Burak Yılmaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Burak Yılmaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Mart 2013 Perşembe
Schalke 04: 2 - Galatasaray: 3 | Korkunç Bişey!
Fatih Terim büyük adam. Şampiyonlar Ligi'nde 1-1'in rövanşında deplasmana çift forvet çıkıp rakibne oyununu kabul ettirdi. Özellikle ilk yarıdaki güzel oyun galibiyeti getiren taraf oldu.
İlk maçta iyi oynayan rakiple beraber zeminle de baş etmek zorundaydı Galatasaray. Güzel zeminde, iyi konsantre olunca neler yapabildiğini görebildik takımın. Yenilen gole kadar (ki gol öncesi hem uzaklaştırılabilirdi hem de Drogba'ya net faul var) 3 net pozisyon söz konusu. Yenilen golden takımın fazla etkilenmeyip oyununa devam etmesi ve Hamit'in şanssızlığını kırdığı mükemmel gol ile maça dengenin gelmesi, topun nispet yaparcasına direğe çarpık içeri girmesi çok güzeldi. Derken Riera'nın müdahalesi ile rakip sahaya açılan topu Burak'ın müthiş takibi, koşusu, topu önüne alışı ve vuruşu safkan bir forvet golüydü.
İlk yarıda iyi oyun 2-1'lik skor çok güzeldi. İlk maç itibari ile gol atmak zorunda olan taraf Galatasaray'dı ve golleri atmıştı. Bu sefer gol atmak zorunda olan taraf Schalke takımıydı. İyi de geldiler Galatasaray'ın üzerine, 2-2'yi de buldular. Muslera'nın harika performansı skoru korurken Umut'un golü ile çeyrek final geldi. Üçüncü gol öncesi Muslera'nın topu hemen oyuna sokması, Selçuk'un mükemmel pası ve Umut'un golü bu harika maça harika bir kapanış oldu.
Maç öncesi taktik, diziliş vb çok konuşuldu çünkü son 4 maçta Galatasaray 4 farklı diziliş ile sahadaydı. Bir arayış içerisinde olunduğu bariz ama ikinci yarı Melo'nun üçüncü bir stoper gibi oynaması, Drogba'nın zaman zaman geriye gelip top çıkarması, çizgide rakibi kovalaması, Selçuk'un iki tarafa da yardım etmeye çalışması saha içinde sürekli değişen bir dizilişin parçasıydı.
Muslera gerçekten büyük bir nimet. Satma fikri varsa eğer unutulmalı. Aslan parçası Semih, Draxler'dan kafasına aldığı darbeden sonra bile ceza sahasına girmeye, top dönerse uzaklaştırayım diye uğraştırmaya çalışıyor. Soy adını hak edercesine Kaya gibi Allah'a şükür bir problem çıkmadı. Eboue özellikle ilk yarı çok iyiydi. Bu oyununu artık uzun vadeye yaymalı. Maç öncesi sakatlığı bulunan Dany de iyi mücadele etti.
Geçen hafta Gençlerbirliği maçında 2 topu direkten dönen ve bu sezon direklerden çok çeken Hamit, bir nevi intikamını da almış oldu. Selçuk gene çok iyiydi. İki asisti ile (toplamda 5) Şampiyonlar Ligi'nin en çok asist yapan 5 oyuncusundan biri konumunda. Sneijder iyi mücadele etti. Gole yaklaştığı şutları var. Şampiyonlar Ligi'nde yüksek tempoda 90 dakika çıkarması için oynamasına ihtiyacı var. Aynı Drogba gibi. Drogba'ya Parçalı çok yakışıyor. İkinci yarı biraz oyundan düşer gibi oldu ama her ihtimale karşı oyundan almadı Fatih Terim. Pasları, şutları, topu ileride tutması, indirmesi ve mücadelesi ile bambaşka bir oyuncu. Amrabat değişikliği doğruydu belki ama Amrabat doğru oyuncu mu halen düşündürücü. Girer girmez sol çaprazdan vurduğu şut taça çıktı. Bir başka pozisyonda da Drogba'nın harika pasında şut çekmek yerine arkaya bıraksa Burak bomboş pozisyondaydı.
Ve Burak, attığı gol ile Şampiyonlar Ligi'nde toplam gol sayısını 8'e çıkarttı ve gol krallığında zirvede. Bir Türk takımı adına, Şampiyonlar Ligi'nde en çok gol atan oyuncu oldu ve (Chamakh'a ait olan) Şampiyonlar Ligi'nde üst üste 6 maçta gol atma rekorunu egale etti. Umarım her kulvarda böyle devam eder.
Fatih Terim'in de dediği gibi Galatasaray turu hak ederek kazandı. Hedef gruplardan çıkmaktı. Çeyrek Final mükemmel bir başarı ve Burak'ın da dediği gibi, buradan sonra kim gelirse gelsin Aslanlar gibi mücadele edeceklerdir.
10 Mart 2013 Pazar
Burak Yılmaz & Selçuk İnan
Burak Yılmaz anlatıyor...
Genç milli takımdaydık. Selçuk kaptanımızdı. Kamptayız, aynı odada kalıyoruz, 16 yaşındayız. Ama herkes kendi kulübünde A takımda oynuyor, iki kişi hariç: Ben ve Selçuk. O, takımın kaptanı, en iyi oyuncusu. Ben de ilk 11’deyim, takımın forvetiyim. Milli takımda ilk 11’de olmama rağmen, Antalyaspor’un genç takımındayım, A takıma henüz çıkamamışım. Selçuk da Çanakkale’de genç takımda. Ben de kendimi teselli ediyordum: “Takımdaki herkes A takımda; ama baksana, Selçuk bile daha A takıma çıkamamış, sen boşver, rahat ol, daha zamanın var demek ki.” O da kendisini öyle avutuyormuş, “bak, Burak da oynamıyor” diye.
Neyse, kamp bitti, dağıldık. O hafta da Türkiye Kupası maçları var. Evdeyim, hiç unutmam, kanalları gezerken TRT 3’e geldim: Çanakkale Dardanelspor – Manisaspor. [Oturduğu yerden doğrularak] Bir baktım, 10 numara giymiş birisi, [eliyle ensesini işaret ederek] saçlar uzun, korner kullanıyor. Selçuk! Anneme dedim ki, “anne! Bu, Selçuk değil mi?” Annem de, “evet, oğlum. Selçuk” dedi. Çok değişik bir duygu. Arıyorum Selçuk’u, açmıyor. Arıyorum, açmıyor. Arıyorum, açmıyor... En son gece o bana döndü. “Oğlum” dedim, “sen oynadın mı?” O da, “ya kara, ne yapayım, zorla oynattılar” dedi. [Kahkahalar…] O da üzülüyor, ben oynamıyorum diye. Benim üzülmemi istemediği için bana söylememiş. Sonra oynamaya başladı, üç hafta sonra da ben ilk maçıma çıktım.
...
Selçuk saygı duyulmayacak bir insan ya da hayranlık hissedilmeyecek bir oyuncu değil. Ona sorsanız o da benim için aynı şeyleri söyler muhtemelen. Böyle bir arkadaşlığı, kardeşliği yakalamak kolay değil. Biz o yüzden kendimizi çok şanslı görüyoruz.
26 Şubat 2013 Salı
Galatasaray 4 - Orduspor 2 | Bitmeden Bitmez
Schalke maçında her anlamda kötü geçen bir maç sonrası ligdeki rakipler kazandıktan sonra maça çıkmak kolay değil. Galatasaray'ın şampiyonluk yolunda geçen seneki gibi bir seriye ihtiyacı var ve Orduspor galibiyeti bu seriyi ateşleyici güç olabilir. Orduspor, Eskişehir deplasmanı, Gençlerbirliği, Kayserispor deplasmanı ve İstanbul BB maçı ile üst üste 5 zor maçın ilk halkası olan Orduspor maçı uzun süre unutulmayacak cinstendi.
Schalke maçındaki yanlışlardan sonra bu maçta nispeten rakibe ve sonuca göre saha içinde değişebilen bir sistemle sahadaydı Galatasaray. Schalke maçında sol çizgide etkili olamayan, Riera ile uyum sorunu yaşayan Sneijder, asıl mevkisinde oynadığı zaman neler yapabileceğinin fragmanını izletti.
Bu kadronun oynaması gerektiği taktiklerden birinin 4-2-3-1 olduğunu düşünenlerdenim. Sağda Burak, solda Amrabat, ortada Sneijder ve önlerinde Drogba ile dün bir süre bu taktik ile sahadaydı Galatasaray. Muslera'nın degajında Selçuk'a çarpan topun gol olması, hakemin maçın gerilimini inanılmaz arttırması ve Hakan Balta'nın neden olduğu penaltıyı da eklersek taktiği prova etme için pekte iyi bir ilk yarı olmadığını söyleyebiliriz.
Hakem faktörü, zeminin rezalet durumda olması, ilk yarı yenen kötü goller ve kötü oyun derken ikinci yarının başında Fatih Terim'in tribüne gönderilmesi ve TT Arena'nın ciddi anlamda Ali Sami Yen'e dönüşmesi ile Galatasaray'ın baskısı da golleri de aynı anda geldi. Sneijder'in mükemmel golü ile açılan perde, Burak'ın golleri ile galibiyete, Selçuk'un kalite kokan vuruşu ile de sonuca dönüştü. Fatih Terim'in tribüne gönderilmesi takımı ateşlerken, gelen gollerde moralleri yükseltti.
Galatasaray'ın özellikle ikinci yarıdaki hırsı, maçı istemesi, tribünleri de arkasına alarak kurduğu baskıya Türkiye'de kolay kolay karşı koyacak takım yok. Sneijder, Drogba ve Selçuk harikaydılar. Uzun süreden sonra ilk kez 11 başlayan Gökhan hiç sırıtmadı. Hatta çoğu zaman Dany'den iyi pas yaptı geride. İç saha maçlarında düşünülmeli. Aynı şeyleri Hakan Balta için söylemek söz konusu bile değil. Sadece defans yapmayı değil futbol oynamayı unutmuş gibi. Bırakın markajı, pozisyon almayı daha taç atışını düzgün yapamıyor. Neden olduğu penaltının mantıklı bir açıklaması yok.
