Antalyaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Antalyaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Şubat 2013 Pazartesi

Galatasaray 2 - Antalyaspor 0 | Sistem Farklı Mücadele Aynı



Bursaspor maçı sonrası Antalyaspor maçında sistem değişikliğini bekliyordum ama bu denli etkili bir Galatasaray beklemiyordum açıkçası. 4-2-3-1 sistemine yeni geçen bir takım ne kadar sorun yaşayabilirse o kadar sorun yaşadı Galatasaray. Özellikle orta sahadaki presi ve baskıyı harika uygulayıp, Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin kazandığı, Schalke maçı öncesi ligdeki en yakın rakiplerden olan Antalyaspor'a  pozisyon vermedi. 

Galatasaray 4-2-3-1 gibi başladı, top rakipteyken zaman zaman Amrabat ve Hamit'in geri gelmesiyle 4-4-1-1'e döndü, bazen Sneijder Burak'a çok yakın oynadı ve prese katkı sağladı. Antalyaspor ise hiçbir varlık gösterememesinin yanı sıra hakemle birlikte futbol oynamak isteyen Galatasaray'ı da oynatmamaya çalıştı. Zaman zaman kanatları çizgiye kadar çıkartarak 4-2-4'ü bile göze aldılar ama orta sahadaki baskıyı yeyince çabuk vazgeçtiler. Karabükspor ve Bursaspor gibi kanatları etkili kullanamadılar, üst üste 3-4 pası bile çoğu zaman zor yapabildiler.

Geçen seneki gibi takım savunmasını iyi yaptı takım ve presin önde başlaması gerektiğini özetleyen bir maç oldu aslında. Burak, Fatih Terim'den mesajı almış olacak ki mükemmel bir maç çıkarttı. Attığı 2 gol yanı sıra presi çok iyiydi ve bu pres Galatasaray orta sahasını rahatlattı. Bütün maç boyunca gol aramak yanı sıra sürekli rahatsız etti Antalyaspor defansını, hataya zorladı ve başarılı da oldu.

Takım olarak iyi bir maç çıkarttığını söyleyebiliriz Galatasaray'ın. Özellikle daha önce de belirttiğim gibi Sabri bu formu ile sezon başından beri formsuz olan Eboue'yi özellikle ligde çok rahat keser. Müthiş hırsı, savaşı, hem defansta hem ofansta adeta canını dişine takarak mücadele etmesi Kaptan'ı maçın da en iyilerinden yaptı. Orta alanda Selçuk ve Yekta iyi ikili oluyorlar ama Yekta'nın daha sakin olması gerek. Melo'nun yokluğunda şimdiye kadar bulduğu şansı iyi kullandı ama bu maçta etkili değildi. Ceza boyunca iyi performans göstermesi ilerisi için onun adına önemli. Gereksiz kartlar ve tartışmalardan uzak durmalı. 

İleride Hamit ve özellikle Amrabat etkili olamadı. Amrabat'ın maç boyunca yaptığı tek olumlu hareket top kapıp Burak'a asist yapmasıydı. Tribündeyken Aydın'a bile razıyım, yeter ki Amrabat çıksın dedim çoğu kez. Bu denli şans bulmasına rağmen kullanamıyor. Çok çok kötüydü. Hamit de 2-3 rakip oyuncu ile çoğu zaman yalnız kalıyor ve Galatasaray kanatlardan fazla etkili olamıyor ki bu sistemde kanatlar çok değerli. Sneijder'in ilk kez 11 başladığı bir maç oldu. Tek top oynamadaki kabiliyeti, müthiş ara ve uzun pasları ile tam hazır olmamasına rağmen gerçekten heyecan verici. Sneijder'in takıma katılması orta sahada oyun kurma ve pas dağıtım işinin bütün yükünü Selçuk'un omuzlarından aldı. Bu çeşitlilik Selçuk'u fazlası ile rahatlatıyor. Kendisinin de söylediği gibi Sneijder oynadıkça çok daha iyi olacaktır.

