16 Ağustos 2012 Perşembe

Süper Kupa Maçından...




Fenerbahçe ile oynadığımız ve 3-2 kazandığımız Süper Kupa maçından muazzam bir kare...

Katalonya'da Bir Dükkan...


15 Ağustos 2012 Çarşamba

2012 - 2013 Sezonu Öncesi Galatasaray Analizi




Hak edilen lig şampiyonluğu ve yeni sezon öncesi kazanılan Süper Kupa şampiyonluğu ardından geçen sezon öncesine göre Galatasaray çok daha rahat, kendine güvenen ve iddialı bir şekilde giriyor. Tarihinin en kötü dönemlerini geçirdikten sonra yeni yönetim, yeni teknik heyet ve sıfırdan kurulan takımın bir yerden patlak vermesi beklendi ama beklentiler boşa çıktı. Geçen sene takım sıfırdan kurulacağı için neredeyse bütün mevkilere birden fazla transfer gerekiyordu. 1-2 tanesini saymazsak, ekonomik imkanlar dahilinde yapılabilecek en iyi transferler yapıldı diyebiliriz. Galatasaray'ın bu seneki en büyük avantajlarından birisi şampiyon olan kadroyu koruması ve iskelet kadroya iyi takviyeler yapması.

Gelenler
- Umut Bulut (Kiralık- Toulouse)
- Burak Yılmaz (Trabzonspor)
- Dany Nonkeu (Gaziantepspor)
- Hamit Altıntop (Real Madrid)
- Nordin Amrabat (Kayserispor)
- Felipe Melo (Kiralık - Juventus)

Gidenler
- Ayhan Akman (Futbolu bıraktı)
- Servet Çetin (Eskişehirspor)
- Aykut Erçetin
- Bogdan Stancu (Orduspor)
- Pino
- Kazım (Kiralık - Blackburn)
- Mehmet Batdal (Kiralık - Bucaspor)
- Yiğit Gökoğlan (Kiralık - Antalyaspor)
- Ahmet Kesim (Kiralık - Aydınspor)
- Bilal Özhan (Kiralık - Kayseri Şekerspor)



Kale

Taffarel ve Mondragon'dan sonra (bu arada Mondragon 41 yaşında Kolombiya Milli Takımı'na çağrıldı.) kalede bir 'arayış' içinde olunduğu barizdi. Sürekli geçiştirilen gerçek bir kaleci transferlerinden sonra Muslera beklentileri fazlası ile karşıladı. Copa America'da şampiyon olan Uruguay'daki iyi performansının transfer döneminde başka kulüplerin ilgisini çekeceği endişelerine rağmen transferi bitirilmişti. Tanımadığı bir ülkede, tanımadığı bir takım, teknik heyet ve yeni defans hattı ile ilk kez oynamasına rağmen 1-2 haftalık bocalama dönemi dışında her zaman güven verdi. Taffarel önderliğinde Ufuk'un ve Eray'ın da çok daha iyi gelişeceğini düşünüyorum.

Savunma

Hem Avrupa hem de Türkiye'yi düşündüğümüzde beni en çok endişelendiren mevki defans hattı. Geçen sene savunmanın çoğu zaman iyi gözükmesinin ana nedenlerinden biri takım savunmasının ve presin iyi yapılmasıydı. Bank Asya'ya kiralanacakken, Fatih Terim tarafından şans verilen Semih'in, tatil yapmaya geldiği sanılan Ujfalusi ile iyi ikili olması sürpriz oldu. Gerçek bir lider olan Ujfalusi'nin, tecrübesiyle Semih'e saha içindeki yardımı Semih'in performansını katladı. Sadece Galatasaray değil, Milli Takım da iyi bir stoper kazandı. Geldiği ilk zamanlar farklı mevkilerde denenen, ama asıl yerine geçince kendi gibi bizi de rahatlatan, Afrika Kupası'na gittiğinde eksikliğini fazlası ile hissettiğimiz Eboue, savunmada en güvenilen isimlerden. Formunu yavaş yavaş toparlayan Hakan Balta'ya bir şey olması durumunda sol beki ciddi anlamda doldurabilecek kimse yok. Bir 'çilek' sevdası tutturulmuş gidiliyorken, transfer gereken gerçek mevkiye henüz transfer yapılmadı. Gaziantepspor'dan transfer edilen Dany, Türkiye için iyi bir alternatif ama Avrupa için Semih gibi tecrübesiz durumda. Fazla şans bulacaklarını zannetmesem de, Çağlar, Sabri, Gökhan rotasyonda olacak.