Geçen seneki Eboue ile bu seneki Eboue arasında inanılmaz fark var. Çok laubali, lakayt bir oyun oynuyor. Maç 2-1, baskıyı kurmuşuz, Orduspor çıkamıyor. Sneijder'in golü sonrası oyuncu değişikliğinde bile sahayı neredeyse emekleyerek terk edecekti. Sabri ile dalga geçenler Sabri'nin Schalke maçından oyundan çıkışını izlesinler.
Amrabat çoğu maçına göre bugün daha iyiydi. Hamit sağ içte çok daha faydalı. Maç öncesi tribünlerin çağırıp moral vermesi önemliydi. Orta sahada takımı toparlayan ve liderlik eden Selçuk takdiri hak ediyor. Futbolu Galatasaray'da bırakmasını istediğim oyunculardan.
Drogba'yı canlı izlemek büyük keyif. 4 golün ikisinde direkt var. Sadece indirdiği toplar ile çok net pozisyona sokuyor takımı ama indirdiği topları dikkatli kullanmak gerek. Maç içinde çarpıştığı Barral'ı maç sonu hastanede hemen ziyaret etmesi de futbol kalitesi dışında insanlık kalitesinin de çok iyi olduğunun göstergesi. Burak ile uyumu süreci de kısa sürdü. İyi bir ikili oldular. Burak gollerine devam ediyor. Bu maçta attığı 2 golle Galatasaray forması altında 26. resmi maçında 21. golünü atarken, ligde de oynadığı son 71 maçta 62. kez golle buluştu. Böyle devam eder umarım.
Sneijder'in gol atmasına çok sevindim. Tipik Sneijder golüydü diyebiliriz. Oynadıkça, takıma alıştıkça daha iyi olacaktır. Gergin ve kabus gibi başlayan maç çok güzel bir rüya olarak son buldu. Galatasaray ligde üst üste kritik maçlara çıkacak. Umarım onların sonucu da bu maçın sonucu gibi güzel biter. Unutmadan, Galatasaray 'bitti' demeden, bitmez...
21 Şubat 2013 Perşembe
Galatasaray 1 - Schalke 1 | Sistem ve Zemin
Galatasaray - Schalke maçı öncesi Schalke teknik direktörü Jens Keller, 'Galatasaray'ı nasıl yeneceğimizi biliyoruz' tarzında açıklamalarda bulunmuştu. Bu sezon Galatasaray'a karşı belli bir kaç şeyi iyi yaptığınız zaman çok rahat pozisyon bulursunuz ki Schalke bunları özellikle ilk yarı çok iyi yaptı. Aynısını Galatasaray için pek söyleyemeyiz.
Galatasaray'ın 4-4-2 sisteminde Sneijder solda oynayacaksa arkasında da çok iyi bir sol beke ihtiyaç var çünkü Sneijder sol çizgide pek adam kovalayan tarzda bir oyuncu değil. Onu sola mahkum etmek asıl mevkisi olan forvet arkasına nazaran performansını çok net düşürüyor. Zaten maç boyunca sürekli çalışılmış vaziyette o kanada yüklendiler. Riera'da özellikle ilk yarı çok zorlandı o kanatta ve adeta yol oldu. Yani Galatasaray'ın sol kanadında oynayan oyuncuların ikisi de asıl mevkilerinde oynamadı. Hal böyleyken Schalke'ye 'bu kanattan gelin' denmiş gibi oldu.
Maç başı tehlikeli Schalke atakları sonrası Burak'ın güzel golü gelmişken, Şampiyonlar Ligi'nde Galatasaray'ın 7, Hamit'in direkten dönen 3. şutu kırılma anı oldu. O gol olsa erken yakalanan 2-0 ile baskı arttırılıp, rakibin risk alması ile arkada daha rahat pozisyon bulunabilirdi ama olmadı.
Galatasaray golü en kötü zamanda, tam ilk yarı sona ererken yedi. Ama daha kötü olan şey ise Fatih Terim'in ikinci yarıda Sneijder'i çıkartıp Amrabat'ı oyuna almasıydı. Riera'ya yardım etmesi amacıyla, ikinci yarı Schalke'nin ilk yarıya nispeten o kanadı daha iyi kullanamaması adına belki doğru bir hamle gibi gözüküyor ama top tutan, top yapan, pas atan, çift forveti besleyebilecek en iyi adamın çıkıp yerine aldığı her topu geri oynayan, girer girmez sarı kart gören, etkisiz bir oyuncunun girmesi doğru bir hamle değildi ki zaten ikinci yarı Galatasaray'ın doğru dürüst organize atağı yok. Burak'ın golünde pres yapıp topu kazanan, Hamit'in direkten dönen şutunda gene Drogba'ya pası atan da Sneijder'den başkası değildi. Amrabat'ın girmesi ile belki Schalke atakları azaldı ama Galatasaray topu ileriye taşıyıp pozisyona giremedi.
Riera'nın devşirme bir şekilde sol bek oynadığı malum. Rakibin iyi çizgi oyuncularıyla sürekli beklerin üzerine gitmesi tabii ki çalışılmış bir şey. Buna önlem ve orta sahada daha diri olmak adına 4-4-2'den ziyade orta sahada daha kalabalık ve daha doğru oyuncu yerleşimi daha doğru bir seçim olabilirdi. Schalke kapandığı zaman 5'li orta sahasında kolay top yaptırtmadı. Maçın geneline bakıldığında daha iyi oynayan, daha net atakları olan taraf Schalke. Deplasmanda istediği sonucu da aldılar. Farfan, Bastos gibi çizgi oyuncuları ile tek toplar, üçgenler ve kısa paslar yapa yapa son çizgiye çok rahat indiler. Oyun kontrolü genel itibari ile Schalke'nin elindeydi.
İki takımında savunması iyi değil. Baskıyı, presi görünce hata yapmaya çok yatkın Schalke takımı. Aynı Galatasaray gibi. Zaten iki golde bariz hatalardan sonra geldi. Dany'i halen çözebilmiş değilim. Bazen muhteşem hamleler yapıyor, bazende inanılmaz basit hataları pahalıya patlıyor. Bir de artık lütfen defanstan oyun kurma işini Dany yapmasın. 1 tane olumlu pası yok neredeyse.
Sabri'nin iyi niyeti ve hırsından kimsenin şüphesi yok ama büyük maçlarda daha fazlasına ihtiyaç var. Selçuk çok koştu, mücadele etti, asist yaptı. Melo bazı pozisyonlarda çok iyi toplar çaldı ama golde bariz hatası var. 3 rakip arasında topu kaybetmeme mücadelesi verirken yardıma gelen kimse olmaması Hamit'e verilen tepki kadar acımasız. Her zor anda top Hamit'e atılıyor. Takımda risk alabilen bir kaç oyuncudan bir tanesi ama bütün tepki Hamit'e veriliyor.
Maçta bazı oyuncuların ayağı ile atamadığı pası Drogba kafası ile çok rahat attı. Galatasaray için büyük bir nimet. Tecrübesi ve oyun zekası hemen kendisini belli ediyor. Sadece hazırladığı ve indirdiği toplar ile bile maç kazanabilirsiniz. Burak, Drogba'ya çabuk adapte olursa çok rahat gol atar. Schalke'ye de golünü atarak Şampiyonlar Ligi'nde bir sezonda en çok gol atan Türk oyuncu olarak tarihe geçti ama ikinci yarı Drogba'nın kaptığı topta ofsayta düşmesi yakışmadı.
Maç öncesi 'Schalke bitmiş, çok kötüler' haberleri ile ligde kötü olsa da Şampiyonlar Ligi'nde grubu lider bitirmiş, namağlup gelen takımı 3. lig takımına çevirdiler ama sahada görüldüğü üzere Alman takımlarının konsantrasyonu, disiplini ve fiziki gücü üst düzeyde.
Zemin ile ilgili de bir kaç şey söylemek gerek. Bugün Muslera'dan tutun, Hamit'e, Sneijder'e, Drogba'ya kadar bütün takım aşırı zorlandı. Sakatlık çıkmaması sevindirici. Zeminin yeni yapılmış halinin bu olması düşündürücü. Bu sezon böyle gidecek anlaşılan. Galatasaray'ın zemin gibi sisteme de çare bulması gerekiyor.
İlk maç itibari ile skor, futbol ve zemin istenilen düzeyde değildi. Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi'nde ilk 3 maçta özellikle kendi evinde istediği sonuçları alamayıp son 3 maçta deplasman galibiyetleri ile üst tura çıktığı unutulmamalı. Rövanşta aynısını olmasını umut ediyorum. Sonuçta Galatasaray'ın adının olduğu her yerde umut vardır.
16 Şubat 2013 Cumartesi
Drogba'dan Önce Drogba'dan Sonra
Akhisar Belediyespor maçı öncesi Galatasaray için 'Cuma günü ve Şampiyonlar Ligi öncesi Sendromu' söz konusuydu diyebiliriz. Galatasaray bu sezon Cuma günü oynanan 6 maçın 5'inde puan kaybetmiş, ligde alınan 3 mağlubiyet Cuma günü alınmış, Şampiyonlar Ligi öncesi 6 maçın 4'ünde puan kaybı yaşanmıştı.
Tekrar bir Şampiyonlar Ligi maçı öncesi Antalyaspor maçındaki 4-2-3-1'den sonra Fatih Terim 4-3-1-2'li dizilişi tercih etti. Zaman zaman Sneijder'in sol çizgiye geçmesi ile 4-4-2'yi de izledik. Akhisar, arkada Sneijder, önlerinde çift forvetli Galatasaray'a karşı beklerini çok iyi kullanarak bir çok pozisyon buldu. Özellikle Emrah ile Riera'nın kanadı fazlası ile zorlandı ve iyi kapanarak Galatasaray'ı duran toplara ve uzaktan şutlara mahkum etti. Gekas'ın net 2 pozisyonu maçın kader anlarıydı diyebiliriz. Akhisar ne zaman kapanacağını, ne zaman ileri çıkacağını bilerek çok akıllı oynadı. Kendi beklerini de çıkararak Galatasaray'ın iki bekini sürekli zorladı.
