Transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
31 Ocak 2013 Perşembe
Didier Drogba Transferi
Futbolu yakından takip eden birisine faal olarak oynamaya devam eden Dünya'nın en iyi forvetleri kimler deseniz ilk 5 isim içerisinde muhtemelen Drogba'yı da söyleyecektir. Ercan Taner'in Hakan Şükür'ün Leeds United'a attığı gol sonrası bir ifadesi vardı; 'Alman, İtalyan, İngiliz, İspanyol hiç fark etmez' diye. Drogba içinde yerden, havadan, sağdan, soldan, gelişine, hiç fark etmez. Gerçek anlamda tam bir santrafor. Müthiş fiziğini safkan golcülüğü, oyun zekası ve liderliği ile birleştiren 'Mavi Fil', özellikle Şampiyonlar Ligi'nde çok şey yapabilecek bir futbolcu.
Mourinho'nun 'Attığı her gole, son golü gibi seviniyor' dediği Drogba, Marsilya ve Chelsea'de taraftarlarının sevgilisi olmuş, Chelsea'de yedek kaldığı dönemde Marsilya taraftarı onun geri dönmesi için 1.5 milyon Euro civarı para toplamıştı.
Geçen sene Bayern Münih ile Chelsea arasında oynanan Şampiyonlar Ligi finalinde yeri geldi sol bek oynadı, yeri geldi stoper oynadı, yeri geldi forvet oynadı, uzatmada golü attı, penaltılarda kupayı kaldırttı.
Türkiye'de yapılan en büyük transferdir benim gözümde. Marsilya ile başlayan kariyer yükselişi Chelsea ile zirve yaptı ve Chelsea'nin efsanelerinden birisi oldu. Jose Mourinho'nun Chelsea'nin başına geçtiğinde ısrarla istediği ve 'her zaman kalbimin yakınında olacak' dediği Drogba'nın artık Parçalı için ter dökecek olması heyecan verici.
Yaş ve para konusu konuşmaya değmez bile. Bu takımda daha bir kaç sene öncesine kadar Stancu'ya 5-6 milyon Eurolar veriliyordu. Drogba bonservissiz geliyor ve alacağı ücret, daha önce verilen gereksiz paralar göz önüne alındığında hiçbir şey. Ciddi sakatlık yaşamadığı sürece Türkiye'de 2-3 sene üst düzey performans göstereceğini düşünüyorum.
Kapak olduğu TİME dergisi tarafından '21. Yüzyılın En Etkili 100 Kişisi' listesine de giren Drogba, futbolda olduğu gibi futbol dışında da çok büyük işlere imza atmış durumda. Kurduğu vakıf ile reklam ve sponsorluklardan kazandığı paraları hayır işlerinde kullanıyor.
Yeteneği, tecrübesi, kalitesi, kazanma hırsı ile kimsenin burun kıvıramayacağı bir isim Drogba. Umarım sakatlık yaşamadan uzun yıllar Galatasaray forması giyer ve kupalar kaldırır.
Yazıyı Drogba'nın bir kaç sözü ile sonlandıralım;
''Kazandığımızda bize tecrübeli, kaybettiğimizde yaşlı diyorlar. Futbol hiç adil değil''
''En mutlu olduğum ya da dibe vurduğum zamanlarda taraftarı düşünürüm. Çünkü benim işim onlarla''
''Ailem beni mütevazı biri olarak yetiştirdi. Arkadaşlarım da bana bir yıldız gibi değil, gerçek bir dost gibi yaklaştı. Saygımı hiçbir zaman yitirmedim. Bu nedenle küstah biri olmadım''
(Drogba'nın sözleri Çağrı Develioğlu'nun yazısından alıntıdır)
29 Ocak 2013 Salı
21 Ocak 2013 Pazartesi
20 Ocak 2013 Pazar
15 Ocak 2013 Salı
Sneijder Transferi ve Kriz Yönetimi
Ne Türkiye'ye ilk kez bir yıldız geliyor ne de Galatasaray ilk kez bir yıldız transferi yapıyor. Sneijder transferi sürecinde 1 hafta geride kaldı. İlk gün olduğu gibi bugünde bir bekleyiş hakim. İş artık paranoyaya dönmüş durumda. Gecenin köründe ortada bir şey yokken bir kaç kendini bilmezin sözüyle hava alanına gelmeyen oyuncuyu karşılamaya gidiliyor.
Bunda krize dönen bu sürecin tam olarak yönetilememesinin de payı var. Galatasaray resmi internet sitesi Ünal Aysal'ın 'Sneijder transferi %95 bitti' haberi yalanlanıyor, yarım saat sonra Başkan yardımcısı Refik Arkan, Sneijder'in teklifi %95 kabul edeceğini açıklıyor. Bir diğer yönetici 'kararını 24 saat içinde verecek' derken diğeri 'bence gelmeyecek' diyor. Tam umutlar tükenirken Abdurrahim Albayrak bir TV kanalına çıkıp 'Sneijder yeni Hagi olmak istiyorum dedi' diye açıklama yapıyor. Daha yönetimin içinde bir standart, ağız birliği ve soğukkanlılık yokken taraftarların ne yapmasını bekliyorsunuz? Bir umut karşılamaya giderler işte.
Galatasaray'ın acilen transfer yapması gerekiyor. Sol beke ve stopere ciddi ihtiyaç var. Şu anki stoperlerin yedeği Gökhan Zan. Sol bekte devşirme Riera dışında güven veren yok. Ama transfer dönemi açıldığından beri bu bölgelere somut bir adım görmedik. Sneijder transferinin beklendiği, olayın saçma sapan bir hal aldığı şu son günlerde başka bir somut transfer adımı atılsa hem yönetim hem de taraftar rahatlayacak, baskı azalacak, konu değişecekti. İnsanlar neyi beklediğini de bilmiyor. Inter ile Sneijder arasında sorun mu var, Sneijder gelmek mi istemiyor, Sneijder mi istenmiyor. Her kafadan bir ses var ve bu çok sesliliğe yönetimde katılmış durumda.
Millet olarak ani galeyana gelen parlayan bir yapımız var. Bu bir gerçek. Kulüp ile birlikte oyuncu ile de anlaşıldıktan sonra KAP'a bildirim yapılması çok daha sağlıklı olurdu. Türk basını reyting uğruna ortalığı karıştırmayı beklerken yöneticilerin buna zemin hazırlaması da beklentiyi, stresi ve gerginliği arttırdı.
3 gün sonra lig başlıyor. Çoğu kişi yeter be gelmezse gelmesin deyip, 5 dakika sonra resmi siteyi yeniliyor. İçten içe gelmesini istiyor. Gelir mi gelmez mi bilmiyorum ama bir an önce bu işin sonunun gelmesi gerekiyor.
13 Ocak 2013 Pazar
Sneijder Çıkmazı
Son 3-4 gündür Sneijder haberleri ile yaşıyor insanlar adeta. Geldi, gelecek, anlaşıldı, ailesi ile görüşüyor, menajeri yalanlamış, her şey tamam imaj hakları kaldı, uçak bileti alındı derken Pescara ile oynanan maç sonrası Sneijder konuştu ve acele karar vermek istemediğini, transfer döneminin kapanmasına daha 2 hafta olduğunu açıkladı.