Tribünlerden de bahsetmek gerek. Maç dışında özellikle ikinci yarı tribünleri izledim. Beste seçimleri, katılım oranı ve şovlar çok güzeldi. İnsanlar uzun süre sonra tribün yapmaktan zevk aldı. 

Schalke maçı öncesi iyi mücadele ve hak edilen çok değerli bir 3 puan.





16 Eylül 2012 Pazar

Antalyaspor 0 - Galatasaray 4




Milli takım arası sonrası, Manchester United deplasmanı öncesi son yıllarda zorlandığımız bir ekiple oynamak stres yaşamanıza neden olabiliyor. Fatih Terim'in de dediği gibi Şampiyonlar Ligi maçları öncesi ve sonrası her zaman zordur.

Ama bu maç beklenilenin aksine zor değil hazırlık maçı tadında geçti. Takımdaki neredeyse bütün futbolcuların hareket halinde olması, top rakipteyken geri gelip pres yapıp top kapması özellikle Şampiyonlar Ligi öncesi önemli.  Antalyaspor maçında da iyi prova edilmiş oldu. Umut çoğu kez geri gelip top kaptı. Amrabat ilk 11 şansını çok iyi kullandı. İlk golde taçı hızlı kullanıp asist yapması, ikinci goldeki kararlılığı, dördüncü golde ortalığı karıştırması ile maçın adamı oldu diyebiliriz. Böyle bir performansa ihtiyacı vardı. 

4-0 iyi  bir skor olabilir ama özellikle ilk yarı atılan 2 golde de bireysel başarı söz konusuydu. Belki rakibe ciddi pozisyon verilmedi ama rakip kalede de organize bir atak yoktu. 2-0'dan sonra Isaac'in de atılması ile hazırlık maçı havasında geçti kalan dakikalar. Burak, Milli maçta da aşırı hırsı ile dikkat çekmişti. Hatta aşırı hırsı hatalar yapmasına da sebep olmuştu. Bu maçta daha kaliteli işler yaptı. Girer girmez topu kontrol edip, dönerek vuruşu kalite kokuyordu. Frikikten çok şık bir gol attı. 3-0'dan sonra farkın daha da açılmasını önleyen Sammy'i fazlası ile zorlayan isimlerdendi. Kalçadan dönerek vuruşu da güzeldi. Burak, özellikle pas alışverişlerindeki alternatifler arttıkça, yani sadece Selçuk'a bağımlı kalmadıkça daha da etkili olacaktır. Elmander ile uyumu da önemli faktör. Selçuk ve Melo ikilisinin ritmi yavaş yavaş geçen sezon ki haline geliyor. Daha da iyi olmalı. Aydın önceki senelere göre fiziksel açıdan daha iyi durumda ama son vuruş ve son pas tercihlerini daha da geliştirirse formayı kaptırmaz.

Cris'i bu maç ile değerlendirmek yanlış olur. Bir savunma oyuncusu için çok kolay bir maçtı. Tecrübesine diyecek laf yok. Endişe edilen konu hızlı ve seri oyunculara karşı neler yapabileceği, yani fiziği. Semih'in de Şampiyonlar Ligi tecrübesi olmadığını göz önünde bulundurursak, savunmada liderliği ele alacak olan kişi Cris.

Bu maç, Manchester United deplasmanı öncesi çok mu iyi bir prova oldu? Tabii hayır ama özellikle orta saha, forvet oyuncularının formları, takımın hırsı ve 4-0'lık galibiyet morali sevindirici. Bu arada maç boyu mükemmel destek veren tribünleri de unutmayalım. 

Uzun bir aradan sonra Şampiyonlar Ligi maçı oynayacağız. Özlemişiz...

1 Nisan 2012 Pazar

Böyle Şaka Olmaz

Ligde bu sezon düşmesi kesinleşen iki takım var. Antalyaspor ile Samsunspor, Ankaragücü ve Manisaspor'dan sonra ligden düşmemek için birbiri ile yarışıyor. Ligin 33. haftasında 33 puanı bulunan Samsunspor Beşiktaş ile, 39 puanı olan Antalyaspor da evinde Bursaspor ile oynadı. Samsunspor deplasmanda Beşiktaş'ı 1-0 yenerek puanını 36'ya yükseltti ve ligde kalmak için umutlandı. Antalyaspor da evinde Bursaspor'a 3-1 yenildi.