Melo'nun yokluğu Galatasaray'ın orta sahadaki agresif, top tutan, oyun kuran, rakibi sindiren oyunundan çok uzak. Yekta'nın bulduğu şansı pek iyi değerlendirdiğini söyleyemeyiz. Kanatlarını kullanamayan, Umut ve Burak gibi aynı tip oyuncular ile ileride top tutamayan Galatasaray, Akhisar'ın agresif futbolu ile birleşince oyun yer yer kilitlendi. Ta ki oyuna Drogba girene kadar. Oyuna girdikten 4 dakika sonra Drogba, Sneijder, Burak üçlüsünün paslaşmasının son durağında Drogba, 2 defans oyuncusu üzerinden muazzam bir kafa vuruşu ile Galatasaray'ı öne geçirdi. 3 dakika sonra da asisti ile Burak farkı 2'ye çıkarttı. Sonradan oyuna girip 7 dakikada 1 gol 1 asist başarısı pek rastladığımız bir şey değil.
Drogba'nın gol ve asisti dışında oyuna girmesi ile bütün takımın doping almışçasına baskı kurması, hareketlenmesi, hırslanması çok daha önemli aslında. Özellikle Burak, Sneijder ve Selçuk'un performansının gözle görülür derecede artması, goller dışında ilk yarıda girilmediği kadar çok net pozisyonlara girilmesi de Drogba'nın kalitesinin kısa bir fragmanı gibiydi. Hani adeta - Bir gol atıp çıkıcam dedi. Maçı Drogba'dan önce Drogba'dan sonra diye ayırabiliriz. Bunlar dışında şu da çok net belli oluyorki Drogba Galatasaray'ı hemen sahiplenmiş. Coşkusu ve sevinci de çok güzeldi.
Büyük ihtimalle kafalar Schalke maçındaydı ama bu özellikle ilk yarıdaki Galatasaray'ın kötü oyununu affettirmiyor. Sistem değişikliği ve uyum konusu ile birlikte geçiş süreci sıkıntılı olacaktır ama ne kadar çabuk atlatılırsa o kadar iyi.
Uğur Meleke'nin söylediği gibi Şampiyonlar Ligi'nde maç öncesi Şampiyonlar Liği müziğine alışkın, duyunca tüyleri diken diken olmayacak oyunculara ihtiyaç var. Sneijder ve özellikle Drogba bu tanıma tam uyan isimler. Schalke maçında Şampiyonlar Ligi müziğini duyunca etkilenmeyeceklerdir belki ama yapabilecekleri ile çoğu kişiyi etkileyecekleri kesin. Şimdiden başladılar bile
11 Şubat 2013 Pazartesi
Galatasaray 2 - Antalyaspor 0 | Sistem Farklı Mücadele Aynı
Bursaspor maçı sonrası Antalyaspor maçında sistem değişikliğini bekliyordum ama bu denli etkili bir Galatasaray beklemiyordum açıkçası. 4-2-3-1 sistemine yeni geçen bir takım ne kadar sorun yaşayabilirse o kadar sorun yaşadı Galatasaray. Özellikle orta sahadaki presi ve baskıyı harika uygulayıp, Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin kazandığı, Schalke maçı öncesi ligdeki en yakın rakiplerden olan Antalyaspor'a pozisyon vermedi.
Galatasaray 4-2-3-1 gibi başladı, top rakipteyken zaman zaman Amrabat ve Hamit'in geri gelmesiyle 4-4-1-1'e döndü, bazen Sneijder Burak'a çok yakın oynadı ve prese katkı sağladı. Antalyaspor ise hiçbir varlık gösterememesinin yanı sıra hakemle birlikte futbol oynamak isteyen Galatasaray'ı da oynatmamaya çalıştı. Zaman zaman kanatları çizgiye kadar çıkartarak 4-2-4'ü bile göze aldılar ama orta sahadaki baskıyı yeyince çabuk vazgeçtiler. Karabükspor ve Bursaspor gibi kanatları etkili kullanamadılar, üst üste 3-4 pası bile çoğu zaman zor yapabildiler.
Geçen seneki gibi takım savunmasını iyi yaptı takım ve presin önde başlaması gerektiğini özetleyen bir maç oldu aslında. Burak, Fatih Terim'den mesajı almış olacak ki mükemmel bir maç çıkarttı. Attığı 2 gol yanı sıra presi çok iyiydi ve bu pres Galatasaray orta sahasını rahatlattı. Bütün maç boyunca gol aramak yanı sıra sürekli rahatsız etti Antalyaspor defansını, hataya zorladı ve başarılı da oldu.
Takım olarak iyi bir maç çıkarttığını söyleyebiliriz Galatasaray'ın. Özellikle daha önce de belirttiğim gibi Sabri bu formu ile sezon başından beri formsuz olan Eboue'yi özellikle ligde çok rahat keser. Müthiş hırsı, savaşı, hem defansta hem ofansta adeta canını dişine takarak mücadele etmesi Kaptan'ı maçın da en iyilerinden yaptı. Orta alanda Selçuk ve Yekta iyi ikili oluyorlar ama Yekta'nın daha sakin olması gerek. Melo'nun yokluğunda şimdiye kadar bulduğu şansı iyi kullandı ama bu maçta etkili değildi. Ceza boyunca iyi performans göstermesi ilerisi için onun adına önemli. Gereksiz kartlar ve tartışmalardan uzak durmalı.
İleride Hamit ve özellikle Amrabat etkili olamadı. Amrabat'ın maç boyunca yaptığı tek olumlu hareket top kapıp Burak'a asist yapmasıydı. Tribündeyken Aydın'a bile razıyım, yeter ki Amrabat çıksın dedim çoğu kez. Bu denli şans bulmasına rağmen kullanamıyor. Çok çok kötüydü. Hamit de 2-3 rakip oyuncu ile çoğu zaman yalnız kalıyor ve Galatasaray kanatlardan fazla etkili olamıyor ki bu sistemde kanatlar çok değerli. Sneijder'in ilk kez 11 başladığı bir maç oldu. Tek top oynamadaki kabiliyeti, müthiş ara ve uzun pasları ile tam hazır olmamasına rağmen gerçekten heyecan verici. Sneijder'in takıma katılması orta sahada oyun kurma ve pas dağıtım işinin bütün yükünü Selçuk'un omuzlarından aldı. Bu çeşitlilik Selçuk'u fazlası ile rahatlatıyor. Kendisinin de söylediği gibi Sneijder oynadıkça çok daha iyi olacaktır.
Tribünlerden de bahsetmek gerek. Maç dışında özellikle ikinci yarı tribünleri izledim. Beste seçimleri, katılım oranı ve şovlar çok güzeldi. İnsanlar uzun süre sonra tribün yapmaktan zevk aldı.
Schalke maçı öncesi iyi mücadele ve hak edilen çok değerli bir 3 puan.
8 Ocak 2013 Salı
2012/2013 Sezonu Galatasaray İlk Yarı Değerlendirmesi
Geçen sezon kazanılan şampiyonluk sonrası yeni sezon hedefleri ve yapılması gerekenler belliydi. Ligde tabi ki şampiyonluk, çok uzun bir süre sonra gidilecek olan Şampiyonlar Ligi'nde de gruplardan çıkabilmekti. Galatasaray, 2012-2013 sezonu devre arasına lige lider, Şampiyonlar Ligi'nde de gruplardan çıkarak girdi. İlk etapta bakıldığında konulan hedeflerin izinde gidildiği bir gerçek ama performans olarak bazı sıkıntılar söz konusu.
Galatasaray'ın geçen seneki en büyük avantajlarından birisi sadece Lig'de mücadele ediyor oluşuydu. Avrupa Kupaları'na katılamamak kötü elbette ama Türkiye Kupası'ndan da elenilmişti ve haftada 1 maç yapılıyordu. Bu sezon ise yeni oluşturulan bir takım uzun yıllar sonra yeniden Şampiyonlar Ligi macerasına da atıldı.
Geçen sezon takım olarak sorunlar belliydi. Defansif anlamda rekor kırılmıştı ama ofansif ve yaratıcılık anlamında bireysel performans çoğu zaman sıkıntı yaratmıştı. Sıkıntı, takım oyunu ve bazı futbolcuların üstün performansı ile kapatılıyordu. Bu sezon ise Selçuk, Melo, Elmander, Muslera ve Eboue gibi oyuncularının genel anlamda geçen seneye göre düşük form düzeyleri önemli bir etken. 4-4-2 sisteminde kanat oyuncularının ofansif varyasyonları geçen seneye göre üst düzeye çıkartması için transfer edilen Hamit ve (özellikle) Amrabat'ın tam anlamı ile bekleneni verememesi de sıkıntının devam etmesine neden oldu. Orta sahada Selçuk-Melo ikilisi geçen seneye göre daha sönük kalınca Hamit'e biraz fazla yük bindi ve sabırsız yurdum taraftarından bazı maçlarda gereksiz tepkiler aldı.
Mevki mevki gidecek olursak;
Kale
Muslera çok iyi bir kaleci. Bu yadsınamaz bir gerçek. Takıma katılışı ile kanayan bir yara olan kaleci sorununa ilaç oldu. İlk geldiğinde adaptasyon sorunu yaşadı. Bazı kötü maçlar çıkardı ama bu süreç kısa sürdü ve sonrasında Galatasaray kalesini uzun bir aradan sonra gerçek bir kalecinin koruduğunu hissetti herkes. Rekorla biten bir sezon sonrası bu sezon inişli çıkışlı bir grafik sergilediğini söyleyebiliriz. İlk akla gelenler Manchester United deplasmanında kurtardığı penaltı ve Eskişehirspor maçında yenilen goldeki refleksleri ve çabası. Muslera çok daha iyi performans sergileyebilecek bir kaleci ve özellikle Şampiyonlar Ligi'nde başarı için sergilemeli.
Defans
Geçen sezon çoğu kişinin adını bile bilmediği, beklenmedik bir anda ortaya çıkan, çıkarılan Semih ile De Bour etkisi beklenilen Ujfalusi'nin mükemmel uyumu ve iyi performansı, Eboue'nin kalitesini göstermesi ile Hakan Balta'nın nispeten iyi performansı ile sağlam bir defansif hat söz konusuydu. Gaziantepspor'dan transfer edilen Dany, Ujfalusi'nin sakatlığı ile beklenenden önce forma şansı buldu. Ujfalusi'nin bir stoperden çok daha fazlası olduğu sakatlanınca anlaşıldı. Defans hattını toparlayan, Semih'in performansının yükseltenin o olduğu, lider olduğu çok net bir biçimde ortaya çıktı. Sadece bu sene değil, 2-3 senedir çok net problem olan sol bek konusunda transfer yapılamaması ve Hakan Balta'nın kötü performansı geçen seneki gibi devşirme şekilde geçici olarak çözülmek isteniyor.