Transferin kapanmasına 2 hafta zaman olabilir ama Galatasaray'ın beklemek için fazla zamanı yok. Haftaya ligler başlıyor. Sneijder idmanlara katılıyor olabilir ama maç kondisyonu eksik durumda ve uyum konusu da var. Artık bir an önce bu transferin sonuçlandırılması gerekiyor. Inter başkanı Moratti'de bir nevi Sneijder'e rest çekerek ya gider ya da Inter'de kalır dedi.
Sneijder'den bahsetmiştik. Kalitesine diyecek hiçbir şey yok. Ama Türkiye'ye gelmeyi son çare olarak gören, daha cazip bir yerden (İngiltere dedikoduları revaçta) teklif almayı bekleyen, isteksiz bir görüntü sergileyip oyalayan oyuncu başarılı olur mu insan düşünmeden edemiyor. 15 Ocak'a kadar Sneijder'e zaman verildiği konuşuluyor. Özellikle son açıklamasından sonra (geç bile kalındı) alternatiflere yönelmek gerekir. Sneijder'e kızılması da doğru değil. Sonuçta kendisi için en iyisini istiyor. Türkiye bu tarz oyuncular için vitrin değil elbette. Daha üst düzey bir ligde oynamak ilk tercihi. İlk etapta Türkiye yerine İngiltere, İspanya, Almanya, Fransa gibi ligleri istemesi çok normal. Olayın biraz romantikleşmesi de her zaman olduğu gibi aşırı beklentiye girilmesi. Çok ani parlayan, tepkiler veren bir milletiz. Medyayı ve duyumcuları da unutmamak gerek.
Sneijder için bir kaç seçenek var. İlki çok daha az paraya İnter'de devam etmekti ama Moratti'nin son açıklamasından sonra bu seçenek pek mümkün değil gibi. Olsa bile yatmaya devam edecek. İkinci seçenek Galatasaray. Üçüncü seçenek Rusya veya muadili çok yüksek para verebilecek bir kulüp ve son seçenek olarak transferin önündeki en büyük engel olan İngiltere beklentisi. İngiltere'nin büyük kulüplerinden teklif bekliyor ve belli ki şu ana kadar istediği teklifi almış değil. 2 hafta zaman istiyor. 2 hafta sonra gelmiyorum dediği an transfer dönemini bitirmiş olur ve Galatasaray'ı zor durumda bırakır. Manevi çöküntü de söz konusu.
Yönetimi Shaqiri ve Podolski konularında çok eleştirmiştim. İkisi alınsa büyük ihtimalle Muslera gibi uzun süredir kanayan yaraya ilaç olacaklardı. Sürekli reklam yapıp icraat yapmayınca elden kaçtılar. Sneijder konusunda da kulüp ile anlaşıp, oyuncu ikna edildikten sonra Kap'a bildirim yapılması daha sağlıklı olurdu. Genede gelişme söz konusu. Kulüp ile her konuda anlaşılıp (hatta 15 Ocak'a kadar protokol imzalandığı ortaya çıktı) oyuncuya da maddi anlamda istediği bütün şartlar sunuldu ve kararı bekleniyor. İşi buralara getirmek bile bir başarıdır. Başta İtalya ve Hollanda basını olmak üzere çoğu yerde sürekli Galatasaray adı dönüyor. Evet derse zaten transfer olacak. Hayır derse de yönetim biz kulüp ile anlaştık, oyuncuya da istediği şartları sunduk ama Türkiye'ye gelmek istemedi denecek.
Sneijder'e alternatif düşünülmemesi ve transfer ihtiyacı olan diğer mevkiler ile ilgili çalışma olmaması çok büyük bir hata olur. Ujfalusi'nin en az 1 ay daha sahalardan uzak kalacağını düşünürsek, Galatasaray devre arası transfer sezonunu sadece Sneijder ile geçiştiriyorsa sıkıntı yaşama olasılığı çok yüksek. Kesinlikle 1 sol bek transferi yapılmalı. Uzun vadede stopere de ihtiyaç söz konusu.
Sneijder İngiltere'nin büyük takımlarından teklif, Galatasaray da Sneijder'den haber bekliyor. Çok büyük bir futbolcu ama Galatasaray'dan büyük değil. En geç pazartesi gününe kadar süre tanınmalı, olmuyorsa alternatiflere yönelmeli yönetim. Melo'nun bu sezon öncesi menajeri ile yaptıkları ortada. Yönetim alternatif düşünmediği için zor durumda kalmıştı. Bu sefer aynı hataya düşmemek gerek.
Bu transfer hikayesi çoktan Forlan, Shaqiri ve Podolski hikayelerini geçti. Büyük oyuncuları transfer etmekte büyük sıkıntı. Türkiye için düşünürsek, Sneijder'e burun kıvırmak pek mümkün değil. Takım içi dengeler gereksiz büyütülen ayrıntı. Barcelona'da da Messi ile Adriano aynı parayı almıyor elbette. Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu, İtalya ligi şampiyonluğu yaşamış, Milli Takım ile Dünya ikincisi olmuş ve kaptanlık yapmış dünya klasındaki bir oyuncu elbette bazı yüksek şartlar isteyecektir.
Bu çıkmaz nasıl sonuçlanır bilemiyorum süreç uzadıkça sıkıntı, stres de artıyor. Bu yüzden bir an önce sonuçlanmalı.
Etiketler:
Galatasaray,
İnter,
Massimo Moratti,
Transfer,
Wesley Sneijder
10 Ocak 2013 Perşembe
Devre Arası Transfer Dönemi ve Sneijder Konusu
Devre arasını değerlendirirken eksikliklerden bahsetmiştik. İlk etapta geçici değil kalıcı bir çözüm yaratması adına sol bek ve ofansif anlamda yaratıcı bir futbolcu transferinin yapılması gerektiği malum. Ünal Aysal'ın açıkladığı isimler, Carlinhos, Chadli ve Sneijder. Sneijder'i sona yazdım çünkü gelmesini en çok istediğim oyuncu olmasıyla birlikte atılan en somut adım konumunda.
Oyuncunun transferi için İnter kulübü ile anlaşıldı. Bülent Tulun'un yaptığı açıklamaya göre geriye sadece Sneijder'in 'evet' demesi kaldı. Ücretinde indirime gitmediği için İnter ile sözleşme yenilemeyen Sneijder'in gelme ihtimali bile birkaç günde insanları adeta delirtmiş durumda. Forma numarasının gereklilerini yerine getiren bir oyuncu. Tam anlamı ile komple bir 10 numara. Oyun kurma, yaratıcılık, pas, şut ve duran toplardaki yetenekleri ile Galatasaray'a ilaç olabilecek, her takımın sahip olmak isteyeceği türden kendi mevkisinde faal olarak futbol oynayan en iyi 10 oyuncudan bir tanesi bana göre.
