li tek forvete dönecek. Bu geçiş süreci mutlaka gergin geçecek, istenilen sistem hemen oturmayacaktır. İşin yabancı kontenjan yanı da var.


4 yıldır Bursa deplasmanında kazanamıyordu Galatasaray ve rakam 5'e çıktı. Galatasaray 2 puan kaybetmiş olabilir ama uzun vadede sistemi kazanmalı. Savunmaya takviye yapılmaya dursun, 2 hafta sonra Şampiyonlar Ligi maçı var. 

1 Nisan 2012 Pazar

Böyle Şaka Olmaz

Ligde bu sezon düşmesi kesinleşen iki takım var. Antalyaspor ile Samsunspor, Ankaragücü ve Manisaspor'dan sonra ligden düşmemek için birbiri ile yarışıyor. Ligin 33. haftasında 33 puanı bulunan Samsunspor Beşiktaş ile, 39 puanı olan Antalyaspor da evinde Bursaspor ile oynadı. Samsunspor deplasmanda Beşiktaş'ı 1-0 yenerek puanını 36'ya yükseltti ve ligde kalmak için umutlandı. Antalyaspor da evinde Bursaspor'a 3-1 yenildi.


Maç sonu Samsunsporlu Adem ve Murat'a, 'Bursaspor, Antalyaspor'a karşı 7 yabancı ile mücadele etti, Antalyaspor hükmen 3 puanın sahibi oldu' diye 1 Nisan şakası yapılıyor. Bu da Samsunspor'un küme düşmesi demek. Samsunsporlu oyuncular gene sakin durmuş. Aynısı bana olsa istem dışı küfürü basardım sanırım.








Ligin son haftasına girilirken Antalyaspor 39, Samsunspor da 36 puanda. Son maçta Samsunspor evinde eğer Sivasspor'u yener, Fenerbahçe de evinde Antalyaspor'u yenerse, Samsunspor ligde kalacak, Antalyaspor Bank Asya 1. Lig'e düşecek.

29 Ocak 2012 Pazar

Bursaspor 1 - Galatasaray 0


58'nci. madde idi, Genel Kurul'du, Shaqiri idi derken Bursaspor maçı geldi çattı. Önemli konu kadro ve diziliş idi ki, gene aynı şekilde 4-1-4-1 tarzı dizilişi ile sahadaydık. Beklerin hücuma katkısı sıfır olunca, kanatlar işlemeyince, orta alanda yaratıcılık olmayınca, üstüne bir de fazla top kaybı olunca Eskişehirspor maçındaki gibi bir görüntü ortaya çıktı. Yaratıcılıktan uzak, birbirine yabancı 11 adam sahada bir şeyler yapmaya çalıştı. Baros'un sakatlığı, Eboue'nin Afrika Kupası'nda olması bizi umduğumuzdan da etkiledi. Transfer sezonu ilk açıldığında Fatih Terim transferlerin erken bitmesini istemişti ama transferin kapanmasına sayılı günler kaldı ama halen ciddi bir transfer yapamadık. Zaten Baros'un sakatlanmasından sonra Elmander ile uyumu kötü olan ve bugün çok kötü oynayan Sercan faktörü de eklenince forvetten gol beklentimiz kalmadı. Sercan'ın fiziki açıdan çok, mental açıdan gelişmesi gerekiyor. Neredeyse bütün pozisyonlarda top geldiği zaman ne yapması gerektiğine karar veremiyor. Bu kararsızlık durumu daha da kötü yapıyor. Sercan zaten etkisizken Elmander'i de iyi durdurdular. Özellikle İbrahim Elmander'i çok iyi marke etti. Sol kanadı Hakan Balta-Riera, sağ kanadı Sabri-Emre (Kazım) olan bir takımın bu formuyla deplasmanda kazanma ihtimali pek yok. Kaldı ki, Bursaspor çok iyi oynamadı bugün. Orta sahayı kalabalık tutup, bizi top kaybına zorladı ve başarılı oldu. Doğru dürüst ilk net ataklarında da golü buldular ve iyi kapandılar. Semih ve Ujfalusi değil de, Servet-Gökhan Zan ikilisinden herhangi birisi olsaydı bugün, Bursaspor ikinci golü de atardı, üçüncü golü de.

Sabri'yi çok severim. Ama olmuyor gerçekten. Özellikle sakatlıktan döndüğünden beri ciddi bir form düşüklüğü var. Bugün önünde Emre oynadı ama sol kanatta oynadığı zamanki gibi etkili değildi Emre. Sol kanat ise evlere şenlik. Hakan Balta için tam 'ilk geldiği sezon ki performansına yaklaşıyor yavaş yavaş' diyorduk ki, bizi duymuşcasına dibe vurdu bugün. Ne hücumda ne de defansta iyi değildi. Herkesin dilinde ki isim Riera'yı ise çözemedim. Bazı pozisyonlarda etkili olmaya çalıştı, bir diğer pozisyonda çok kötüydü. Yani uyum süreci lafıdır gidiyor da, Türkiye'ye geldin be Riera, uzaya çıkmadın ki...

