Didier Drogba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Didier Drogba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mayıs 2013 Cuma

Danke Drogba!



Geçen seneki Şampiyonlar Ligi finali sonrası Bayern Münih tesisleri.
(Foto Fatih Demireli'nin twitterından alınmıştır)

20 Mayıs 2013 Pazartesi

Çare Drogba!


Ortalık karıştı
Düzen bozuldu
Çare Drogba!
Drogba Partisi!

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Didier Drogba Ayarı




Halen Galatasaray forması giydiğine inanamıyorum. O kadar sene izlediğimiz adam Galatasaray başarısı için ter döküyor, mücadele ediyor, gol atıyor, asist yapıyor, 'bir futbolcudan daha fazlası' olduğunu her şartta belli ediyordu.

Son derbi sonrası yaşanan ırkçılık kepazeliğine en güzel açıklamalar da Drogba'dan geldi. Golcü özelliği sadece saha içerisinde değil, saha dışında da gol atıyor.


''Bana maymun diyorsunuz ama 2008'de Chelsea, Fenerbahçe'yi yendiğinde ağlıyordunuz... Bana maymun diyorsunuz ama geçen sene ben Şampiyonlar Ligi'ni kazanırken ekranlarınızın önünde sevinçten zıplıyordunuz... Bana maymun diyorsunuz ama Galatasaray'la şampiyonluk yaşadığımda deliye döndünüz...Ve en kötüsü; bana maymun diyorsunuz ama dün benim maymun kardeşimin attığı iki golde de sevinçten zıpladığınızı unutuyorsunuz... Ve kendinize gerçek taraftar diyorsunuz, öyle mi? 

Bana destek verenlerin yorumlarını okuyun ve onlardan bir şeyler öğrenmeye çalışın... Arkamda duran herkese teşekkür ediyorum ve sizi artık daha çok seviyorum


Dün bir mesaj daha yayınlayan Drogba;


Önceki açıklamam lütfen yanlış anlaşılmasın. Son 5 aydır Türkiye'de olmam kariyerimde başıma gelebilecek en güzel şey. Ben zaten Türkiye'yi ve Türk insanını çok seviyorum. Galatasaray formasıyla karşılaştığım tüm takımlardan büyük saygı gördüm. Bu yüzden asla fikrimi değiştirmeyeceğim. Aptal insanlar dünyanın her yerinde var ve onları eğitmek bize düşüyor.

Eskisinden daha da büyük bir istekle ve elimden geldiğince takımımı ve Türk futbolunu dünyanın her yerinde en iyi şekilde temsil etmeye çalışacağım. Barışla kalın.


İyi ki bizimlesin Parçalı Fil. Uzun yıllar da kalman dileği ile.

23 Nisan 2013 Salı

Drogba ve Hagi



Geldiği günden beri saha içi, saha dışı hareketleriyle bizi kendine hayran bırakan Drogba, dün kişisel instagram hesabından Hagi'nin fotoğrafını ''Karpatların Maradonası, Efsane'' yorumuyla paylaşıp bir kez daha gönülleri fethetti. 

Daha ne yazılabilir ne denir, kelimeler yetersiz kalıyor bu adam için.

21 Nisan 2013 Pazar

Galatasaray 3 - Elazığspor 1 | Son 3




Maçtan 4-5 gün önce Elazığspor teknik direktörü Yılmaz Vural '3 puan almaya gidiyoruz' demişti. Bir nevi bunu saha da uygulamaya çalıştılar, pozitif futbol oynama çalıştılar ve bu da maçı kaybetmelerine neden oldu. İki takımın attığı gollerin hepsi bireysel hatalardan kaynaklanan gollerdi.

Ligin sonu yaklaştıkça iki takımında farklı hedefi vardı ve puan kaybı tahammülü yoktu. Golle maça başlamak Galatasaray'ı çok rahatlattı. İkinci golden sonra Dany'nin al da at pası! ile farkı hemen bire indirdi Elazığ ama Drogba skoru belirledi.