Bazı oyuncular için, 'kötü oynar, 89 dakika adeta sahada yoktur ama 90. dakikada şapkadan tavşan çıkartır ve maçı kazandırır' derler. Sneijder bu tarz bir oyuncu. Alacağı paranın takım içi dengeleri bozacağı konuşuluyor. Gelirse takım içi dengeleri bilmem ama bazı başka dengeler bozulur. Çok yönlü bir oyuncu ve inanılmaz bir pasör. Ajax altyapısının nadide örneklerinden. Real Madrid'den sonra Mourinho'nun isteği ile İnter gibi Sneijder de 2009/2010 sezonunu mükemmel geçirmişti. Olası transferi halinde 4-4-2 sisteminde oynayan Galatasaray'ın 4-4-1-1, 4-2-3-1, 4-3-3 sistemlerine geçme ihtimali yüksek.
KAP'a bildirmek transfer etmek demek değil. Galatasaraylıların KAP ile kötü hatıraları var. Daha önce bildirilip transfer edilmeyen oyuncular olmuştu. Beklentiler gene çok yüksek. Transfer gerçekleşmezse hayal kırıklığı da aynı şekilde olur. Orta sahaya bir transfer gerekiyor. Bu Sneijder olursa yapılabilecek en iyi ve akıllıca transfer olur.
Transfer için adı geçen diğer isim Carlinhos ve Chadli. Her ne kadar Chadli, Sneijder'in alternatifi gibi dursa da bugün öğleden sonra Milan yönetimi Galatasaray'ın Boateng için teklif yaptığını ve teklifin reddedildiğini açıkladı. Sol bek transferi sadece bu senenin değil neredeyse 2 senedir beklenilen bir transfer. Riera'nın sürpriz performansı ile yama yapılmış durumda ama gerçek bir sol beke ihtiyaç var. Böylece Riera'dan sol açıkta da faydanılabilir.
Gelecek kadar gidecek oyuncular da önemli. Ceyhun Kayserispor'a kiralandı. Aynı şekilde Furkan'ın da kiralanacağı dedikodular arasında. Sezon başından beri şans bulamayan Baros ile de artık yollar ayrılmalı. Sezon başındaki sakatlığı ile sadece bir defans oyuncusu olmadığı anlaşılan Ujfalusi'nin sakatlığının tam olarak geçmesi ve form tutması için en az 4-6 hafta gerek. Sezon sonuna doğru aksilik olmazsa dönecektir ama gelecek sezon için yerli statüsünü de düşünerek yerli bir stoper transferi mantıklı bir hamle olacaktır.
Sneijder'in 1-2 gün içerisinde karar vermesi bekleniyor. Umarım sonunda Galatasaraylıların mutlu olacağı kararı verir ve parçalıyı giyer.
Etiketler:
Bülent Tulun,
Carlinhos,
Chadli,
Galatasaray,
İnter,
KAP,
Sneijder,
Transfer,
Wesley Sneijder
4 Eylül 2012 Salı
Cris Galatasaray'da
Ujfalusi'nin zamansız sakatlığı 'planları bozdu' demek bana göre yanlış. Bu takım geçen sezonun en az gol yiyen takımıyken bu sezon bu denli kötü savunma yapması pek normal değil. Üstelik Şampiyonlar Ligi de var. Hem sol bek hem de stoper transferi zaten yapılmalıydı ama yönetimin yanlışlarından birisi de, tarih verip transferi geciktirdikten sonra 'çilek' sözü ile beklentiyi kat kat arttırmak oldu. Transferin son günleri Kaka ile geçildi. Asıl transfer gereken mevki unutulmuştu ki, Ujfalusi'nin sakatlığı hatırlamamıza yardımcı oldu.
Avrupa için listelerin bildirileceği son gün kimse as stoperini satmaz. Satmak istemez. Hal böyleyken kısa vadede yapılan acele bir transfer oldu Cris. Umudum De Boer etkisi yaşatmaması. Tecrübesine söylenecek pek söz yok. Hem milli takımda hem de kulüp takımı ile kupa koleksiyonu yapmış neredeyse.
Ujfalusi geldiğinde de bu denli karamsar bir hava vardı. Ama Ujfalusi hem tecrübesi hem de kalitesiyle defansı toparlayan, Semih'in performansını katlayan etken olmuştu. Geçen sene neredeyse bütün savunma dahil kalecinin de değiştiğini hatırlarsak, bu denli önemli iki mevkinin uzun yıllardır birlikte oynuyor gibi sağlam olması kolay değildi. Cris'de bu etkiyi yaratabilirse kısa vadede ihtiyacı kapatacaktır. Zaten oyuncu ile yapılan sözleşme bile Cris'in 'geçici çözüm' olduğunu kanıtlıyor.
Ujfalusi, Galatasaray'a futbol oynamak için geldiğini ilk maçında bile göstermişti. Soğukkanlılığı, tecrübesi, defansa verdiği öz güven çok önemliydi. Liderlik vasıfları olan bir oyuncu olduğu için Semih'in performansını da etkiledi. Cris'in de aynı sebeple gelmiş olması önemli olan. Liderlik ve kalite açısından aşağı kalır bir yanı yok. Ama aynı tecrübe De Boer'da da vardı.
Bu sezon hem takım savunmasında hem de bireysel anlamda yapılan hatalar tam anlamı ile canımızı yakmamış olsa da, çilek hayalleri ile boşa geçen zaman canımızı çok yakacak gibi görünüyor. Çünkü sol bek ve stoper transferi beklerken, boşa geçen zamanda beklenmeyen bir sakatlık ile son dakikada Cris geldi. Olası bir sakatlık ya da ceza durumunda özellikle sol bek mevkisinde alternatif yok. Devşirme olacak gibi görünüyor.
Cris'ten elbetteki beklentilerimiz var ama Cris'in bize transferinden ne beklediği de önemli. Para için geldiyse, -35 yaşında zaten ne olcaktı ki denir, kestirip atılır genellikle yapıldığı gibi. Ama Ujfalusi gibi oynamaya geldiyse, kısa vadede yararlı olacaktır. Ne olursa olsun, takımın gerçek bir stoper ve sol bek transferine ihtiyacı olduğu gerçeğini değiştirmeyecek.
Hayırlı olsun. Umarım başarılır olur.
Etiketler:
Cris,
Cristiano Marques Gomes,
Galatasaray,
Lyon,
Transfer
6 Ağustos 2012 Pazartesi
Melo Çıkmazı
Melo... Bir Transfer Hikayesi yazımda bahsetmiştim biraz. Ama işler gittikçe 'saçma' bir hal almaya başladı. Orta sahaya bir transfer yapılması gerektiği çok bariz. Melo ya da muadili kesinlikle gerekiyor. Türkiye'deki bir çok kişiden çok daha iyi tatil yapan (neredeyse 3 ay) Melo'nun transferi hakkında her gün daha ilginç haberler okuyoruz. Melo ile anlaşıldı, Juventus ile anlaşılacak, Juventus ile anlaşıldı, Melo ile anlaşılacak. Menajerleri fazla para istiyor, anlaşıldı, anlaşılamadı derken Melo'nun transferi tamamen 'kördüğüm' oldu. En son çıkan haberde Melo'nun kardeşi için bir takım bulacağımız... Oldu olacak amca oğlunu da baş göz edelim... Şaka gibi gerçekten.