Takımda istenmeyen, gönderilmesi beklenen Riera sol bekteki performansı ile bir anda göz bebeği oldu. Futbol zekası ve tecrübesi üst düzey olduğu için kısa sürede uyum sağladı ve iyi iş çıkardı. Kanattan devşirme olduğu içinde bindirmeleri ve ortaları ile de tehlike yaratıyor. Ters kademeye dahi giriyor artık. Ama bu gerçek bir sol bek transferine ihtiyaç olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Eboue kesinlikle geçen seneki Eboue değil. Çok düz oynuyor. Bindirmeleri, adam geçmeleri bazı maçlarda hiç yok. İyi bir Sabri çok rahat keser bu Eboue'yi. Hayal kırıklığı yaşattı ilk devre itibari ile. Dany'e gelecek olursak, henüz şahsen çözebilmiş değilim. Bir bakıyorsunuz harika müdahaleler, zamanlaması iyi kademeler ve markajlar, bir bakıyorsunuz inanılmaz saçma pas hataları ve adam kaçırmalar. Tam anlamı ile güven verebilmiş değil. Bunda yeni bir takım, yeni bir savunma hattının etkisi de var tabii ki. Ama potansiyeli çok yüksek ve seri bir oyuncu. Semih bazı maçlarda Ujfalusi'yi çok aradı ama Ujfalusi her zaman onun yanında olmayacak. Sadece Galatasaray'a değil, Türkiye Milli Takımı'na da uzun yıllar hizmet edecek inşallah. Küçük yaşta Şampiyonlar Ligi tecrübesi yaşaması çok güzel.
Geçen seneki diri savunmaya nazaran bu sezon çok daha yumuşak bir savunma söz konusu. Rakip gol atmasa bile bir şekilde gol yiyor Galatasaray. Ujfalusi'nin döneceğini düşünürsek devre arası olmasa bile sezon sonu iyi bir stoper transferi düşünülmeli. Sol bek için aynı durum söz konusu değil. O çok daha önemli bir konu.
Orta Saha
Geçen sene bütün sezona yayılan Selçuk-Melo uyumu yanı sıra belli dönemlerde iyi performansları ile öne çıkan Engin, Aydın, Emre ile Galatasaray'ın takım oyunu ve savunması kusurlarını örtüyordu. 4-4-2 sisteminde kanatlarda oynayan oyuncular devşirme olmaları ve yaratıcılık anlamında sınırlı kapasiteleri özellikle iyi kapanan takımlara karşı oyunun kitlenmesine neden oluyordu. Buna karşılık transfer edilen Amrabat ve Hamit'in ilk yarı itibari ile gerçek performanslarını görebilmiş değiliz. Hamit gerekirse merkezde de, bekte de, çizgide de oynayabilen tecrübeli bir futbolcu olmasına rağmen uyum sorunu yaşadı. Maçlarda sorumluluk almaktan korkmayan bir yapısı var. Bu da çoğu zaman fark yaratmasını sağlıyor. Uyum sorununu atlatıp form tutan bir Hamit bu soruna çözüm olacaktır.
Şahsen aşırı yüksek bulduğum bir bedel ile takıma katılan Amrabat yetenekleri olan, potansiyeli yüksek bir oyuncu ama tecrübe ve mental açıdan gelişime ihtiyacı var. Bazı maçlarda çok etkiliydi ama bazı maçlarda da adeta sahada yoktu. Kötü maçları iyi olanlara nazaran fazla.
Saçma sebeplerle takıma geç katılan, hazırlık kampını kaçıran ve aklı halen geçen senede olan Melo fazlası ile cepten yedi. Ligin özellikle ilk 2 ayında çok vasat performans gösteren Melo halen istenilen düzeyde değil. Devre arası en çok konuşulma nedeni Elazığ'da penaltı kurtarması. Şans bulan Yekta bu şansı iyi değerlendirdi. Yerli rotasyonunda önemli bir isim.
Sezon öncesi 3-2 kazanılan Süper Kupa maçındaki hareketi nedeni ile 11 maç ceza alan ve sezona çok kötü başlayan Engin hem performans hem de bu tarz hareketlerden arınma adına olumlu bir gelişme gösterebilmiş değil. Aydın ve Emre bahsedilen yaratıcılık eksikliğini giderebilen, kilidi açabilen, ofansif varyasyonları arttırabilecek kapasiteleri sınırlı, Türk futbolunda çoğu oyuncuya verilmeyen şansa kat kat sahip olan oyuncular. Aydın çoğu zaman çaresizlikten oynayan bir isim. Emre de özellikle bu sezon sürekli kendi etrafında dönerek futbolda yeni bir akım başlatma derdinde!
Bu sezon Galatasaray'ın topla oynama yüzdeleri çok yüksek. Ama bu yüzde oyuna ve pozisyonlara yansımıyor. Defans, Melo, Selçuk üçgeninde sürekli top çevirip, özellikle kanatlardan tehlikeler yaratamadıktan sonra topla çok oynamanın bir artısı kalmıyor. Topu doğru oynayabilmek önemli olan.
Forvet
Son 2 sezon ki performansı ve gösterdiği gelişim ile bütün dikkatleri üzerine çeken Burak'tan Şampiyonlar Ligi'nde bu denli bir performansı kendisi bile beklemiyordu belkide. Özellikle hava toplarındaki gelişimi dikkat çekici. Ama Burak diğer takım arkadaşlarına bağlı tipte bir forvet. Yani ona pas atmaz, pozisyon hazırlamazsanız Burak'tan tam verim alamazsınız. Ondan topu sürüp 3-4 rakibi geçip gol atmasını beklenmemeli. Selçuk başta olmak üzere ona atılacak paslar ve forvette partneri tarafından hazırlanacak pozisyonlar Burak'ın performansını belirleyecek düzeydi.
Sezon başı rotasyonda kullanılmak için kiralanan Umut'un gösterdiği form sürpriz oldu. Sezona harika başladı. Elmander gibi pres yapan, rakip savunmayı rahatsız eden, hırslı ve takipçi bir forvet. Onun için tam bir görev adamı diyebiliriz. Sezon sonu bonservisi alınmalı.
Bu ülkeye bonservissiz geliyorsanız beklenti çok düşüktür. Size gösterilen değer bonservisiniz ve alacağınız ücret ile paralellik gösteriyor. Geçen sezon bonservissiz gelmiş olmasına rağmen hırsı, golleri, profesyonelliği ve adamlığı ile taraftarın en çok sevdiği oyunculardan oldu Elmander. Rakibe baskı, rakip sahada top tutma, arkadaşlarını pozisyona sokma gibi önemli işleri layığı ile yapıyor ama yaşadığı büyük sakatlık sonrası henüz tam toparlanabilmiş değil.
Çift forvet sisteminde yazılacak ilk isim mutlaka Elmander olmalı. Elmander, özellikleri ile Burak ve Umut'u pozisyona sokabilecek, rakibi rahatsız edebilecek bir oyuncu. Umut ve Burak aynı tipte oyuncular olduğu için bazen etkisiz kalabiliyorlar.
Takımın geneli için konuşacak olursak, performansını tam anlamı ile sahaya yansıtamamasına rağmen ligde lider, Şampiyonlar Ligi'nde gruptan çıkıp Schalke ile eşleşen Galatasaray'ın kritik hamleleri ve formunu arttırması ile güzel işler yapması hiçte yanlış bir düşünce olmaz. 4-4-2 sisteminde bazı maçlarda çok zorlanıldı. Başka sistem ve B planları da düşünülmeli.
Kaybedilen çok basit puan kayıpları olmasa Galatasaray en yakın rakibi ile puan farkını belki de çift haneli yapacaktı ama puan farkı yok denecek kadar az. Arayı lider bitirmek güzel ama önemli olan sene sonunu lider bitirebilmek. Devre arasını en iyi şekilde geçirip ikinci yarıya iyi hazırlanılmalı. Çünkü ligin ikinci yarısı çok daha zor geçecek.
Galatasaray'ın geçen seneki en büyük avantajlarından birisi sadece Lig'de mücadele ediyor oluşuydu. Avrupa Kupaları'na katılamamak kötü elbette ama Türkiye Kupası'ndan da elenilmişti ve haftada 1 maç yapılıyordu. Bu sezon ise yeni oluşturulan bir takım uzun yıllar sonra yeniden Şampiyonlar Ligi macerasına da atıldı.
Geçen sezon takım olarak sorunlar belliydi. Defansif anlamda rekor kırılmıştı ama ofansif ve yaratıcılık anlamında bireysel performans çoğu zaman sıkıntı yaratmıştı. Sıkıntı, takım oyunu ve bazı futbolcuların üstün performansı ile kapatılıyordu. Bu sezon ise Selçuk, Melo, Elmander, Muslera ve Eboue gibi oyuncularının genel anlamda geçen seneye göre düşük form düzeyleri önemli bir etken. 4-4-2 sisteminde kanat oyuncularının ofansif varyasyonları geçen seneye göre üst düzeye çıkartması için transfer edilen Hamit ve (özellikle) Amrabat'ın tam anlamı ile bekleneni verememesi de sıkıntının devam etmesine neden oldu. Orta sahada Selçuk-Melo ikilisi geçen seneye göre daha sönük kalınca Hamit'e biraz fazla yük bindi ve sabırsız yurdum taraftarından bazı maçlarda gereksiz tepkiler aldı.
Mevki mevki gidecek olursak;
Kale
Muslera çok iyi bir kaleci. Bu yadsınamaz bir gerçek. Takıma katılışı ile kanayan bir yara olan kaleci sorununa ilaç oldu. İlk geldiğinde adaptasyon sorunu yaşadı. Bazı kötü maçlar çıkardı ama bu süreç kısa sürdü ve sonrasında Galatasaray kalesini uzun bir aradan sonra gerçek bir kalecinin koruduğunu hissetti herkes. Rekorla biten bir sezon sonrası bu sezon inişli çıkışlı bir grafik sergilediğini söyleyebiliriz. İlk akla gelenler Manchester United deplasmanında kurtardığı penaltı ve Eskişehirspor maçında yenilen goldeki refleksleri ve çabası. Muslera çok daha iyi performans sergileyebilecek bir kaleci ve özellikle Şampiyonlar Ligi'nde başarı için sergilemeli.