Maç 3-1 bitmiş olabilir ama net 1 penaltı, Melo'nun pozisyonunun kartsız geçilmesi (ki en kötü sarı kart verilmeliydi) ve en az 2 tane %100'lük gol pozisyonunun ofsayt nedeni ile kesilmesinin bir izahı yok. Önde oluyor olmak, bu hataları örtmüyor.

Melo son 1 aydır gerçek Melo gibi oynuyor. Bu maçta da iyiydi. Umarım sezon sonuna kadar çok daha bu performansı arttırır. Burak ise Real Madrid maçından sonra sebebi anlaşılamaz bir hal içerisinde. İlk maçta haksız bir şekilde cezalı duruma düştü, yapılan itiraz da reddedilmişti. Geçen hafta Karabük'te, bu hafta da Elazığ maçlarında bir problem olduğu çok bariz. Eski ısıran, saldıran, hareketli Burak yok ortalarda. Kafasına bir şeyi taktığını çok belli ediyor. Bu kritik haftalarda daha dikkatli olmalı.

Hafta içi idmanda sakatlanan ve riske edilmeyen Sneijder'in yerine oynayan Yekta hatasına telafi ederek iyi mücadele etti ama halen büyük maçlarda güvenilecek bir isim değil. Dany'e gelecek olursak, goldeki komik hatası dışında maçta sürekli bomba gibi. Top ondayken, ona gelirken rahat olamıyor insan.

Drogba'nın Galatasaray forması giymesine neden olan herkese binlerce kez teşekkürler. İnsan bu rüyanın hiç bitmemesini istiyor. Saha içindeki oyun zekası, mücadelesi, kalitesiyle bambaşka birisi. İnsan gerçekten Chelsealileri kıskanıyor. Komik gelebilir ama halen inanamıyorum parçalıyı giydiğine. Tek başına bir takım. Gönül uzun yıllar parçalıyı giymesini istiyor, umarım giyer. Saha içinde gerçek bir lider ve bir kaptan gibi yönlendiriyor takımı.

Güzel oyun, güzel galibiyet ama ofsayt konusuna daha da dikkat edilmeli. 10'dan fazla ofsayta düşüldü. Şampiyon olmaya 4 değil aslında 3 maç var. Gaziantepspor ve Sivasspor galibiyetleri çok kritik. Fenerbahçe maçı ise her şeyi belirleyecek.

11 Nisan 2013 Perşembe

Saygı Bizden

Real Madrid maç sonu


Ne demeli, ne yazmalı bilemiyorum. Büyük, çok büyük bir futbolcu. Daha erken parçalıyı giyemediği için üzülüyor insan. UEFA röportajında 'Galatasaray efsanesi olmak istiyorum' demişti. O yolda ilerliyor. İyi ki bizimlesin Didier

26 Şubat 2013 Salı

Drogba & Barral



4-2 biten Galatasaray - Orduspor maçının sonuna doğru hava topu mücadelesinde çarpışan Drogba ve Barral kısa sürede olsa bayağı korkuttu. Neyse ki maç sonu yapılan kontroller sonrası Barral'ın ciddi bir sorunu olmadığı açıklandı. Tekrar geçmiş olsun diyelim. 

Maçın hemen ardından hastanede Barral'ı ziyaret eden Drogba'nın futbol kalitesi gibi insanlığı ve adamlığı da dünya klasında. 

Galatasaray 4 - Orduspor 2 | Bitmeden Bitmez



Schalke maçında her anlamda kötü geçen bir maç sonrası ligdeki rakipler kazandıktan sonra maça çıkmak kolay değil. Galatasaray'ın şampiyonluk yolunda geçen seneki gibi bir seriye ihtiyacı var ve Orduspor galibiyeti bu seriyi ateşleyici güç olabilir. Orduspor, Eskişehir deplasmanı, Gençlerbirliği, Kayserispor deplasmanı ve İstanbul BB maçı ile üst üste 5 zor maçın ilk halkası olan Orduspor maçı uzun süre unutulmayacak cinstendi.