Orta Saha

Mükemmel bir sezon geçiren Melo - Selçuk ikilisi dışında geçen sene Galatasaray'ın başının en çok ağrıdığı mevki orta sahaydı. 4-4-2 sisteminde kanatlarda oynayan Emre ve Engin devşirme olarak ellerinden geleni yapsalar da, özellikle deplasmanlarda sıkıntı yaşandı. Kitlenen oyunu açabilecek, adam eksiltip, pozisyon hazırlayabilecek bir oyuncu sıkıntısı sürekli hissedildi. İyi bir transfer beklenirken Kazım'ın da devre arasında takımdan ayrılması beklenmeyen bir etki yarattı ve Aydın Yılmaz tekrardan şans buldu. Amrabat ve Hamit transferleri iyi uyum sağladığı takdirde bu eksikliği giderecektir. Ödenen bonservisi çok yüksek bulsam da, Amrabat bileklerine hakim, adam eksiltebilen ve dikine oynayabilen potansiyeli yüksek bir oyuncu. Fatih Terim'in ısrarla istemesinin bir sebebi vardır. Hamit ise tam bir joker. Sağ bek dahil orta sahanın neredeyse her yerinde oynayabiliyor, sakatlanmazsa önemli bir koz olacaktır. Gönderilmesi gerektiğini düşündüğüm Riera dışında, Culio, Ceyhun, Yekta, rotasyondaki isimler.


Forvet

Forvet hattından önce Elmander ile ilgili bir-iki şey söylemek gerekir. Türkiye'de oyuncular bonservis bedellerine, aldıkları paralara göre rağbet gördüğü için, bonservis ödenmeden alınan Elmander'den beklentiler düşüktü. İngiltere ve Fransa liglerinde oynamasına rağmen fazla ön plana çıkan bir isim değildi. Ama müthiş bir sezon geçirdi. Bu denli savaşan, sahada her şeyini veren, enerjisi hiç bitmeyen bir oyuncu izlemeyi özlediğimizi hatırlattı. Devre arasında gelen ve kısa sürede iyi performans gösteren Necati, gönderilmesini düşündüğüm Baros, mental açıdan halen yeterli olmayan Sercan dışında, 2011-2012 sezonu gol kralı Burak Yılmaz ve Umut Bulut transferleri forvet hattını biraz şişirdi. Süper Kupa maçındaki Selçuk-Umut ikilisinin mükemmel performansı, Selçuk-Burak ikilisinin buluşmasını gittikçe meraklandırıyor. Elmander gibi hücum presi iyi yapıp, rakip defansı sürekli rahatsız eden bir oyuncuya partner olarak bitiricilik işini yapabilecek birisi gerekiyor. Bu konuda da Burak ile Umut yarışacak gibi.





Spor Toto Süper Lig

İskeletin korunması dışında yapılan iyi transferler şüphesiz Galatasaray'ı favori yapıyor. Geçen seneye göre rotasyonda daha iyi isimlerden mevcut. Üç kulvarda mücadele edileceği göz önüne alınırsa mutlaka fayda sağlayacaktır. Takımın fizik-kondisyonunda da gözle görülür bir artış mevcut. Çok değil 1-2 sene önce maçları, puanları değil umutlarını kaybeden bir Galatasaray varken, Fatih Terim'in gelmesi ile her şeyden önce güvenini ve kimliğini tekrar kazanan bir Galatasaray var. Takım gol yese, geriye düşse de Galatasaraylılar fazla endişelenmiyor, 'biz de atar, karşılık veririz' diyebiliyor, kaybetse de takımının kazanmak için elinden geleni yaptığını biliyor en azından. Bunu da başaran Fatih Terim'den başkası değildir. Sadece yönetimin ve teknik heyetin değil, takımın neredeyse tamamının değişmesinden sonra bile ilk defa birlikte oynayan oyuncuların sanki uzun yıllardır birlikte bir takım gibi oynamasını sağlamak takdir edilesi. 

Şampiyonlar Ligi

Hayatta olduğu gibi futbolda da gerçekçi olunmalı. Galatasaray tam 6 sene sonra Şampiyonlar Ligi'ne katılacak. Elbette Avrupa Şampiyonluğunun tekrarlanması en büyük dileğimiz ama hemen çıkıp Şampiyonlar Ligi Kupası'nı alacağız derseniz bu sadece iyimser bir temenni olur. Fatih Terim'in 1996-2000 yılları arasında yaptığı gibi, iyi bir iskelet, jenerasyon oluşturulmalı ki, onun için uğraşılıyor. Gruplardan çıkmak, en kötü ihtimalle Avrupa Ligi'ne gitmek, ilk etapta Avrupa'da başarı olarak nitelendirilebilir. İnşaata direkt çatıdan değilde temelden başlayıp, iyi ekiple bu sene gruplardan çıkmak, daha sonra iyi takviyeler ile üst turlar hedeflenmeli. Aynı şekilde Avrupa Ligi'nde de.


Toparlayacak olursak, uzun bir süreden sonra Galatasaray sezon öncesini iyi geçirdi. Süper Kupa dopingi ile de lige moralli giriyor. Savunmaya halen transfer gerekiyor. Son oynanan Süper Kupa maçındaki gibi, golü yiyip, üstüne 10 kişi kaldığında bile pes etmeyen, pres yapıp sürekli saldıran, rakibini sahasına hapseden bir Galatasaray maçı kazanamasa zevkli maçlar izlettirecektir.

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Süper Kupa Final: Galatasaray 3 - Fenerbahçe 2



Final aynı geçen sene oynanan Galatasaray - Fenerbahçe maçlarının özeti gibiydi. Genel olarak daha iyi oynayan ve pozisyonlara giren, ezen bir Galatasaray, rakibinin baskısına cevap veremeyen, aşırı yavaş ve kontrollü olan ama her şeye rağmen gol bulabilen bir Fenerbahçe. 