Defans
Geçen sezon çoğu kişinin adını bile bilmediği, beklenmedik bir anda ortaya çıkan, çıkarılan Semih ile De Bour etkisi beklenilen Ujfalusi'nin mükemmel uyumu ve iyi performansı, Eboue'nin kalitesini göstermesi ile Hakan Balta'nın nispeten iyi performansı ile sağlam bir defansif hat söz konusuydu. Gaziantepspor'dan transfer edilen Dany, Ujfalusi'nin sakatlığı ile beklenenden önce forma şansı buldu. Ujfalusi'nin bir stoperden çok daha fazlası olduğu sakatlanınca anlaşıldı. Defans hattını toparlayan, Semih'in performansının yükseltenin o olduğu, lider olduğu çok net bir biçimde ortaya çıktı. Sadece bu sene değil, 2-3 senedir çok net problem olan sol bek konusunda transfer yapılamaması ve Hakan Balta'nın kötü performansı geçen seneki gibi devşirme şekilde geçici olarak çözülmek isteniyor.
Takımda istenmeyen, gönderilmesi beklenen Riera sol bekteki performansı ile bir anda göz bebeği oldu. Futbol zekası ve tecrübesi üst düzey olduğu için kısa sürede uyum sağladı ve iyi iş çıkardı. Kanattan devşirme olduğu içinde bindirmeleri ve ortaları ile de tehlike yaratıyor. Ters kademeye dahi giriyor artık. Ama bu gerçek bir sol bek transferine ihtiyaç olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Eboue kesinlikle geçen seneki Eboue değil. Çok düz oynuyor. Bindirmeleri, adam geçmeleri bazı maçlarda hiç yok. İyi bir Sabri çok rahat keser bu Eboue'yi. Hayal kırıklığı yaşattı ilk devre itibari ile. Dany'e gelecek olursak, henüz şahsen çözebilmiş değilim. Bir bakıyorsunuz harika müdahaleler, zamanlaması iyi kademeler ve markajlar, bir bakıyorsunuz inanılmaz saçma pas hataları ve adam kaçırmalar. Tam anlamı ile güven verebilmiş değil. Bunda yeni bir takım, yeni bir savunma hattının etkisi de var tabii ki. Ama potansiyeli çok yüksek ve seri bir oyuncu. Semih bazı maçlarda Ujfalusi'yi çok aradı ama Ujfalusi her zaman onun yanında olmayacak. Sadece Galatasaray'a değil, Türkiye Milli Takımı'na da uzun yıllar hizmet edecek inşallah. Küçük yaşta Şampiyonlar Ligi tecrübesi yaşaması çok güzel.
Geçen seneki diri savunmaya nazaran bu sezon çok daha yumuşak bir savunma söz konusu. Rakip gol atmasa bile bir şekilde gol yiyor Galatasaray. Ujfalusi'nin döneceğini düşünürsek devre arası olmasa bile sezon sonu iyi bir stoper transferi düşünülmeli. Sol bek için aynı durum söz konusu değil. O çok daha önemli bir konu.
Orta Saha
Geçen sene bütün sezona yayılan Selçuk-Melo uyumu yanı sıra belli dönemlerde iyi performansları ile öne çıkan Engin, Aydın, Emre ile Galatasaray'ın takım oyunu ve savunması kusurlarını örtüyordu. 4-4-2 sisteminde kanatlarda oynayan oyuncular devşirme olmaları ve yaratıcılık anlamında sınırlı kapasiteleri özellikle iyi kapanan takımlara karşı oyunun kitlenmesine neden oluyordu. Buna karşılık transfer edilen Amrabat ve Hamit'in ilk yarı itibari ile gerçek performanslarını görebilmiş değiliz. Hamit gerekirse merkezde de, bekte de, çizgide de oynayabilen tecrübeli bir futbolcu olmasına rağmen uyum sorunu yaşadı. Maçlarda sorumluluk almaktan korkmayan bir yapısı var. Bu da çoğu zaman fark yaratmasını sağlıyor. Uyum sorununu atlatıp form tutan bir Hamit bu soruna çözüm olacaktır.
Şahsen aşırı yüksek bulduğum bir bedel ile takıma katılan Amrabat yetenekleri olan, potansiyeli yüksek bir oyuncu ama tecrübe ve mental açıdan gelişime ihtiyacı var. Bazı maçlarda çok etkiliydi ama bazı maçlarda da adeta sahada yoktu. Kötü maçları iyi olanlara nazaran fazla.
Saçma sebeplerle takıma geç katılan, hazırlık kampını kaçıran ve aklı halen geçen senede olan Melo fazlası ile cepten yedi. Ligin özellikle ilk 2 ayında çok vasat performans gösteren Melo halen istenilen düzeyde değil. Devre arası en çok konuşulma nedeni Elazığ'da penaltı kurtarması. Şans bulan Yekta bu şansı iyi değerlendirdi. Yerli rotasyonunda önemli bir isim.
Sezon öncesi 3-2 kazanılan Süper Kupa maçındaki hareketi nedeni ile 11 maç ceza alan ve sezona çok kötü başlayan Engin hem performans hem de bu tarz hareketlerden arınma adına olumlu bir gelişme gösterebilmiş değil. Aydın ve Emre bahsedilen yaratıcılık eksikliğini giderebilen, kilidi açabilen, ofansif varyasyonları arttırabilecek kapasiteleri sınırlı, Türk futbolunda çoğu oyuncuya verilmeyen şansa kat kat sahip olan oyuncular. Aydın çoğu zaman çaresizlikten oynayan bir isim. Emre de özellikle bu sezon sürekli kendi etrafında dönerek futbolda yeni bir akım başlatma derdinde!
Bu sezon Galatasaray'ın topla oynama yüzdeleri çok yüksek. Ama bu yüzde oyuna ve pozisyonlara yansımıyor. Defans, Melo, Selçuk üçgeninde sürekli top çevirip, özellikle kanatlardan tehlikeler yaratamadıktan sonra topla çok oynamanın bir artısı kalmıyor. Topu doğru oynayabilmek önemli olan.
Forvet
Son 2 sezon ki performansı ve gösterdiği gelişim ile bütün dikkatleri üzerine çeken Burak'tan Şampiyonlar Ligi'nde bu denli bir performansı kendisi bile beklemiyordu belkide. Özellikle hava toplarındaki gelişimi dikkat çekici. Ama Burak diğer takım arkadaşlarına bağlı tipte bir forvet. Yani ona pas atmaz, pozisyon hazırlamazsanız Burak'tan tam verim alamazsınız. Ondan topu sürüp 3-4 rakibi geçip gol atmasını beklenmemeli. Selçuk başta olmak üzere ona atılacak paslar ve forvette partneri tarafından hazırlanacak pozisyonlar Burak'ın performansını belirleyecek düzeydi.
Sezon başı rotasyonda kullanılmak için kiralanan Umut'un gösterdiği form sürpriz oldu. Sezona harika başladı. Elmander gibi pres yapan, rakip savunmayı rahatsız eden, hırslı ve takipçi bir forvet. Onun için tam bir görev adamı diyebiliriz. Sezon sonu bonservisi alınmalı.
Bu ülkeye bonservissiz geliyorsanız beklenti çok düşüktür. Size gösterilen değer bonservisiniz ve alacağınız ücret ile paralellik gösteriyor. Geçen sezon bonservissiz gelmiş olmasına rağmen hırsı, golleri, profesyonelliği ve adamlığı ile taraftarın en çok sevdiği oyunculardan oldu Elmander. Rakibe baskı, rakip sahada top tutma, arkadaşlarını pozisyona sokma gibi önemli işleri layığı ile yapıyor ama yaşadığı büyük sakatlık sonrası henüz tam toparlanabilmiş değil.
Çift forvet sisteminde yazılacak ilk isim mutlaka Elmander olmalı. Elmander, özellikleri ile Burak ve Umut'u pozisyona sokabilecek, rakibi rahatsız edebilecek bir oyuncu. Umut ve Burak aynı tipte oyuncular olduğu için bazen etkisiz kalabiliyorlar.
Takımın geneli için konuşacak olursak, performansını tam anlamı ile sahaya yansıtamamasına rağmen ligde lider, Şampiyonlar Ligi'nde gruptan çıkıp Schalke ile eşleşen Galatasaray'ın kritik hamleleri ve formunu arttırması ile güzel işler yapması hiçte yanlış bir düşünce olmaz. 4-4-2 sisteminde bazı maçlarda çok zorlanıldı. Başka sistem ve B planları da düşünülmeli.
Kaybedilen çok basit puan kayıpları olmasa Galatasaray en yakın rakibi ile puan farkını belki de çift haneli yapacaktı ama puan farkı yok denecek kadar az. Arayı lider bitirmek güzel ama önemli olan sene sonunu lider bitirebilmek. Devre arasını en iyi şekilde geçirip ikinci yarıya iyi hazırlanılmalı. Çünkü ligin ikinci yarısı çok daha zor geçecek.
6 Aralık 2012 Perşembe
Braga Maçından Fotolar
Braga 1 - Galatasaray 2 | Galatasaray Yılmaz!
Şampiyonlar Ligi'ndeki ilk Manchester maçı sonrası oluşan hava, son Cluj ve United galibiyetleri sonrası oluşan hava ile benzerlik gösterdi. İlk maçta her ne kadar mağlup olunsa da, United ile çoğu zaman başa baş mücadele edilmiş, 3 top direkten dönmüş, 1 tane de penaltısı verilmemişti Galatasaray'ın. O maç sonrası gelinen gaz, içerideki Braga ve Cluj maçlarındaki puan kayıpları ile alındı bir nevi. Ama takım kendine gelip tekrar balansı tutturdu ve hak ettiği puanları topladı.
Braga maçı öncesi de 'United nasıl olsa Cluj'u yener' düşüncesi futbol severler gibi oyuncularda da hakim olunca Braga maça çok etkili başladı. Kulaklar İngiltere'de, gözler sakat sakat oynayan Muslera'dayken maçı izleyen yabancı biri veda edenin Galatasaray, puana ihtiyacı olanın Braga olduğunu zannederdi. Roller değişmişti. Braga baskısı golü de getirdi. İlk yarı sona erdiğinde İngiltere'den ses yoktu ve Braga 1-0 öndeydi. İkinci yarıya Cluj golle başlayınca moraller iyice çöktü. Cluj'un attığı golde 'Arif'in Manchester'a attığı gol' kıvamında. Tam 'Şampiyonlar Ligi'ne veda ediyoruz galiba' dediğimiz anda Fatih Terim 'bekleyin' dedi, 'daha söyleyeceklerimiz var.'