Schalke maçındaki yanlışlardan sonra bu maçta nispeten rakibe ve sonuca göre saha içinde değişebilen bir sistemle sahadaydı Galatasaray. Schalke maçında sol çizgide etkili olamayan, Riera ile uyum sorunu yaşayan Sneijder, asıl mevkisinde oynadığı zaman neler yapabileceğinin fragmanını izletti.

Bu kadronun oynaması gerektiği taktiklerden birinin 4-2-3-1 olduğunu düşünenlerdenim. Sağda Burak, solda Amrabat, ortada Sneijder ve önlerinde Drogba ile dün bir süre bu taktik ile sahadaydı Galatasaray. Muslera'nın degajında Selçuk'a çarpan topun gol olması, hakemin maçın gerilimini inanılmaz arttırması ve Hakan Balta'nın neden olduğu penaltıyı da eklersek taktiği prova etme için pekte iyi bir ilk yarı olmadığını söyleyebiliriz.

Hakem faktörü, zeminin rezalet durumda olması, ilk yarı yenen kötü goller ve kötü oyun derken ikinci yarının başında Fatih Terim'in tribüne gönderilmesi ve TT Arena'nın ciddi anlamda Ali Sami Yen'e dönüşmesi ile Galatasaray'ın baskısı da golleri de aynı anda geldi. Sneijder'in mükemmel golü ile açılan perde, Burak'ın golleri ile galibiyete, Selçuk'un kalite kokan vuruşu ile de sonuca dönüştü. Fatih Terim'in tribüne gönderilmesi takımı ateşlerken, gelen gollerde moralleri yükseltti. 

Galatasaray'ın özellikle ikinci yarıdaki hırsı, maçı istemesi, tribünleri de arkasına alarak kurduğu baskıya Türkiye'de kolay kolay karşı koyacak takım yok. Sneijder, Drogba ve Selçuk harikaydılar. Uzun süreden sonra ilk kez 11 başlayan Gökhan hiç sırıtmadı. Hatta çoğu zaman Dany'den iyi pas yaptı geride. İç saha maçlarında düşünülmeli. Aynı şeyleri Hakan Balta için söylemek söz konusu bile değil. Sadece defans yapmayı değil futbol oynamayı unutmuş gibi. Bırakın markajı, pozisyon almayı daha taç atışını düzgün yapamıyor. Neden olduğu penaltının mantıklı bir açıklaması yok.

Geçen seneki Eboue ile bu seneki Eboue arasında inanılmaz fark var. Çok laubali, lakayt bir oyun oynuyor. Maç 2-1, baskıyı kurmuşuz, Orduspor çıkamıyor. Sneijder'in golü sonrası oyuncu değişikliğinde bile sahayı neredeyse emekleyerek terk edecekti. Sabri ile dalga geçenler Sabri'nin Schalke maçından oyundan çıkışını izlesinler.

Amrabat çoğu maçına göre bugün daha iyiydi. Hamit sağ içte çok daha faydalı. Maç öncesi tribünlerin çağırıp moral vermesi önemliydi. Orta sahada takımı toparlayan ve liderlik eden Selçuk takdiri hak ediyor. Futbolu Galatasaray'da bırakmasını istediğim oyunculardan. 

Drogba'yı canlı izlemek büyük keyif.  4 golün ikisinde direkt var. Sadece indirdiği toplar ile çok net pozisyona sokuyor takımı ama indirdiği topları dikkatli kullanmak gerek. Maç içinde çarpıştığı Barral'ı maç sonu hastanede hemen ziyaret etmesi de futbol kalitesi dışında insanlık kalitesinin de çok iyi olduğunun göstergesi. Burak ile uyumu süreci de kısa sürdü. İyi bir ikili oldular. Burak gollerine devam ediyor. Bu maçta attığı 2 golle Galatasaray forması altında 26. resmi maçında 21. golünü atarken, ligde de oynadığı son 71 maçta 62. kez golle buluştu. Böyle devam eder umarım.