Son dakikalarda yakaladığımız pozisyonları atsak puan ya da puanlar alabilirdik belki ama bu mağlubiyet birilerinin gözündeki perdeyi indirir sanırım.Söz dönüp dolaşıp transfere geliyor ama en büyük korkum son yullarda ki gibi komik son dakika transferi. Ankaragücü maçını saymazsak, kötü oynanan Eskişehirspor maçı ve bu maçta ki kötü oyun, formsuzluk ve beceriksizlik çekilecek cinsten değil. Galatasaray'ın transfere değil, transferlere ihtiyacı var. Kaybedilen maç sonrası twitterda hashtag oluşturma delisi bazı skor, twitter ve facebook taraftarları Fatih Terim'e giydirmeye başlamış bile. Fatih Terim 2 hafta önce demişti ama harbiden bu kadar ucuzmuş demek. 

18 Ekim 2011 Salı

Günlerden Galatasaray







Engelsiz Aslanlar'ın dünya şampiyonu olduğu, üstüne kadın basketbolda Fenerbahçe'yi yenip Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı kazandığımız günde Lig'in önemli takımlarından Bursaspor ile önemli bir maç vardı. Bursaspor maçında Galatasaray, gece ile gündüz gibiydi. Hava buz gibi olmasına rağmen 35 bin taraftar önünde Bursaspor'un pozisyonu ile başlayan maçta ilk yarı etkili olan taraf Galatasaray'dı. Basan, pres yapan, topla daha çok oynayan, oynamak isteyen taraftı. Gerçi 2 Milli maç oynanan Arena'da zemin rezalet durumdaydı. O zeminde değil futbol oynamak, yürümek bile zordu. İlk yarıda ayakta kalabilen takım Galatasaray'dı. Baskı sonuç getirdi, geldiği günden bu yana futbol oynamak istediği çok belli olan Engin Baytar, Bursaspor defansını karşı tek başına yararak Elmander'e harika bir asist yaptı. Engin'in çalışma azmi ve hırsı takdire şayan ama ne yazık ki maçta sakatlandığı için 2 hafta oynayamayacak. Galatasaray'ın baskısı hakemleri rahatsız etmiş olacak ki, Kazım'ın atağı kesildi üstüne Eboue'nin net penaltısı verilmedi ve 2-0, 3-0 bitebilecek devre 1-0 Galatasaray'ın üstünlüğü ile sona erdi. 


2. yarıda, ilk yarının aksine daha kötü bir Galatasaray vardı. Daha agresif ve risk alarak oynayan Bursaspor'a karşı 1-0'ı koruma içgüdüsü ağır bastı. Kazım gibi Engin'in de sakatlanıp yerini eski Bursasporlu Sercan'a bırakmasının payı vardı tabii. Bursaspor yüklendikçe golün geleceği barizdi çünkü, Galatasaray izlemekle yetiniyordu. Sercan için ilginç bir maçtı ve kesinlikle ''ilginç'' şeyler oldu. Durum 1-0 iken ceza sahasında yatan bir Galatasaraylı oyuncu vardı, top oyundaydı ve Bursaspor pres yapıyordu. Sercan, sol kanatta topu uzaklaştırmak için taç yerine kornere attı. Bu kornerde de ön direğe hareketlenen Serdar skora eşitliği getirdi. Lig'in başından beri duran toplardan kendine ciddi katkı sağlayan Galatasaray, bu sefer silahı ile vuruldu bir nevii. Golü yedikten sonra, fazlası ile etkisiz olan Riera'nın yerine oyuna giren Baros, Samsunspor maçındaki gibi Sercan'ın sihirli topuk pasıyla başlayan tek toplarda Elmander'in pasında topu ağlara göndererek skoru belirledi. Golden sonra takımın ve yedek kulübesinin sevinci görülmeye değerdi. Özellikle de içimizden biri olan Hasan Şaş'ın. Baros, kariyerindeki 99. golünü bu şekilde kaydetti. Bu maçtan önce Milli Takım'da ıslıklanan, Galatasaray'da ki geleceği ile ilgili türlü spekülasyonlar çıkan Baros, attığı bu gol ile hem kendi rahatladı, hem de bizi rahatlattı. Antalyaspor maçında dalya için görev bekleyecek. Güzel başlayan gün güzel bitti. 6. haftası geride kalan Lig'de, kendi evinde puan kaybetmeyen tek takım Galatasaray. Elmander'e de değinmek gerek. 1 gol 1 asistlik performans ile galibiyette kilit isimdi. İsveç ile maçlara çıkmasına rağmen, bu maçta da en çok koşan isimlerdendi.


Son yıllarda özgüven sorunu yaşadığı çok belli olan Galatasaray, üst üste gelen galibiyetlerle bu süreci atlatmayı hızlandırıyor şüphesiz. Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim, sarı formalar gerçekten çok güzel.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Beğen