Melo iyi bir oyuncu. Ama bazıları işi iyice ileri götürüp Melo'yu mevkisinin en iyisi yapıyor ki bu gerçek değil. Hatta o denli abartıldı ki, Melo gelse Şampiyonlar Ligi şampiyonu olacağız, gelmezse küme düşeceğiz sanki. Melo, Galatasaray'a gelmeden önce Oktay'ın Eto'o için söylediği gibi gibi 'bitmişti'. Ama Galatasaray ile iyi bir başlangıç yaptı. Hem iyi oynadı hem de Kulübe uyum sağladı. Tabiri caizse yeniden doğdu. Şampiyonlukta büyük katkı yaptı. Bende gelmesini isteyenlerdenim ama bu şekilde değil.
Bu transfer hikayesinde bir sorun olduğu açık. Galatasaray, Melo, menajerler ya da Juventus. Sıkıntı birinde ya da birilerinde. İş her gün daha farklı bir boyut alırken artık bu saçmalığa birinin dur! demesi gerekiyor. Galatasaray Kulübü'nü 2-3 menajere oyuncak etmenin lüzumu yok. Şahsen Melo'nun, menajerlerinin ve Juventus'un, Galatasaraylı taraftarların özellikle twitter vb kanallardan yaptığı sevgi gösterilerini kendi aleyhinde koz olarak kullandığını düşünüyorum. Yani taraftarın sevgisi sömürülüyor.
Resti çeken tarafın Galatasaray olması gerekirken, taraftarlar Melo'yu çok seviyor, istiyor. Eninde sonunda istediğimiz ücreti verecekler deyip resti çeken Melo'nun tarafı oldu. Şu çok açık ki, Galatasaray Melo'dan iyisini bulabilir ama Melo Galatasaray'dan iyisini bulamaz. Juventus takımda düşünmüyor, bizden başka ilgilenen yok ama Melo efendinin 5 yıllık maliyeti 25 milyon Euro'dan fazla. Kesinlikle 5 senelik sözleşmeye karşıyım. Melo 33 yaşına geldiği zaman yıllık 4 milyon Euro alacak olması sadece saçmalıktır.
Yönetim şu konuda hatalı; sezon bittiğinde ilk iş Melo'nun transfer konusu halledilmeliydi. Anlaşma olmazsa da, alternatifi hemen alınıp konu kapatılmalıydı ama iş çok uzadı ve tadı kaçtı. En son yapılan açıklamalar Melo'nun 1 yıl daha kiralanması yönünde ki bu en mantıklısı olur.
Galatasaray'da oynamak isteyen her zaman oynamıştır. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Amrabat'ın yaptıkları ortada.
Rahmetli Metin Oktay'ın da dediği gibi, Galatasaray da gitmek isteyen gönderilir, hep öyle olmuştur. İstemeyen de gitmemiştir...
25 Temmuz 2012 Çarşamba
Melo... Bir Transfer Hikayesi
(Bu yazı Melo transferinin yatması üzerine yazılmıştır)
Melo'nun gelişi sürpriz olmuştu. Gelirken fazlası ile soru işaretini de yanında getirmiş Melo. 2010 Dünya Kupası'na kadar yükselen formu, akabinde Dünya Kupası'nda yaşadıkları, İtalya'da 'yılın bidonu' seçilmesi derken acaba? soruları fazlaydı. İtalya gibi bir futbol ülkesine de 'Yılın Bidonu' olayı hiç yakışmıyor bu arada.
Her anlamda dibe çöken bir Galatasaray varken, yeni başkan, yeni yönetim, İmparator'un dönüşü, takımın neredeyse komple değişmesi gibi bir çok endişe verici, kritik durum varken, bu tarz 'sorunlu' yaftası yapışan Melo'nun transferi için beklentileri ayarlamak zor. Kötü performans gösterse yeni gelen yönetim topa tutulacak, 'İtalya'da bidon seçilen, futbol hayatı bitme noktasına gelen adamın bizde ne işi var' gibisinden yüklenilecekti. İyi performans gösterirse, çoğu isme yapıldığı gibi 'çok abartılıyor, bir şey oynadığı yok' denilecekti.
Ama Melo açıklamalarındaki gibi Türkiye'ye futbol oynamaya geldiğini kısa sürede gösterdi. Özellikle sezonun ilk yarısında gösterdiği iyi futbol ile kariyerini düzeltmeye çalıştığını kanıtladı. Sadece futbolu ile de değil, kısa sürede taraftarlar ile de harika bir elektrik yakaladı. Takım şampiyonluğa giderken çıkartılan saçma play-off döneminde Riera ile kavgası gündeme bomba gibi düştü ve pusuda bekleyen bazıları bir anda orta çıktı ve 'Melo böyle biri işte' söylemleri ile doldu ortalık. Melo'nun yaptığı doğru bir şey değildi ama bütün sezon ortaya koyduğu iyi futbol bir anda silinip kavga olayı basının da etkisi ile abartıldı. Fantastik hikayeler yazıldı. Daha sonra Melo'nun hem takımdan hem Riera'dan hem de Fatih Terim'den özür dilemesi ile 'şimdilik' affedildi dendi. Bu bile Melo'nun takım üzerindeki etkisini gösteriyor. Sonuçta kiralık bir oyuncu ve takım içinde kendini benimsetmesi kolay değil. 'Nasıl olsa kiralığım, zaten sezon sonu geldi' diyebilirdi. Ama Melo bu yolu seçmedi.
Camianın uzun süre hasretini çektiği ve hak ettiği şampiyonluk geldikten sonra en alengirli dönem açıldı; transfer dönemi. Çoğu Galatasaraylı elbette iyi transferler bekliyordu ama akılların köşesinde hep bir soru işareti vardı; Melo'nun bonservisi alınacak mıydı? Melo'nun soru işaretleri bitmek bilmedi.
Şampiyonluğun 'gazı' ile Ünal Aysal transfer için bazı tarihler vermek gibi büyük bir hata yaptı. Bu beklentileri arttırdı. Tarihler geldiğinde transferler açıklanmayınca tepki de büyüdü. Hamit, Burak ve Amrabat transferleri ile yüzler güldü ama kafalar halen Melo'daydı. Melo'nun menajerlik ajansı güzel haberi verdiğinde herkes 'tamam, bitti bu iş' dedi ama çok geçmeden kara haberde geldi. Melo'dan bir indirim daha talep ettiğimiz için müzakerelerin kesildiği açıklandı. Dedikodu olarak da, Melo'nun yıllık 5 milyon Eurodan 5 yıllık sözleşme istediği, menajeri'nin de ayrı komisyon istediği yazıldı, iş tam kördüğüm oldu.