Sneijder'in gol atmasına çok sevindim. Tipik Sneijder golüydü diyebiliriz. Oynadıkça, takıma alıştıkça daha iyi olacaktır. Gergin ve kabus gibi başlayan maç çok güzel bir rüya olarak son buldu. Galatasaray ligde üst üste kritik maçlara çıkacak. Umarım onların sonucu da bu maçın sonucu gibi güzel biter. Unutmadan, Galatasaray 'bitti' demeden, bitmez...





16 Şubat 2013 Cumartesi

Drogba'dan Önce Drogba'dan Sonra




Akhisar Belediyespor maçı öncesi Galatasaray için 'Cuma günü ve Şampiyonlar Ligi öncesi Sendromu' söz konusuydu diyebiliriz. Galatasaray bu sezon Cuma günü oynanan 6 maçın 5'inde puan kaybetmiş, ligde alınan 3 mağlubiyet Cuma günü alınmış, Şampiyonlar Ligi öncesi 6 maçın 4'ünde puan kaybı yaşanmıştı. 

Tekrar bir Şampiyonlar Ligi maçı öncesi Antalyaspor maçındaki 4-2-3-1'den sonra Fatih Terim 4-3-1-2'li dizilişi tercih etti. Zaman zaman Sneijder'in sol çizgiye geçmesi ile 4-4-2'yi de izledik. Akhisar, arkada Sneijder, önlerinde çift forvetli Galatasaray'a karşı beklerini çok iyi kullanarak bir çok pozisyon buldu.  Özellikle Emrah ile Riera'nın kanadı fazlası ile zorlandı ve iyi kapanarak Galatasaray'ı duran toplara ve uzaktan şutlara mahkum etti. Gekas'ın net 2 pozisyonu maçın kader anlarıydı diyebiliriz. Akhisar ne zaman kapanacağını, ne zaman ileri çıkacağını bilerek çok akıllı oynadı. Kendi beklerini de çıkararak Galatasaray'ın iki bekini sürekli zorladı.

Melo'nun yokluğu Galatasaray'ın orta sahadaki agresif, top tutan, oyun kuran, rakibi sindiren oyunundan çok uzak. Yekta'nın bulduğu şansı pek iyi değerlendirdiğini söyleyemeyiz. Kanatlarını kullanamayan, Umut ve Burak gibi aynı tip oyuncular ile ileride top tutamayan Galatasaray, Akhisar'ın agresif futbolu ile birleşince oyun yer yer kilitlendi. Ta ki oyuna Drogba girene kadar. Oyuna girdikten 4 dakika sonra  Drogba, Sneijder, Burak üçlüsünün paslaşmasının son durağında Drogba, 2 defans oyuncusu üzerinden muazzam bir kafa vuruşu ile Galatasaray'ı öne geçirdi. 3 dakika sonra da asisti ile Burak farkı 2'ye çıkarttı. Sonradan oyuna girip 7 dakikada 1 gol 1 asist başarısı pek rastladığımız bir şey değil.

Drogba'nın gol ve asisti dışında oyuna girmesi ile bütün takımın doping almışçasına baskı kurması, hareketlenmesi, hırslanması çok daha önemli aslında. Özellikle Burak, Sneijder ve Selçuk'un performansının gözle görülür derecede artması, goller dışında ilk yarıda girilmediği kadar çok net pozisyonlara girilmesi de Drogba'nın kalitesinin kısa bir fragmanı gibiydi. Hani adeta - Bir gol atıp çıkıcam dedi. Maçı Drogba'dan önce Drogba'dan sonra diye ayırabiliriz. Bunlar dışında şu da çok net belli oluyorki Drogba Galatasaray'ı hemen sahiplenmiş. Coşkusu ve sevinci de çok güzeldi.

Büyük ihtimalle kafalar Schalke maçındaydı ama bu özellikle ilk yarıdaki Galatasaray'ın kötü oyununu affettirmiyor. Sistem değişikliği ve uyum konusu ile birlikte geçiş süreci sıkıntılı olacaktır ama ne kadar çabuk atlatılırsa o kadar iyi. 