Maç sonu Samsunsporlu Adem ve Murat'a, 'Bursaspor, Antalyaspor'a karşı 7 yabancı ile mücadele etti, Antalyaspor hükmen 3 puanın sahibi oldu' diye 1 Nisan şakası yapılıyor. Bu da Samsunspor'un küme düşmesi demek. Samsunsporlu oyuncular gene sakin durmuş. Aynısı bana olsa istem dışı küfürü basardım sanırım.








Ligin son haftasına girilirken Antalyaspor 39, Samsunspor da 36 puanda. Son maçta Samsunspor evinde eğer Sivasspor'u yener, Fenerbahçe de evinde Antalyaspor'u yenerse, Samsunspor ligde kalacak, Antalyaspor Bank Asya 1. Lig'e düşecek.

2 Şubat 2012 Perşembe

Galatasaray 1 - Antalyaspor 1 | Sessizlik







Medya tarafından bilinçli-bilinçsiz yönetim içi çatışmalarıydı, transferiydi, Mehmet Ali Aydınlar'ın istifasıydı derken Antalyaspor maçının önemi son dönemde alınan puan kayıplarından sonra daha da arttı. Maç öncesi sürpriz Necati transferi ile biraz kızgın, biraz şaşkın özellikle Baros sakatlandıktan beri çıktığımız tek forvetli sistem ile sahadaydık. Sağ bekte Sabri'nin yerine Ujfalusi, göbekte Gökhan Zan, sol kanatta Riera, sağda Emre, gezgin bir Engin ve tek forvet Elmander şeklinde çıktık. Sistemden ve oynayanlar önemli değildi açıkcası, bu maçtan 3 puan almamış şarttı. Yoğun kar yağışı ile birlikte hareketli bir maç başladı. Özellikle Riera'nın biraz kıpırdaması sonucu sol kanattan gelişen ataklarda Emre'nin sağ çaprazdan sol ayağı ile vurduğu plaseyi Ömer güzel çeldi. Ardından gene soldan Riera'nın ortasında Selçuk kafa vuruşunda çerçeveyi bulamadı. Riera ile uyum sorunu bariz olan Hakan Balta, Engin'in de ofsaytı bozması ile kanadından verdiği pozisyonda, Mehmet'in pasında Gökhan Zan'da ağır kalınca Emrah boş kaleye yolladı topu ve Antalyaspor'u 1-0 öne geçirdi. Golü yedikten sonra Fatih Terim'in çıkın! emrini alan futbolcular riski de alıp yüklendi ve akabinde kazanılan penaltıyı Melo ile değerlendirdik ve maça denge geldi. Penaltıyı orta hakem İlker Meral'in değil de, yan hakem Volkan Narinç'in vermiş olması önemli bir detay.


İlk yarı 1-1 sona erdikten sonra ikinci yarıda da etkili olamayınca Fatih Terim iki oyuncu ile birlikte sistemi de değiştirerek 4-4-2'ye döndü. Bu dakikadan sonra, her ne kadar fazla pozisyon versek de daha etkili geldik. Baros sakatlandıktan sonra ciddi anlamda bocaladık. Özellikle oyunu ileriye yıkma ve gol atma konusunda  Baros çok önemli bizim için. Tabii 4-4-2 sistemi için de. Baros girdikten sonra hakem saçmalamaya başladı. Önce hava topu mücadelesinde Ali Turan'ın, Baros'un boynuna sarıldığı pozisyonda Baros'un faul yaptığına karar verdi. Bu karar çok sinirlenen Baros, hakeme aşırı tepki gösterdi. Akabinde Engin'in pası ile sağ çaprazdan ceza sahasına giren Selçuk'un düşürüldüğü pozisyona penaltı beklentisi içinde olan Baros, biraz önceki pozisyonunda etkisi ile hakeme ne dedi bilinmez ama kırmızı kartı gördü. Tam sistem 4-4-2 oldu, baskıyı kurduk diyorduk ki, 10 kişi kaldık. 10 kişi kalmamıza rağmen ataklar devam etti, önce Emre'nin şutu defanstan, sonra da Elmander'in kafa vuruşu direkten döndü. Risk alan Fatih Terim, Engin'i çıkartıp Sercan'ı oyuna aldı. Sağdan Sabri'nin ortasında defans oyuncusunun eline çarpan topta, yan hakem devam dedi ve maç sona erdi. 