Melo geçen gece bir hata daha yaparak, Ünal Aysal'ı kastederek 'Başkan çocuk gibi davranıyor' gibilerinden bir twitt attı. Ne olursa olsun bir futbolcunun Galatasaray başkanına bu tarz söylemlerde bulunması doğru değil. Ayrıca ne zamandan beri maddi anlamda takımını düşünmek, fedakarlık beklemek çocukluk oldu? Daha sonra bir twitt daha atarak Galatasaraylı taraftarlara bir nevi veda etti.
Oyunu iki yönlü oynayabilen, takımı ve taraftarı ateşleyen, topla ileri çıkabilen, ölü toplarda da etkili, iyi bir orta saha oyuncusu olarak Melo'ya fazlası ihtiyacımız olduğu bir gerçek. Ama işi büyütüp yanlış yerlere götürmeye gerek yok. Bu takımdan geçen sene en umulmadık zamanda Arda gitti. Devşirme kanat oyuncuları ile, unutulan Aydın ile şampiyon oldu bu takım. Melo olmazsa başka birisi mutlaka transfer edilir. Ama tabii takımı benimsemiş, taraftar ile arası iyi olan Melo'nun gelmesinden yanayım. Gelmiyorsa da dünyanın sonu değil. Melo gelmezse şampiyonluk gider vb şeyler saçmalık.
Melo transferini Amrabat transferi ile karıştırmamak gerek. Amrabat'a 8 verildi, Melo'ya neden verilmiyor? demek doğru değil. Amrabat'a 3-4 sene için 5 milyon euroya yakın ücret verilecekken, Melo'nun bunu 1 sene için istediğini unutmamak gerek.
Taraftarlar bazı oyuncular için ücreti umursamaz. Transferin gerçekleşmesini ister. Melo öyle bir isim oldu. Kısa sürede benimsetti kendini. Belki de Arda'dan boşalan 'bayrak adam' kontenjanını doldurduğu için...
Melo ile ilgili sürekli haberler çıkıyor. Umarım transferi gerçekleşir. Gerçekleşmezse bile, Melo hep güzel hatırlanacak...
Melo'nun gelişi sürpriz olmuştu. Gelirken fazlası ile soru işaretini de yanında getirmiş Melo. 2010 Dünya Kupası'na kadar yükselen formu, akabinde Dünya Kupası'nda yaşadıkları, İtalya'da 'yılın bidonu' seçilmesi derken acaba? soruları fazlaydı. İtalya gibi bir futbol ülkesine de 'Yılın Bidonu' olayı hiç yakışmıyor bu arada.
Her anlamda dibe çöken bir Galatasaray varken, yeni başkan, yeni yönetim, İmparator'un dönüşü, takımın neredeyse komple değişmesi gibi bir çok endişe verici, kritik durum varken, bu tarz 'sorunlu' yaftası yapışan Melo'nun transferi için beklentileri ayarlamak zor. Kötü performans gösterse yeni gelen yönetim topa tutulacak, 'İtalya'da bidon seçilen, futbol hayatı bitme noktasına gelen adamın bizde ne işi var' gibisinden yüklenilecekti. İyi performans gösterirse, çoğu isme yapıldığı gibi 'çok abartılıyor, bir şey oynadığı yok' denilecekti.
Ama Melo açıklamalarındaki gibi Türkiye'ye futbol oynamaya geldiğini kısa sürede gösterdi. Özellikle sezonun ilk yarısında gösterdiği iyi futbol ile kariyerini düzeltmeye çalıştığını kanıtladı. Sadece futbolu ile de değil, kısa sürede taraftarlar ile de harika bir elektrik yakaladı. Takım şampiyonluğa giderken çıkartılan saçma play-off döneminde Riera ile kavgası gündeme bomba gibi düştü ve pusuda bekleyen bazıları bir anda orta çıktı ve 'Melo böyle biri işte' söylemleri ile doldu ortalık. Melo'nun yaptığı doğru bir şey değildi ama bütün sezon ortaya koyduğu iyi futbol bir anda silinip kavga olayı basının da etkisi ile abartıldı. Fantastik hikayeler yazıldı. Daha sonra Melo'nun hem takımdan hem Riera'dan hem de Fatih Terim'den özür dilemesi ile 'şimdilik' affedildi dendi. Bu bile Melo'nun takım üzerindeki etkisini gösteriyor. Sonuçta kiralık bir oyuncu ve takım içinde kendini benimsetmesi kolay değil. 'Nasıl olsa kiralığım, zaten sezon sonu geldi' diyebilirdi. Ama Melo bu yolu seçmedi.
Camianın uzun süre hasretini çektiği ve hak ettiği şampiyonluk geldikten sonra en alengirli dönem açıldı; transfer dönemi. Çoğu Galatasaraylı elbette iyi transferler bekliyordu ama akılların köşesinde hep bir soru işareti vardı; Melo'nun bonservisi alınacak mıydı? Melo'nun soru işaretleri bitmek bilmedi.
Şampiyonluğun 'gazı' ile Ünal Aysal transfer için bazı tarihler vermek gibi büyük bir hata yaptı. Bu beklentileri arttırdı. Tarihler geldiğinde transferler açıklanmayınca tepki de büyüdü. Hamit, Burak ve Amrabat transferleri ile yüzler güldü ama kafalar halen Melo'daydı. Melo'nun menajerlik ajansı güzel haberi verdiğinde herkes 'tamam, bitti bu iş' dedi ama çok geçmeden kara haberde geldi. Melo'dan bir indirim daha talep ettiğimiz için müzakerelerin kesildiği açıklandı. Dedikodu olarak da, Melo'nun yıllık 5 milyon Eurodan 5 yıllık sözleşme istediği, menajeri'nin de ayrı komisyon istediği yazıldı, iş tam kördüğüm oldu.
Melo geçen gece bir hata daha yaparak, Ünal Aysal'ı kastederek 'Başkan çocuk gibi davranıyor' gibilerinden bir twitt attı. Ne olursa olsun bir futbolcunun Galatasaray başkanına bu tarz söylemlerde bulunması doğru değil. Ayrıca ne zamandan beri maddi anlamda takımını düşünmek, fedakarlık beklemek çocukluk oldu? Daha sonra bir twitt daha atarak Galatasaraylı taraftarlara bir nevi veda etti.
Oyunu iki yönlü oynayabilen, takımı ve taraftarı ateşleyen, topla ileri çıkabilen, ölü toplarda da etkili, iyi bir orta saha oyuncusu olarak Melo'ya fazlası ihtiyacımız olduğu bir gerçek. Ama işi büyütüp yanlış yerlere götürmeye gerek yok. Bu takımdan geçen sene en umulmadık zamanda Arda gitti. Devşirme kanat oyuncuları ile, unutulan Aydın ile şampiyon oldu bu takım. Melo olmazsa başka birisi mutlaka transfer edilir. Ama tabii takımı benimsemiş, taraftar ile arası iyi olan Melo'nun gelmesinden yanayım. Gelmiyorsa da dünyanın sonu değil. Melo gelmezse şampiyonluk gider vb şeyler saçmalık.