Uğur Meleke'nin söylediği gibi Şampiyonlar Ligi'nde maç öncesi Şampiyonlar Liği müziğine alışkın, duyunca tüyleri diken diken olmayacak oyunculara ihtiyaç var. Sneijder ve özellikle Drogba bu tanıma tam uyan isimler. Schalke maçında Şampiyonlar Ligi müziğini duyunca etkilenmeyeceklerdir belki ama yapabilecekleri ile çoğu kişiyi etkileyecekleri kesin. Şimdiden başladılar bile



31 Ocak 2013 Perşembe

Didier Drogba Transferi




Futbolu yakından takip eden birisine faal olarak oynamaya devam eden Dünya'nın en iyi forvetleri kimler deseniz ilk 5 isim içerisinde muhtemelen Drogba'yı da söyleyecektir. Ercan Taner'in Hakan Şükür'ün Leeds United'a attığı gol sonrası bir ifadesi vardı; 'Alman, İtalyan, İngiliz, İspanyol hiç fark etmez' diye. Drogba içinde yerden, havadan, sağdan, soldan, gelişine, hiç fark etmez. Gerçek anlamda tam bir santrafor. Müthiş fiziğini safkan golcülüğü, oyun zekası ve liderliği ile birleştiren 'Mavi Fil', özellikle Şampiyonlar Ligi'nde çok şey yapabilecek bir futbolcu.

Mourinho'nun 'Attığı her gole, son golü gibi seviniyor' dediği Drogba, Marsilya ve Chelsea'de taraftarlarının sevgilisi olmuş, Chelsea'de yedek kaldığı dönemde Marsilya taraftarı onun geri dönmesi için 1.5 milyon Euro civarı para toplamıştı. 

Geçen sene Bayern Münih ile Chelsea arasında oynanan Şampiyonlar Ligi finalinde yeri geldi sol bek oynadı, yeri geldi stoper oynadı, yeri geldi forvet oynadı, uzatmada golü attı, penaltılarda kupayı kaldırttı. 

Türkiye'de yapılan en büyük transferdir benim gözümde. Marsilya ile başlayan kariyer yükselişi Chelsea ile zirve yaptı ve Chelsea'nin efsanelerinden birisi oldu. Jose Mourinho'nun Chelsea'nin başına geçtiğinde ısrarla istediği ve 'her zaman kalbimin yakınında olacak' dediği Drogba'nın artık Parçalı için ter dökecek olması heyecan verici.

Yaş ve para konusu konuşmaya değmez bile. Bu takımda daha bir kaç sene öncesine kadar Stancu'ya 5-6 milyon Eurolar veriliyordu. Drogba bonservissiz geliyor ve alacağı ücret, daha önce verilen gereksiz paralar göz önüne alındığında hiçbir şey. Ciddi sakatlık yaşamadığı sürece Türkiye'de 2-3 sene üst düzey performans göstereceğini düşünüyorum.

Kapak olduğu TİME dergisi tarafından '21. Yüzyılın En Etkili 100 Kişisi' listesine de giren Drogba, futbolda olduğu gibi futbol dışında da çok büyük işlere imza atmış durumda. Kurduğu vakıf ile reklam ve sponsorluklardan kazandığı paraları hayır işlerinde kullanıyor.

Yeteneği, tecrübesi, kalitesi, kazanma hırsı ile kimsenin burun kıvıramayacağı bir isim Drogba. Umarım sakatlık yaşamadan uzun yıllar Galatasaray forması giyer ve kupalar kaldırır. 

Yazıyı Drogba'nın bir kaç sözü ile sonlandıralım; 

''Kazandığımızda bize tecrübeli, kaybettiğimizde yaşlı diyorlar. Futbol hiç adil değil''

''En mutlu olduğum ya da dibe vurduğum zamanlarda taraftarı düşünürüm. Çünkü benim işim onlarla''

''Ailem beni mütevazı biri olarak yetiştirdi. Arkadaşlarım da bana bir yıldız gibi değil, gerçek bir dost gibi yaklaştı. Saygımı hiçbir zaman yitirmedim. Bu nedenle küstah biri olmadım''

(Drogba'nın sözleri Çağrı Develioğlu'nun yazısından alıntıdır)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Beğen