İkinci yarı oyuncu değişiklikleri gibi sahaya dizilişini de sürekli değiştiren bir Galatasaray vardı. Aydın ve Amrabat ile kanatlardan etkili olmaya çalışırken, top bir o kalede bir bu kalede, yürekler ağızda, kulaklar İngiltere'deyken, Cluj'un attığı gole Burak ile hemen karşılık verilmesi oyuna tekrar ortak etti Galatasaray'ı. Manchester'dan halen karşılık bekleniledursun, Aydın, Konya'yı hatırlatan golü ile Galatasaray'ı Şampiyonlar Ligi'nde üst tura taşıdı. Futbolda 'atamayana atarlar' kuralı vardır. Yazılı bir kural değildir ama yazılı kuralların hepsinden daha değerlidir. Hayatta da 'bir işin düzgün olmasını istiyorsan kendin yapacaksın' kuralı vardır. Galatasaray kendi işini kendi yaptı.
Maç öncesi kağıt üzerinde Cluj'un United'ı deplasmanda yeneceğini düşünmek gerçekçi değildi ama boşuna 'düşler sahnesi' demiyorlar. 6 yıl aradan sonra yepyeni bir kadro ile Şampiyonlar Ligi'nde ilk 3 maçta sadece 1 gol atıp 1 puan topladıktan sonra kalan 3 maçı da kazanarak ikinci tura yükselmek, aynı Braga'ya golleri atan Burak ve Aydın'ın soy adları gibi 'yılmaz' bir performans, önemli bir başarı. Galatasaray'ın grupta oynadığı 6 maçta 6 topunun direkten döndüğünü de hatırlatmak gerek.
Galatasaray gibi Braga'nın da kaçırdığı çok pozisyon var. Galatasaray maçı kaybedebilirdi de. İlk yarı çok kötüydü. Özellikle ikinci yarı Fatih Terim fazlası ile risk aldı. Saha içinde görevler ve formasyon sürekli değişti. Ama değişmeyen tek şey Fatih Terim'in mentalitesi. Onu eleştirmek için pusuda bekleyenlerin biraz daha saklandıkları yerde kalmasını sağladı. Bir Türk takımını Şampiyonlar Ligi'nde ikinci tura taşıyan ilk Türk teknik direktör olarak tarihe geçti. Teknolojik gelişmelerin hızına yetişmeye çalıştığı Burak da, Şampiyonlar Ligi'nde 6 gol atan ilk Türk futbolcu oldu.
Galatasaray'ın ikinci turdaki rakipleri; Barcelona, Juventus, Bayern Münih, PSG, Schalke 04, Malaga ve Borussia Dortmund. Tur yanıltmamalı. Rakipler gibi Galatasaray'ın sorunları da çok ciddi. Kesinlikle takviye gerekiyor. Rakiplerin hepsi birbirinden güçlü. Buradan sonra yaşanılabilecek hiçbir şeye şaşırmamalı. Son 16 takım arasında 'şu gelsin, bu gelmesin' demeye gerek yok. Önemli olan rakip değil, Galatasaray'ın ne yapacağı.
Bazı anektodlar;
- Galatasaray, Şampiyonlar Ligi gruplarında kendi en yüksek puan rekorunu egale etti. (2000-01 ve 2001-02 sezonlarında Lucescu yönetiminde 10 puan almıştı)
- Burak Yılmaz, Şampiyonlar Ligi'nde üst üste 4 maçta gol atan ve bir sezonda en çok gol atan Türk oyuncu oldu. ( 6 gol )
- Galatasaray, Şampiyonlar Ligi gruplarında ilk 2 maçını kaybedip üst tura yükselen 9.takım oldu.
- Galatasaray, üst üste 3 Şampiyonlar Ligi maçı kazanan ilk Türk takımı oldu.
2 Aralık 2012 Pazar
Galatasaray 1 - Gaziantepspor 1 | Ezber
Galatasaray bir kez daha Şampiyonlar Ligi maçı öncesi puan kaybetti. Tek bir kelime ile Galatasaray'ı tanımla deseler 'ezber' derim. Çünkü Galatasaray'ın her şeyi ezber olmaya başladı. Puan kayıpları da, oyunu da, oyuncu değişiklikleri de, yediği goller hatta istatistikler de.
Topla fazla oynanması kesinlikle göz boyuyor. Kendi sahasında defansın top çevirmesi, eğer topu ileriye taşıyamıyor, pozisyona giremiyorsanız, atak organizasyonlarınız başlamadan bitiyorsa gereksiz bir ayrıntı. İlk yarıda Amrabat tamamen zarardı. Pas atamıyor, orta açamıyor, adam geçemiyor, şut çekemiyor, pozisyon hazırlayamıyor... Bir de üstüne arkasındaki Riera ile de anlaşamayınca geriye bir şey kalmıyor zaten. İlk yarı Riera mı sol açık, Amrabat mı anlaşılamadı. Amrabat'tan takımı atağa kaldırması, pozisyona sokması beklenilirken O sürekli aldığı topları ezip geriye oynadı. Takımdan gönderilmesi istenen, bir anda istenmeyen adam olan Riera'nın formu gerçekten takdire şayan. Sol kanatta işler böyleyken, sağ kanatta da tam tersi durum var. Hamit insiyatif alıp bir şeyler yapmaya çalışıyor ama Eboue çok az yardıma geliyor. İkinci yarı bindirmelerini sıklaştırdı ve golün asistini de yaptı.
4-4-2 sistemini her şartta savunan biri oldum ama Galatasaray 4-4-2'yi oynayamıyor. Burak Yılmaz üst üste 6. maçta iç sahada gol atıp Hakan Şükür'ün rekorunu kırsa da, Elmander'in top indirmesi, partnerini pozisyona sokması, rakip defansı zorlamasını Burak ve Umut birlikte dahi yapamıyor. Bu yüzden çift forvet sisteminde yazılacak ilk isim Elmander. İmparator da artık farklı sistemleri denemeli.
Geçen sene Galatasaray'ın yaşadığı en büyük sorun yaratıcılık eksikliği ve atak organizasyonlarının kısırlığıydı. Ama takım oyunu, takım savunması ve duran toplardaki başarı bu eksikliği gideriyordu. Bu sene eksiklikler aynen devam ediyor. Bir de üzerine takım savunması ve takım oyununda da problemler mevcut.
Bir klişe olan 'akıllar Avrupa maçındaydı' mıydı bilinmez ama Galatasaray kendisinde değil.
Etiketler:
Burak Yılmaz,
Elmander,
Galatasaray,
Gaziantepspor
21 Kasım 2012 Çarşamba
Galatasaray 1 - Manchester United 0
Dün stada giderken kadroyu öğrendiğimde beni tek düşündüren isim Melo'ydu. Çünkü Galatasaray'ın oynadığı sistemde hayati bir role sahip. Dün akşamda geçen sezondan esintiler sundu. Burak'ın golü öncesinde kornere çıkan pozisyonda tribünleri ateşlemesi ve o anki koro ile gol adeta 'çağırıldı'. Manchester United'ın yedek kadro ile çıkmasını konusundan bahsetmiştim. Yedek, as fark etmiyor. Sahaya yayılışları, topu gezdirişleri, en hızlı ve doğru sürede topu rakip kaleye taşımaları... bu işi genel anlamda en iyi yapan takımlardan birisi Manchester United.
Karabükspor maçı sonrası mağlubiyete üzüntü vardı tabii ama üzüntünün asıl sebebi o sönük ve rezalet futboldu. Tanınacak halde değildi Galatasaray. Ama dün tekrar kendini tanıttı. Çok uzun bir süre sonra hem takım savunmasını hem de bireysel performans çok iyiydi. Semih-Dany ikilisini hatasız oynadı. Riera bir kez daha sol bekte harikalar yarattı. Bu sezon Eboue'yi ilk kez iyi gördük. Riera, kendinden biraz daha bahsedilmesini hak ediyor. Sol bek krizine ilaç oldu. Dün de mükemmel bir performans gösterdi. Ofansif anlamda zaten ne yapması gerektiğini biliyor. Futbol zekası yüksek olduğu için defansif anlamda da sol beke iyi uyum sağladı. Ters kademeye dahi giriyor, adam eksiltip atağa çıkıyor ve doğru müdahaleler yapıyor.
Orta sahada Melo'nun iyi performansı Galatasaray'ı rahatlattı. Hamit, uyum sürecini atlatıp performansını yükselttiğinde ne kadar yararlı olacağının sinyallerini dün verdi. Eboue'nin de katkısı ile Manchester United'ın sol kanadını çökertti. Oyun kurdu, kanada indi, geriye gelip top aldı, takımı atağa çıkardı, kısaca dün görmek istediğimiz Hamit sahadaydı. Direkten dönen vuruşunda tribünlerden gelen 'vur vur' sesleri insanın tüylerini diken diken ediyor. Gol olsa muhtemelen 'Arif'in Manchester'a attığı golü' saf dışı bırakabilirdi.
Amrabat'ın tecrübesizliği çok belli oluyor. Topu rakip sahaya çok iyi taşıyor ama son tercihlerini çok hatalı kullanıyor. Dünde çoğu zaman sol kanadı bırakıp ısrarla göbeğe yakın oynadı. Bazende önündeki rakip oyuncuyu marke etmeyi unuttu. Riera'ya daha çok yardım etmeli. Riera, kanattan bozma bir bek olduğu için ileride birlikte tehlike yaratma şanları çok daha yüksek. Selçuk'un moralimi bozuk bilmiyorum ama beklediğimiz, görmek istediğimiz Selçuk bu değil. Çok daha iyilerini yapabilecek yeteneğe sahip.