Antalyaspor çok iyi oynamadan, haddinden fazla agresif oynayarak, hızlı toplarla etkili olmaya çalıştı ama bu pozsiyonlarda maçın en iyi oyuncusu Semih Kaya hatasız oynayınca öne geçemediler. İçeride oynadığımız pozisyonlarda puan kaybetmememiz gerekiyor çünkü takımın oyununa ve formuna baktığımız zaman deplasmanda maç kazanabilmemiz zorlaştı. Eboue'nin Afrika Kupası'na gitmesi takımı çok etkiledi. Sol kanat zaten sorunluydu, Emre'nin devre sonuna doğru yükselen formu ile canlandı. Sağ kanatta Sabri'nin sakatlıktan sonraki kötü formu, Kazım'ın satılması ve Emre'nin sağ kanatta, sol kanattaki gibi etkili olamaması işleri düğümlüyor. Eboue olmayınca Ujfalusi'yi sağ beke koyuyorsunuz göbek aksıyor, göbekte oynatıyorsunz sağ bek aksıyor. Transfer döneminde hep yaratıcı, oyun açan, skoru değiştirebilecek bir oyuncu bekledik ama olmadı. Maçta özellikle ikinci yarı takım aşırı sinirliydi. Melo başta olmak üzere kaybedilen puanlar, gol ihtiyacı derken sinir ve agresiflik futbolun önüne geçti bizde. 1-2 iyi maç çıkaran Hakan Balta son maçlarda gene aşırı formsuz. Semih Kaya ve Ujfalusi gene iyi oynadılar. Ujfalusi tecrübeli bir oyuncu ama 90 dakika bekte git-gel yapmasını bekleyemezsiniz. Engin çok koştu ama bal yapmayan arı halen. Genede iyiydi. Riera ilk yarıda biraz parladı sonra gene söndü. Orta alanda özellikle Melo, Selçuk ve Engin üçlüsünün pas hataları zaten zor ileri çıkan takımı olumsuz etkiliyor. Elmander'i iyi besleyemiyoruz. Elmander tek forvet değil de, ikili forvet sistemine yatkın bir oyuncu. Zaten Baros ile oynadıkları zaman çok etkili oldular. Kanatlar arızalı, orta saha su kaynatmış durumda. Yani sahadaki orkestranın bir şefi yok. Ve bunlara çözüm olarak Necati ile transferi kapattık. Takımda eksik olan bu yaratıcı oyuncu eksikliği gittikçe büyüyen bir sorun. Necati transferi ile tekrar 4-4-2'ye dönüş yanı sıra Eboue'nin de dönüşünü bekliyorum.


Durum 0-0 devam ederken Selçuk'a ceza sahası içinde uçan Antalyalı futbolcunun hareketine devam diyen İlker Meral, penaltı pozisyonunda yardımcısının ısrarları ile penaltıyı çaldı yoksa çalacağı yoktu. 1-1 devam ederken Sabri'nin ortasında eliyle müdahale eden Antalyalı için yan hakeme uydu gene, çünkü kararı devam yönündeydi. Bize gösterdiği tutumu, Antalyaspor'a göstermedi. Baros'un kırmızı kartında ne dedi bilemeyiz ama neden dediği önemli. Ömer konusu var ki evlere şenlik. Her Antalyaspor - Galatasaray maçı olduğu gibi, bu maçta da başroldeydi. İyi maç çıkardı gene. Şovun da yaptı. Lig'in tecrübeli isimlerinden birisi. Bu kadar zaman oynamasına rağmen her maç bu terbiyesizliklere devam ediyor, birisi de çıkıp tek laf etmiyor. Çirkefler takımı kursam, kaptanlık bandını vereceğim isim olur. 