Melo transferini Amrabat transferi ile karıştırmamak gerek. Amrabat'a 8 verildi, Melo'ya neden verilmiyor? demek doğru değil. Amrabat'a 3-4 sene için 5 milyon euroya yakın ücret verilecekken, Melo'nun bunu 1 sene için istediğini unutmamak gerek.
Taraftarlar bazı oyuncular için ücreti umursamaz. Transferin gerçekleşmesini ister. Melo öyle bir isim oldu. Kısa sürede benimsetti kendini. Belki de Arda'dan boşalan 'bayrak adam' kontenjanını doldurduğu için...
Melo ile ilgili sürekli haberler çıkıyor. Umarım transferi gerçekleşir. Gerçekleşmezse bile, Melo hep güzel hatırlanacak...
![]() |
21 Temmuz 2012 Cumartesi
Nordin Amrabat Transferi
Son dönemde Fatih Terim'in bu denli belirgin bir şekilde istediği futbolcu var mıydı bilemiyorum. Adeta arap saçına dönen bir isimdi Amrabat. Ona olan ilgimizi belli ettikten sonra Kayseri tarafı dayılandı, astı, kesti, demediğini bırakmadı. Sezon bittikten sonra tekrar zemin yoklandı. Amrabat gibi ederi en fazla 3-4 milyon edebilecek bir oyuncuya 7.5 milyon euro teklif ettik ama Kayserispor 15 milyon euro isteyerek yılın şakasını yaptı. Artık 'bu defter kapandı' diyorduk ki sürpriz bir hamle ile transfer edildi. Bonservisi, PSV'ye yetiştirme bedeli ve Amrabat'ın alacağından vazgeçmesi derken kabaca 8 milyon euro gibi bir bedelle transfer edildi ki bu bence Amrabat için fazlası ile yüksek bir ücret.
İki kanatta da oynayabilen, seri ve bileklerine hakim bir futbolcu. Geçen sezon fazlası ile aradığımız 'yaratıcı oyuncu' eksikliğini doldurabilecek bir isim ama transfer ücreti omzunda yük olacakmış gibi duruyor. Bu yükü sırtından atacak olanda gene iyi performansı ile kendisi olacaktır. Fatih Terim ne kadar Amrabat'ı istediyse, Amrabat da Galatasaray'a gelmeyi o denli istedi. İstekli ve hırslı olmak fazlası ile iyidir. Umarım bunu sahaya da yansıtabilir ve Fatih Terim'i utandırmaz.
Etiketler:
Fatih Terim,
Galatasaray,
Nordin Amrabat,
Transfer
Burak Yılmaz Transferi
Burak Yılmaz transferi ile ilgili söylenebilecek ilk şey, bu transferi anlamlı kılacak olanın Selçuk İnan olacağıdır. Trabzonspor'a gitmeden önce bir çok kulüpte oynayan, yolu İstanbul'a da düşen ama çoğu oyuncu gibi tutunamayan bir isimdi Burak. Trabzonspor'da her anlamda kendini geliştirdi. Şenol Güneş'in de etkisi ile Trabzonspor'un gol yollarındaki en etkili ismi, sonra da gol kralı oldu.
Yerli statüsü içinde iyi bir isim. Elmander'in oynamasına kesin gözüyle bakacak olursak, rakip savunmayı sürekli rahatsız eden, hücum presi geldiği ilk yıl Türkiye'de mükemmel uygulayan Elmander'in yanına iyi bir partner olur diye düşünüyorum. Çift forvet sisteminde rakip savunmayı deli eden bir oyuncunun yanına bir de işi bitirecek bir oyuncu gerekli ki, bu isim Burak olabilir. Kağıt üzerinde Türkiye Ligi gol kralını aldık ama Türkiye bu ünvanlara pek alışık değil. Ters tepiyor genelde. Burak her sene Avrupa kupası maçı oynuyormuş gibi Avrupa performansının düşük olduğu söyleniyor. İlginç olan, Burak son 2 yıldır kendine geldi ve son 2 yıldır düzenli olarak ilk 11'de oynuyor. Sadece futboluna konsantre olduğu zaman Avrupa'da da etkili olma potansiyeli yüksek. Ayrıca, yapılan diğer transferler Burak'ın performansını da direkt etkileyecektir.
Bir de Burak'ın transfer hikayesi var ki evlere şenlik. Sezon bittikten sonra Burak takımdan ayrılacağını açıklamıştı. Önce Lazio dendi. Ama Lazio, Burak'ın bonservis ücretini peşin ödemek istemeyince transfer yattı denildi. Daha sonra Lokomotiv Moskova adı geçti. Hatta, Burak Rusya'ya dahi gitti ama anlaşamayınca geri döndü ve devreye biz girdik. Moskova'ya gitmeden önce, 'Galatasaray 7 milyon ve 2 oyuncu verseydi, Burak Galatasaray forması giyerdi' diyen Sadri Şener, transfer ciddiye binince 'Galatasaray ile dostluğumuz bitmiştir' açıklamasını yaptı. Yani Sadri Şener'e göre, Galatasarayla dost olmanın maliyet 2 milyon euro ve 2 oyuncu kadar... Olmaz olsun öyle dostluk.
Fatih Terim'in elinde geçen senenin gol kralı, gelişmeye açık, Selçuk ile tekrar bir araya gelen ve uzun yıllar Galatasaray'a hizmet edebilecek bir oyuncu var. Ondan faydalanmayı da iyi bilecektir.
Burak'ın gelmesi ile geçen sene sıkıntı çektiğimiz forvet hattı şişti. Elmander, Baros, Burak, Sercan, Umut, Necati, Mehmet Batdallı forvet hattı var. Mehmet'in takımdan ayrılacağı kesin. Baros'un da artık ayrılması gerektiğini düşünüyorum. Sercan kiralık olarak gönderilmeli. Bu kafayla giderse 30 yaşına gelse bile Galatasaray'ın oyuncusu olamaz. Umut da özellikle Elmander gibi rakip defansı fazlası ile zorlayan bir isim. Rotasyonda olması gereken bir oyuncu.
Burak kendini kanıtlarsa formayı kimseye kaptırmaz. Hayırlı olsun tekrardan.
Hamit Altıntop Transferi
Yıllık 5 milyon istiyor, Fener'e imza atacak, başkası ile anlaşmış, Mourinho bırakmıyor, kılmış, yünmüş, tüymüş... Uzun bir bekleyişin ardından Hamit Galatasaray'a transfer oldu. Açık konuşmak gerekirse yerli statüsünde alınabilecek en kaliteli ilk 5 isimden bir tanesi Hamit. Bayern Münih ve Real Madrid gibi dünyanın en iyi takımlarında sürekli ilk 11 oynayamasa bile, bir çok maça çıkıp, önemli derbiler oynamış, Milli takımın en önemli isimlerinden birisi olmuş durumda. Fazlası ile tecrübeli. Euro 2008'deki muhteşem başarının başrollerinden birisiydi.