Burak, 5. Şampiyonlar Ligi maçında 5. golünü attı. Üst üste 3 Şampiyonlar Ligi maçında da golü var. Cluj'a attığı kafa golünden sonra stoperin üzerinden dün attığı golde güzeldi. Eksikleri üzerine gitmesi, kendisi sürekli geliştirmesi çok güzel. Ama kendini yere atıp kart görmesi güzel değil. Elmander henüz hazır değil. İlk yarı sonrası ikinci yarıda golün hemen gelmesi Galatasaray'ı rahatlattı. Golden sonra Fatih Terim, Elmander ile Engin'i değiştirerek bu sezon nadir sistem değişikliklerinden birini yaptı. Orta sahada kalabalık olup, kanatta Amrabat ve Hamit'i daha rahat ileri çıkarma adına önemli bir değişiklikti. Burak'ın Umutla değişmemesinin sebebi ikinci golü bir türlü gelmemesi. Yenilecek bir golde tekrar çift forvete dönülecekti.
Galatasaray yeniden yapılanma sürecinde çoğunluğu ilk kez Şampiyonlar Ligi tecrübesi yaşayan bir kadro ile mücadele ediyor. 3 maç sonunda alınan 1 puandan işi buralara getirmek ciddi bir başarı. Ve işi buraya getirirken Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi'nde 5 topunun direkten döndüğünü, Manchester deplasmanınında 1 penaltısının verilmediğini ve Cluj maçında da 1 penaltıdan yararlanamadığını unutmamak gerek.
Son maçta Galatasaray Braga'ya mağlup olmaz, Cluj da deplasmanda Manchester United'ı yenmezse Şampiyonlar Ligi'nden devam edecek Galatasaray. Arzumuz tabii ki bu yönde. Umarım son maçlarda da, dünkü gibi en güzel senaryo gerçekleşir. Kimle oynarsa oynasın, Manchester United'ı yenmek önemlidir.
8 Kasım 2012 Perşembe
Cluj 1 - Galatasaray 3 | Kralın Dönüşü
Dün sahada isimler değil, full konsantre olmuş, kazanmaktan başka bir olasılığı düşünmeyen, hazırlığını çok iyi yapan, bizim çok iyi hatırladığımız, dahası çok özdeliğimiz o ruh sahadaydı. Hava ve zemin, hakem ve şans, kısaca her şey normal şartlarda olunca Galatasaray takımı bu sefer kazanmasını bildi.
Bu sezon Şampiyonlar Ligi'nde ilk kez öne geçen Galatasaray, Manchester United'ın da Braga'yı deplasmanda yenmesi ile Fatih Terim'in söylediği gibi son sözünü söyleme hakkı elde etti. Burak'ın muhteşem performansı, İstanbul BB maçı ile net görülen, Hamit'in yükselen formu, Riera'nın sol bekte çok iyi işler yapması Galatasaray adına öne çıkanlar.
Grupta Manchester United liderliğini ve gruptan çıkmayı garantiledi. 20 Kasım'da Manchester United Cehenneme geliyor.
3 Kasım 2012 Cumartesi
İstanbul BB 1 - Galatasaray 3
Çok kritik Cluj deplasmanı öncesi İstanbul BB yapmak isteyeceğiniz son deplasmanlardan. Hem takım olarak iyi olmaları hem de ne hikmetse Suat Kılıç tarafından bakıma alınacağı söylenen ama Galatasaray'ın tavrı sonucu bakımdan vazgeçilen! Olimpiyat stadı önemli bir etken.
Fatih Terim'in maça Kayserispor 11'i ile başlaması önemliydi. Çünkü Melo'nun sakat olmasa da yedeğe çekilmesi gerekiyordu. Yekta, Kayserispor maçında yakaladığı şansı çok iyi değerlendirdi. Selçuk'un yanında oynayan oyuncunun oyuna etkisinin Selçuk'u ne kadar rahatlattığını gördük. Galatasaray'ın attığo ilk golde Umut'un kafa ile Burak'a indirmesi, Burak'ın topu sürüp tekrar Umut'a pas atması ve golün gelmesi çok güzeldi. Burak'ın doğru zamanda doğru hamleleri çift forvet sistemine uyma süreci belli oluyor. Maç boyunca İstanbul BB'nin çoğu atağı Galatasaray'ın özellikle orta sahada atağa kalkmaya çalışırken kaptırdığı toplarla gelişti. Bu sezon başından beri Galatasaray'ın en ciddi problemi de bu zaten; topu iyi kullanamayıp rakibe kaptırıp pozisyon vermek.
İlk yarı sonuna doğru Selçuk ile ikinci golü atıp soyunma odasına rahat gidildi ama ikinci yarı İstanbul BB ciddi anlamda rahatsız etti Galatasaray'ı. Doka, Holmen, Efe, Webo ve Turgay gibi bireysel anlamda tehlikeli oyunculara karşı fazla rahatlamanın etkisi hemen kendini gösterdi. Her ne kadar İstanbul BB'nin rakip kaleyi bulan ilk şutu gol olmuş olsa da (golde Muslera'nın hatası var) net pozisyonlara girildi. Baskı sonucu fark 1'e indi ama Emre'nin ortasında Zayatte'nin ters vuruşu ile skor belirlendi.
Burak'ın ilk yarı son vuruş ve tercihleri ne denli iyiyse ikinci yarı o kadar kötü oldu. Hamit de son 20 dakika mükemmel oynadı. Elmander gibi hücum presi kusursuz yaptı, pozisyon hazırladı ama Burak, Umut ve Emre ile 2-3 asisti yendi diyebiliriz. Maçın en iyilerinden birisi de Cris'di. Mükemmel müdahaleler yaptı. Özellikle hava toplarındaki sezişleri ve tecrübesi fazlası ile belli oluyor.
Açıkçası Dany'i çözemedim. Bir bakıyorsunuz harika kademeye girip çok kritik bir müdahale yapıyor, bir bakıyorsunuz saçma bir geri pas ve faul ile rakibe pozisyon veriyor. Stoper ikilisinin sürekli değişmesinin olumsuz etkisi mutlaka vardır ama basit hataları en aza indirmeli. Yekta, Kayserispor maçına nazaran kötüydü. Fazla pas hatası yaptı. Ben genede Yekta ile devam edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Amrabat da halen istenilen kıvamda değil. İyi niyetli ama iyi oynamıyor. Savunmaya yardımda çoğu zaman aksıyor.
Zor deplasmandan hele ki Cuma günü 3 puan almak çok önemli. Bundan sonrası Cluj deplasmanı. Cimbom güldür yüzümüzü...
24 Ekim 2012 Çarşamba
Galatasaray 1 - Cluj 1 | Bir Şeyler Eksik
Tecrübe önemlidir derler ya hep, bunun önemini anlatan maçlardan oldu. Galatasaray, Cluj'a karşı bir çok şeyi buldu. Sahada rakibine karşı sayıca üstünlük buldu, penaltı buldu, iyi kötü pozisyon buldu, baskı buldu, golü de buldu ama sezon başından beri aradığı o tecrübeyi ve takıma liderlik edecek oyuncuyu bulamadı. Bazı şeylerin kötü gitmesinin nedeni de bu. Ujfalusi'nin yokluğunda Eboue liderliği kaldıramayınca savunma sürekli alarm halinde.
Cluj maçın başlaması ile ilk 3 dakikada Eboue'nin kanadından 2 pozisyon yakaladı ama değerlendiremedi. 10 dakika geçmeden aynı kanattan golü attı. O dakikadan sonra oyunun seyri belli oldu; Cluj tamamen kapanacak, bu sezon kapanan, alan daraltan takımların kilidini açamayan, yaratıcı oyuncu eksikliği olan Galatasaray ise gene bu kilidi açmayı deneyecekti. Rakibin 10 kişi kalması çok da önemli olmadı. Eksik kalan Cluj kapanarak alan vermedi. Doğru dürüst çıkmadı, kontra denemedi bile. Sağanak yağışın ve rezil zeminin üzerine penaltının da kaçması sinirleri bozdu ama oyuncuların işi zorlaştırması daha da sinir bozucu. İlk yarı Cluj'un sadece 40 küsür pası ve maçta Galatasaray kalesine isabetli sadece 1 şutu var.
Tecrübeli olmayabilirsiniz ama yağmurlu havada göle dönen zeminde topu sürmemeniz, özellikle savunmada kısa ve geri pas yapmamanız, havadan oynamanız, topun sekeceğini tahmin ederek uzaktan şutlar ile sürekli kaleciyi rahatsız etmeniz gerektiğini bilmek için biraz zeka yeter. Sabırsızlığı da unutmamak gerek. Bazı oyuncuların ısrarla 2-3 rakip arasına dalıp, top sürmeye çalışması, ısrarla yerden pas atmaya çalışması inanılır gibi değil.
Dany goldeki hatası dışında bugün sürekli hatalı oynadı. Zemin ağır, top gitmiyor ama Dany sürekli defans hattına yerden kısa pas yapma derdinde. Doldur boşalt oynayabilmeniz için isabetli orta açmanız ve doldur-boşalt oynayabilen hücum hattınız olmalı. Galatasaray'ın isabetli tek ortasında da zaten Burak golü attı. Emre soldan kesiyor diğer kanatta Amrabat zor yakalıyor, Amrabat kesiyor Emre yakalayamıyor. Bu ortamda dönen topları da toplayamayınca bütün ortalar duvardan seker gibi Cluj defansından döndü. Elmander'in sakatlanıp çıkması ile top saklayan, top indirebilen, partnerine pozisyon yaratabilen bir oyuncusunu da kaybeden Galatasaray, isabetli orta açamadığı ve şut çekmediği için de oyunu kilitledi. Elmander çıkınca Galatasaray'ın rakip sahadaki top tutma oranı gözle görülür derecede düşüyor. Hamit çıkmadan önce şut denedi ama ondan sonra rakip kaleye şut diye pas atıldı.
Bu zeminde taktik konuşmanın pek faydası yok. TT Arena'nın drenajını yapanları, daha doğrusu yapmaya çalışanları konuşsam daha mantıklı olur.