Baros'u çok severim. Gerçek bir golcü, gol atmayı bilen birisi. Ama son yıllarda sakatlıkları yetmezmiş gibi bir de kırmızı kart görme durumu artık fazla can sıkıyor. Tam iyileşti 4-4-2'ye döneceğiz derken bu seferde kırmızı kart gördü ve 2 hafta ceza alacak. Ujfalusi'de gereksiz itiraz edip sarı kart görmeye başladı son dönemde. Melo penaltı atmadan önce Deniz ile Emander'in de itişmeleri var. Fatih Terim, maç başlığı için yazdığım gibi, Sessizlik en güzel sestir duyan için dedi. Ayrıca takımın son dönemdeki disiplinsizliğine dikkat çekti. Bu sessizlik sezon sonu istifa çığlığına dönüşmez umarım.





22 Ekim 2011 Cumartesi

Acımız Kalbimizde





Millet olarak zor günler geçirdiğimiz şu dönemde açıkçası insanın pek futbol konuşası gelmiyor. Bir kez daha ölen şehitlerimize Allah'tan rahmet, yakınlara sabır ve baş sağlığı diliyorum.


Maça gelecek olursak, Engin ve Kazım'ın eksikliğinde Fatih Terim Aydın sürprizi ile çıktı maça. Aydın 2006'da attığı gole lanet ettiriyor, Galatasaray forması ile bu son maçı olur umarım dedirtiyor artık. Bir insan yeteneğine ve kendine bu denli ihanet edemez. Takım olarak iyi değildi Galatasaray ama Aydın hiç sahada yoktu. Türkiye'de alıştığımız üzere Antalyaspor oynamak değilde, oynatmamak adına çıkmıştı maça. Henüz tam olarak hazır olmamasına rağmen, Selçuk ile uyumu ön planda olan ve orta sahada çok iyi işler yapan Engin'i fazlası ile aradık. Sezon başından beri eksikliğini hissettiğimiz 'oyun kurucu' - 'yaratıcı oyuncu' eksikliğinin hat safhada olduğu maçta, Kazım'ın da yokluğu eklenince Galatasaray maçı 2-3 pozisyon ile bitirdi. Kapanan, alan daraltan takımlara karşı kilidi açabilmek önemli bir meziyettir ama Galatasaray bu kilidi açamadı. Defansif anlamda  rakibe ciddi gol pozisyonu verilmemesi tabii ki önemli ama ofansif anlamda bu denli etkisiz kalmak halen takımdaki en önemli problemlerden birisi. Birde üstüne özellikle ilk yarıda hakemlerin ilginç kararları da eklenince içinden çıkılmaz bir hal aldı maç. İlk yarıda önemli 2-3 atak kesildi, kart çıkması gereken çoğu pozisyonda faul bile çalınmadı. Korner atışında, Melo'yu kündeye getirip yere indiren Musa'nın pozisyonunu da unutmamak gerek. Hakem'in arkasına sığınmak doğru değil ama hatalarda görmezden gelinmeyecek gibi değil. İlk yarı sakatlanarak oyundan çıkan Baros'un sağ dizinde zorlanma tespit edildiği, Gaziantep maçında oynayıp oynayamayacağı pazartesi günü belli olacağı açıklandı. Baros'un çıkması, Sercan'ın girmesi ile bir ara çift forvet gibi oynadık ama pozisyon yaratamadıktan sonra 2 forvetle oynamanızın bir anlamı kalmıyor. 


Eboue'nin iyi niyetli olduğundan şüphe yok ama kendi mevkisinde oynamadığı zaman pek verim alınamayacağını bir kez daha gösterdi. Riera yetenekli ama halen hazır değil. Ne yapması gerektiğini biliyor, çekinmiyor, deniyor ama artık hazır olma zamanı geldi. Kalesinde en tehlikeli pozisyonu maçın son dakikasında gören Muslera, kalitesine yakışır bir kurtarış yaptı. Bu arada Deniz Barış iyi bir futbolcu olmadığı gibi, iyi bir tiyatrocu da değil.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Beğen