Hamit sadece sağ kanatta değil, gerekirse sağ bek ve kanat forvet olarak da kullanılabilir. Hatta orta sahanın göbeğinde. Geçtiğimiz sezon yedeksiz ve devşirme oyuncular ile oynadık. Devşirme oldukları için günlerinde olmalarını bekledik, Riera'nın uyum sağlamasını bekledik, Melo ile Selçuk'un sakatlanmaması için dua ettik. Elmander bir dönem sakatlandı fazlası ile etkisini hissettik. Eboue, Afrika Kupası'na gitti, malumunuz. Hamit bu konuda fazlası ile yararlı olacak bir oyuncu. Adeta bir Joker. Oyun zekası ve liderliği ile de çok şey katacaktır. Geçen sezon yaratıcılık ve liderlik anlamında orta sahada sadece Selçuk vardı. Orkestra şefliğini gayet iyi yönetti ama bu sezon Şampiyonlar Ligi'de var ve hedef daha büyük, fikstür daha kalabalık. Cezalı ve sakat olma durumuna karşın saha içinde insiyatif alabilecek oyuncu sayısının fazla olmasının bir zararı yok. Tabii doğru oyuncular olduktan sonra. Hamit de bu anlamda doğru bir oyuncu.
Geçen sezon yüzümüzü güldüren durumlardan birisi de duran toplardı. Uzun seneler duran toplar bizim için eziyet olmuş durumdaydı. Selçuk'un gelmesi ile bu kırıldı ve avantaja çevrildi. Hamit bu anlamda da fazlası ile etkili olacaktır. Hamit transferi ile ilgili tek korkum sakatlık konusu. Umarım sakatlanıp uzun süre takımdan ayrı kalmaz. Uzun süredir Avrupa'dan ayrı kalmamız yüzünden midir bilmiyorum ama sanki Şampiyonlar Ligi'ni biraz küçümseme var. Artık devşirme değil de gerçek kanat oyuncuları ile oynamanın zamanı geldi. Burak ve Amrabat transferlerinden daha çok sevindiğim bir transfer oldu. 4 numaralı formayı giyecek olan Hamit'in de söylediği gibi, umarız dört dörtlük bir sezon olur.
Hoşgeldin Hamit Altıntop...
19 Temmuz 2012 Perşembe
Göt Olmak...
1 yıldan fazladır yazıyorum blogda. Bugüne kadar değil küfür, argo bile kullanmamaya özen gösterdim. Ama bu resim için daha iyi bir başlık düşünemiyorum, kusura bakmayın...
Büyük hali için resmin üzerine tıklayabilirsiniz.
17 Temmuz 2012 Salı
PSG'nin Yeni Logosu!
Arap sermayesinin gücü ile son dönemde adeta para saçan ve son olarak Zlatan İbrahimovic ile Thiago Silva'yı transfer eden PSG'nin yeni logosu!
Etiketler:
logo,
Paris saint germain,
PSG,
Thiago Silva,
Transfer,
Zlatan İbrahimovic
12 Temmuz 2012 Perşembe
Transfer Göndermesi
Ünal Aysal'ın transferde tarih vermesi üzerine her zamanki transfer dönemi beklentileri artmışken, tarihlerin gelip geçmesi ama oyuncuların gelmemesi üzerine baskı ve beklenti daha da artmıştı. Yönetim de buna nazire yapıyor...
6 Temmuz 2012 Cuma
Transfer Sorunsalı
Sezonun kapanması ile bazılarının sevdiği bazılarının da sevmediği dönem açılmış oldu. Tecrübeli kimseler transfer döneminde, transfer için verilen tarihlere pek inanmaması gerektiğini bilir. Galatasaraylılar çok daha iyi bilir.
Yönetim transfer dönemi ile ilgili önce 25 Haziran, daha sonra 30 Haziran, sonra da 5 Temmuz tarihlerini verdi. Bir nevi Avrupa Yakası ile Yalan Dünya'nın Reis'i gibi. 25'in de olabilir, olmadı 30'u, en kötü ihtimalle 5'i!. Bu süreçte sadece Dany ve Umut transfer edildi. Sabri ve Necati ile de sözleşme uzatıldı. Takımın sezonu açması ile birlikte yapılan açıklamada transfere de değinilmiş ve kısaca 'uğraşıyoruz, bekleyin' denmiş. Bu zamana kadar adı Galatasaray ile anılan isimler, Assaidi, Hamit, Melo, Alper ve Amrabat'tı. Assaidi ile her konuda anlaşıldığı söyleniyor. Hamit transferi tam bir çıkmaz büyük ihtimalle olmayacak. Alper konusu da aynı şekilde. Geçen seneden beri illallah getiren Amrabat konusuna gelince, 7.5 milyon euro teklif ettiğimiz ama Kayserispor'un kabul etmeyip, 15 milyon euro istediği yazıldı. Geçen sezon şampiyonluğun kazanılmasındaki en önemli oyunculardan biri olan ve geldiği ilk andan itibaren taraftar ile de uyumu hemen yakalayan Melo içinse 2 aydır bekleniyor. İnanılır gibi değil. Ederi en fazla 2.5, 3 milyon euro olan bir oyuncuya bu denli para önerilip, sezon biter bitmez açıklanması gereken Melo transferi için sözde indirim bekleniyor. Körü körüne Melo'yu savunmuyorum, daha iyisi de bulunur tabii. Bütün sorun bu saçma zihniyet. Amrabat konusundaki bonkörlük Podolski ve Shaqiri konusunda gösterilseydi üst düzey bir orta sahamız olurdu.
Ortalığa para saçmak yerine gerekli olan yerlere nokta transferi yapılmasından yanayım. Geçen sene bu yapıldı ve sonuç ortada. Bu sene hedef daha büyük ve uzun süre sonra ait olduğumuz yerde, Şampiyonlar Ligi'ndeyiz. Mevkilere tek tek bakmaya gerek yok. Kale hariç her mevkiye transfere ihtiyacımız var. Ama en çok orta sahaya. Diğer bir konu da yabancı konusu. Yabancı sayısı kademeli olarak düşürülecek ve yerli oyuncu piyasası da malum. Bu yüzden özellikle Türkiye'de istenen, harcanan paralar çok fazla oluyor, zararlar çığ gibi büyüyor.
Galatasaray'ın transferde ihtiyacı olan bölgeler belli. Geriye gerekli transferlerin yapılması kalıyor. Geçen sezon transfer konusunda genel olarak başarılı iş çıkaran yönetimin bu senede aynı başarıyı göstermesi gerek. Şampiyonluğun 'gazı' ile tarihler verildi, beklenti yaratıldı. Bu hata gerekli transferlerin yapılması ile giderilmeli. Tamam takım için dengeler önemli ama şampiyon olunmuş, Şampiyonlar Ligi'ne gidilecek, 40 bine yakın kombine satılmış, diğer gelirler ile birlikte kaliteli oyuncu almak zor olmasa gerek.
Ünal Aysal'ın 'pastanın üzerindeki çilek' olarak nitelendirdiği yabancı golcü transferine gelecek olursak, çilek bir yana daha ortada pasta yok.