Penaltıyı formsuz Melo değil de bir başkası kullanmalıydı. Aldığı eleştirileri bir nebze azaltmak istedi. Melo'ya penaltıyı kaçırdığı için değil, 3 ay tatil yapıp, gelip rezilleri oynadığı için kızmak gerek. Kötü futboluna bir de laubalili ekledi. 90. dakikada galibiyet golü aranıyor, ceza sahasında dönen topa sol çaprazda röva şota deniyor! Rakip ve hakemle uğraşıyor. (Gördüğü sarı kart ile Cluj deplasmanında cezalı duruma düştü) Bunun başlıca nedeni de Fatih Terim. Fatih Terim, Hamit-Melo kumarını şu ana kadar hep kaybetti. 'Nasıl olsa forma hep benim' düşüncesi ile oynayan Melo, şu ana kadar düzelme belirtisi göstermedi. Melo'nun alternatifinin olmaması da kritik bir hata. Ceyhun ya da Yekta değerlendirilmeli çünkü Melo zarar vermeye başladı. Ayrıca bu maçta 10 dakika da olsa Engin'e şans verilmeliydi. Engin, Melo'nun, Amrabat'ın, Emre'nin, Selçuk'un yapamadığını yapabilirdi çünkü ciddi anlamda yaratıcı tek oyuncu konumunda.
Sabri'nin girmesi oyuna hareketlilik getirdi. En azından bu sezon çok daha önce onu sahada görmeliydik. Riera bu sezon ki en iyi oyununu oynadı. Hiç top tutmadı, gereksiz hareket yapmadı ve sürekli ileriye oynadı. Belki karşısında onu zorlayacak bir oyuncu yoktu ama tecrübenin önemini gösterdi. Manchester United'ın maçı 2-0'dan 3-2 çevirmesi Galatasaray'ın işine geldi ama Galatasaray kendi evinde kazanamadığı için deplasmanda sürekli saldıran taraf olmak zorunda. Cluj ve Braga daha fazla kapanacaktır.
Galatasaray'ın bir dezavantajı da 3 Şampiyonlar Ligi maçında da hep ilk golü yiyen, geriden gelmeye çalışan taraf olması. Manchester United'a karşı sezonun en iyi oyununu oynayıp direkleri geçemeyen, kendi evinde de kazanamayan Galatasaray, deplasmanda istediğini alabilir mi? Hep birlikte göreceğiz.
16 Eylül 2012 Pazar
Antalyaspor 0 - Galatasaray 4
Milli takım arası sonrası, Manchester United deplasmanı öncesi son yıllarda zorlandığımız bir ekiple oynamak stres yaşamanıza neden olabiliyor. Fatih Terim'in de dediği gibi Şampiyonlar Ligi maçları öncesi ve sonrası her zaman zordur.
Ama bu maç beklenilenin aksine zor değil hazırlık maçı tadında geçti. Takımdaki neredeyse bütün futbolcuların hareket halinde olması, top rakipteyken geri gelip pres yapıp top kapması özellikle Şampiyonlar Ligi öncesi önemli. Antalyaspor maçında da iyi prova edilmiş oldu. Umut çoğu kez geri gelip top kaptı. Amrabat ilk 11 şansını çok iyi kullandı. İlk golde taçı hızlı kullanıp asist yapması, ikinci goldeki kararlılığı, dördüncü golde ortalığı karıştırması ile maçın adamı oldu diyebiliriz. Böyle bir performansa ihtiyacı vardı.
4-0 iyi bir skor olabilir ama özellikle ilk yarı atılan 2 golde de bireysel başarı söz konusuydu. Belki rakibe ciddi pozisyon verilmedi ama rakip kalede de organize bir atak yoktu. 2-0'dan sonra Isaac'in de atılması ile hazırlık maçı havasında geçti kalan dakikalar. Burak, Milli maçta da aşırı hırsı ile dikkat çekmişti. Hatta aşırı hırsı hatalar yapmasına da sebep olmuştu. Bu maçta daha kaliteli işler yaptı. Girer girmez topu kontrol edip, dönerek vuruşu kalite kokuyordu. Frikikten çok şık bir gol attı. 3-0'dan sonra farkın daha da açılmasını önleyen Sammy'i fazlası ile zorlayan isimlerdendi. Kalçadan dönerek vuruşu da güzeldi. Burak, özellikle pas alışverişlerindeki alternatifler arttıkça, yani sadece Selçuk'a bağımlı kalmadıkça daha da etkili olacaktır. Elmander ile uyumu da önemli faktör. Selçuk ve Melo ikilisinin ritmi yavaş yavaş geçen sezon ki haline geliyor. Daha da iyi olmalı. Aydın önceki senelere göre fiziksel açıdan daha iyi durumda ama son vuruş ve son pas tercihlerini daha da geliştirirse formayı kaptırmaz.
Cris'i bu maç ile değerlendirmek yanlış olur. Bir savunma oyuncusu için çok kolay bir maçtı. Tecrübesine diyecek laf yok. Endişe edilen konu hızlı ve seri oyunculara karşı neler yapabileceği, yani fiziği. Semih'in de Şampiyonlar Ligi tecrübesi olmadığını göz önünde bulundurursak, savunmada liderliği ele alacak olan kişi Cris.
Bu maç, Manchester United deplasmanı öncesi çok mu iyi bir prova oldu? Tabii hayır ama özellikle orta saha, forvet oyuncularının formları, takımın hırsı ve 4-0'lık galibiyet morali sevindirici. Bu arada maç boyu mükemmel destek veren tribünleri de unutmayalım.
Uzun bir aradan sonra Şampiyonlar Ligi maçı oynayacağız. Özlemişiz...
Etiketler:
Antalyaspor,
Burak Yılmaz,
Elmander,
Galatasaray,
Nordin Amrabat
3 Eylül 2012 Pazartesi
10 Ağustos 2012 Cuma
Ruh...
Bilemiyorum abartıyor muyum ama olayın güzelliği karşısında biraz afalladım. Bazı futbolcular hangi takıma giderlerse gitsinler aynı numarayı giymek isterler. O numara ile özdeşirler bir nevi. Özeldir o numara. Burak da bu tarz bir futbolcu. Bize transfer olduğu zaman Trabzonspor'da giydiği 17 numara kaptan Ujfalusi'deydi. Ujfalusi'nin 17 numarayı benimsemesinin nedeni kızının 17 Temmuz'da doğmuş olması. Atletico Madrid'de de 17'yi giyiyordu.
Burak Yılmaz, bugün resmi twitter hesabından yaptığı açıklamada Ujfalusi'nin kendisine jest yapıp 17 numarayı verdiğini açıkladı. Takım olmak, bir ruha sahip olmanın yolu bu tarz güzel şeylerden geçiyor. İmparator'un gelmesi ile aslında hiç ölmeyen, sadece uyutulan ruh tekrar uyanıyor.
21 Temmuz 2012 Cumartesi
Burak Yılmaz Transferi
Burak Yılmaz transferi ile ilgili söylenebilecek ilk şey, bu transferi anlamlı kılacak olanın Selçuk İnan olacağıdır. Trabzonspor'a gitmeden önce bir çok kulüpte oynayan, yolu İstanbul'a da düşen ama çoğu oyuncu gibi tutunamayan bir isimdi Burak. Trabzonspor'da her anlamda kendini geliştirdi. Şenol Güneş'in de etkisi ile Trabzonspor'un gol yollarındaki en etkili ismi, sonra da gol kralı oldu.
Yerli statüsü içinde iyi bir isim. Elmander'in oynamasına kesin gözüyle bakacak olursak, rakip savunmayı sürekli rahatsız eden, hücum presi geldiği ilk yıl Türkiye'de mükemmel uygulayan Elmander'in yanına iyi bir partner olur diye düşünüyorum. Çift forvet sisteminde rakip savunmayı deli eden bir oyuncunun yanına bir de işi bitirecek bir oyuncu gerekli ki, bu isim Burak olabilir. Kağıt üzerinde Türkiye Ligi gol kralını aldık ama Türkiye bu ünvanlara pek alışık değil. Ters tepiyor genelde. Burak her sene Avrupa kupası maçı oynuyormuş gibi Avrupa performansının düşük olduğu söyleniyor. İlginç olan, Burak son 2 yıldır kendine geldi ve son 2 yıldır düzenli olarak ilk 11'de oynuyor. Sadece futboluna konsantre olduğu zaman Avrupa'da da etkili olma potansiyeli yüksek. Ayrıca, yapılan diğer transferler Burak'ın performansını da direkt etkileyecektir.
Bir de Burak'ın transfer hikayesi var ki evlere şenlik. Sezon bittikten sonra Burak takımdan ayrılacağını açıklamıştı. Önce Lazio dendi. Ama Lazio, Burak'ın bonservis ücretini peşin ödemek istemeyince transfer yattı denildi. Daha sonra Lokomotiv Moskova adı geçti. Hatta, Burak Rusya'ya dahi gitti ama anlaşamayınca geri döndü ve devreye biz girdik. Moskova'ya gitmeden önce, 'Galatasaray 7 milyon ve 2 oyuncu verseydi, Burak Galatasaray forması giyerdi' diyen Sadri Şener, transfer ciddiye binince 'Galatasaray ile dostluğumuz bitmiştir' açıklamasını yaptı. Yani Sadri Şener'e göre, Galatasarayla dost olmanın maliyet 2 milyon euro ve 2 oyuncu kadar... Olmaz olsun öyle dostluk.
Fatih Terim'in elinde geçen senenin gol kralı, gelişmeye açık, Selçuk ile tekrar bir araya gelen ve uzun yıllar Galatasaray'a hizmet edebilecek bir oyuncu var. Ondan faydalanmayı da iyi bilecektir.
Burak'ın gelmesi ile geçen sene sıkıntı çektiğimiz forvet hattı şişti. Elmander, Baros, Burak, Sercan, Umut, Necati, Mehmet Batdallı forvet hattı var. Mehmet'in takımdan ayrılacağı kesin. Baros'un da artık ayrılması gerektiğini düşünüyorum. Sercan kiralık olarak gönderilmeli. Bu kafayla giderse 30 yaşına gelse bile Galatasaray'ın oyuncusu olamaz. Umut da özellikle Elmander gibi rakip defansı fazlası ile zorlayan bir isim. Rotasyonda olması gereken bir oyuncu.
Burak kendini kanıtlarsa formayı kimseye kaptırmaz. Hayırlı olsun tekrardan.
19 Temmuz 2012 Perşembe
Göt Olmak...
1 yıldan fazladır yazıyorum blogda. Bugüne kadar değil küfür, argo bile kullanmamaya özen gösterdim. Ama bu resim için daha iyi bir başlık düşünemiyorum, kusura bakmayın...
Büyük hali için resmin üzerine tıklayabilirsiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)





