31 Ocak 2012 Salı
Kazım Transferi
Ara transferin sonlanmasına saatler kala her ne kadar son dakika transferlerinden çok çekmiş olsak da orta saha için bir oyuncu beklentisi içerisindeyiz. Ünal Aysal'ın dün yaptığı açıklamalardan sonra yüksek bedelli transfer için sezon sonu bekleneceği izlenimi edinmek zor değil. Sezon sonu sözleşmesi sona erecek birçok futbolcu var. Bonservis ödemeden getirilebilir. Ama biz özellikle kanatlar için transfer beklerken gece geç saatlerde ayrılık haberi geldi. Kazım'ın (ne kadar doğru bilmiyorum) kendi isteği ile Olympiakos'a gitmek istediği ve 900 bin Euro bedel ile sezon sonuna kadar kiralandığını öğrendik. Burada ilginç olan, 4 ay gibi bir süre için Kazım'a 900 bin Euro verilmesi. Zaten Kazım'ın bonservisi ne kadar ki 4 ay gibi bir süre için bu ücret verildi. İşin diğer bir kısmı transfer gerçekten lazımken, transfer beklerken, hem de ihtiyaç olan bölgeden oyuncu gönderilmesi ilginç. Yerli bir oyuncunun gitmesi daha ilginç. Yabancı kontenjanını düşünecek olursak, Muslera, Ujfalusi, Melo, Elmander, Eboue oynaması kesin oyuncular. Kazım'ın gitmek istediği doğruysa ve para için gönderildiyse hata olur. Kazım'ın Galatasaray'a transferine hiç sıcak bakmamıştım, istememiştim ama hakkını yemeyelim Kazım geldiğinden beri büyük bir hatası, terbiyesizliği olmadı. Geçen sezonun ikinci yarısında takımın en iyilerindendi. Bu sezonda çok iyi oynamasada sağ kanatta oynayabilecek isimlerin başında geliyor. Yeri gelince forvette oynayabilen bir isim. 3 sene önceki Meira hatasına düşmemiz en büyük korkum. O zamanda Meira para için satılmış, Hamburg maçında yokluktan Kewell defansta oynamış ve Kewell'dan ofansta faydalanamamıştık. Sonuç malumunuz. Kazım'ı her şartta savunan Fatih Terim'in tutumuda önemli. Son dönemde alınan 1-2 kötü sonuçtan sonra ilk ıslıklanan, tepki gösterilen isimlerden biriydi Kazım. Kazım'ın yabancı transferlerin takıma ve Türkiye'ye uyum sağlamasında büyük katkısı vardı. Artık gittiğine göre yeni kurban seçebilir bazıları. Şu andan itibaren önemli olan, zaten transfer gereken kanatlara, bir de Kazım gittikten sonra kesinlikle transfer yapılması. Çünkü, Aydın Yılmaz gibi bir şey var yedek kulübesinde. Ne diyeyim, Allah insana Aydın Yılmaz şansı, bahtı versin...
24 Ocak 2012 Salı
Gerçekleşmeyen Shaqiri Transferi
Son günlerde şike iddiaları ve 58. madde konuları dışında Galatasaray'ın gündemini meşgul eden en önemli olay transfer konusu. Özellikle ligin ikinci devresinde gittikçe hissedilen orta sahada yaratıcı oyuncu ihtiyacı için öne çıkan en büyük aday Shaqiri idi. Sol ayağını çok etkili kullanan, fiziki açıdan güçlü, ikili mücadelelerde yıkılmayan, gelecek vadeden, yaratıcı bir kanat oyuncusu. Basel'e yaptığımız ilk teklifin reddedildiği açıklandı. Dün Ünal Aysal ve Fatih Terim'in yaptığı toplantıda aldığı karar ile fiyat arttırıldı ve yeni teklif yapıldı. Basel bu teklifi de kabul etmedi ve transfer gerçekleşmedi. Transfer döneminin kapanmasına 1 hafta kaldı. Olumsuz da olsa netleşmeliydi artık. Alternatifleri vardır mutlaka. Değerlendirilecektir.
Özellikle son yıllarda Galatasaray olarak son dakika gereksiz transferlerine alıştık, alıştırıldık. Taraftar tepkisi ile gerçek anlamda, her yönü ile düşünülmeden yapılan transferler hem ekonomik açıdan hem de takım olgusu açısından derin yaralar açtı. Vizyonu olmayan, teknik direktör ile görüşmeden, ekonomik açıdan zarar edebileceği düşünülmeden yapıldı transferler. Zaten genel anlamda Türk takımlarının en büyük zaafı bu. Ama bu sene başında Fatih Terim'in gelmesiyle birlikte bu konuda önemli yol alındı. Transferlerde ince eleyip sık dokuduğumuz için yapılan bir çok transfer nokta atışı oldu. Muslera, Eboue, Selçuk, Melo, Elmander, Ujfalusi ligdeki bütün takımlarda banko oynayabilecek oyuncular. Doğru yapılacak 1-2 takviye ile Avrupa'da da etkili olunabilir. İşin sadece ekonomik boyutu değil, takım içi dengeler ve ileriye dönük düşünceler ile hareket ediliyor. Belki Shaqiri'yi transfer edemedik ama vizyon transferini gerçekleştirdiğimizi söyleyebiliriz. Artık 'hurraaa' mantığı ile değil de, transferi her açıdan düşünüp hareket etmemiz çok önemli bir konu. Galatasaraylı taraftarlar kadar, yöneticiler ve teknik ekipte tabii ki iyi oyuncuları Galatasaray'da görmek istiyorlardır. Bu konuda şüphem yok. Ama bu vizyondan ödün vermemek gerekir. Yukarıda bahsettiğim gibi, son dakika da ne olduğu bilinmeyen, tamamen taraftar baskısı ile oyuncu alınmaz umarım. Bu konuda en çok sorun yaşayan takımlardan birisiyiz.
Bir de başkanlara, yöneticilere, Fatih Terim'e değil de, duyumculara, dedikoduculara inanıp, beklentiye girip, transfer olmayınca da yöneticilere, ekibe sallayanlar var ki, çok yazık.
Fatih Terim ne demişti?
Bir transfer ayında önümüzü yüzlerce oyuncu geliyor. O gün, o şart, o dinamikler içerisinde bazen antrenörler hayır diyebilirler. Bu bir kaç yıl sonra önünüze 'kardeşim bunu getirdik istemedin' diye çıkarsa, yanlış olur. Bu çok ucuz olur. O günkü şartlar ne gerektirir kimse bilemez. O yüzden hata yapıyoruz zaten. Ben Galatasaray'ın, bulunduğum konum içerisinde düşünebileceğim her şeyini düşünmek zorundayım. Ekonomisini, taktiğini, tekniğini, uyar-uymazını da düşünmek zorundayım.
...
'Biz getirdik hoca istemedi' tarzı bir tavır olursa bu hoş değil. Transfer dönemlerinde mesaj yağıyor. Aklınıza neresi gelirse. Zaten millet Galatasaray'ın ihtiyacını bizden önce hissetmiş, biliyor zaten. 'Bu kesin orada müthiş oynar, nasıl almazsınız', herkes Maradona. Almayınca biz suçluyuz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