Final kadrosu açıklandığı zaman geçen seneden sadece 3 farklı isim vardı. Muslera, Hakan, Semih, Dany, Eboue, Engin, Hamit, Selçuk, Emre, Umut, Elmander. Ujfalusi ve Melo olsa sayı daha da az olabilirdi. Transfer sezonunda başarılı olmuş kadroya iyi takviye yapmak kadar, o kadroyu korumak da önemlidir ki, Galatasaray bunu başarabildi. Bazı oyuncular değişmiş olabilir ama değişmeyen tek şey Fatih Terim'in geçen sene zorda olsa temellerini attığı oyun yapısı oldu. 2-1'den sonra Fenerbahçe'nin hemen beraberlik golünü bulması, akabinde Engin'in atılmasıyla sayısal üstünlük ile beraber oyun üstünlüğünün de Fenerbahçe'ye geçmesi bekleniyordu ama öyle olmadı.  10 kişi kalan Galatasaray'da oyuna giren oyuncular, Amrabat, Aydın, Necati. Üçü de ofansif oyuncu. Defansa, orta sahaya takviye yapmak varken halen hücumu düşünmek, sanki rakip 10 kişiymişçesine baskı altına almak, net pozisyonlar bulmak, sürekli çıkın! demek Fatih Terim gibi üst düzey bir hocanın eseri. 





Kupayı hak eden kazandı. Geçen sezon bizi mest eden rakip sahada takım olarak önde basma olayını bu maçta da gördük. Elmander zaten bu işi harika yapıyorken, Umut gibi hızlı, çevik, güçlü bir oyuncu ile pres daha net görüldü. Benim çekincem, rakip defansı bozan iki oyuncunun pozisyonları değerlendirme kabiliyetiydi. Umut bunu muhteşem yaptı ve maçın adamı oldu. Fenerbahçe stoperleri Bekir ve Egemen çoğu zaman neye uğradığını şaşırdı. Fazlası ile pas hatası yaptılar ki, istenen de buydu. Emre, Selçuk, Hamit, Enginli orta saha 4lüsü genel olarak hücum oyuncuları ve Melo'nun görevini yer yer Engin, yer yer Hamit yapmaya çalıştı. Bu denli ofansif orta saha hücumsal anlamda etkisini gösterdi ama defansif anlamda sıkıntı çektirir. Hamit sağ çizgide daha iyi olacaktır. Selçuk - Umut ikilisinin uyumu ortadayken, Selçuk - Burak ikilisinin performansı en çok merak edilen durumlardan




Ujfalusi liderliğinden yoksun savunmada Dany bir kaç pozisyon dışında fazla sırıtmadı. Bunda Fenerbahçe'nin etkisizliğinin de etkisi vardı şüphesiz. Eboue her zamanki gibi güven veriyor. Semih gayet iyi durumda ama özellikle Şampiyonlar Ligi için gelişmesi gerek. Geçen seneden beri düzelme belirtileri gösteren Hakan Balta, belirtilerine devam ediyor.

Neredeyse maçın önüne geçen konu ise Engin Baytar. Neden atıldığı bilinmiyor ama muhtemelen Cüneyt Çakır'a söylediği sözler yüzünden. Atılmaması lazım ama kart çıktıktan sonra yaptığı hareketlerin savunulacak bir tarafı yok. Haksız olarak kart gördüğünü düşünebilirsin ama tepki bu olamaz. Geçen sene 1-2 olay dışında Engin'in hep futbolunu konuştuk. Yeni sezon açılışında bu olayın yaşanması şanssızlık. Gereken ceza kesinlikle verilmeli. Kupayı kazandığımız için belki etki hafifletici oldu ama ezeli rakibine karşı bir final karşılaşmasında maçın bitmesine yarım saat varken takımını eksik bırakmak basit bir şey değil. O andan sonra Fenerbahçe maçı kazansaydı bugün Engin için neler söyleneceğini tahmin etmek zor değil.





Çok değil 1-2 sene önce maçları, puanları değil umutlarını kaybetmiş bir Galatasaray varken İmparator'un gelmesi ile her şeyden önce umudunu ve kimliğini tekrar kazanan bir Galatasaray var. Takım gol yese de, geriye düşse de Galatasaraylılar fazla endişelenmiyor, 'biz de atarız, karşılık verebiliriz' diyebiliyor. Bunu da başaran Fatih Terim'den başkası değildir. Güven duygusu hayatta olduğu kadar futbolda da çok önemli. Bu arada sistemden, taktikten bahsettik ama takımın fiziksel üstünlüğü de çok barizdi.

Sezona kupa ile başlamak çok güzel. Devamı gelir umarım. Meşaleler harikaydı ama keşke sahaya atılıp yasakçı zihniyete malzeme verilmeseydi.


Benim için kupanın fotosu budur.





12 Ağustos 2012 Pazar

Süper Kupa Öncesi





Öncelikle çok özledik... Bu aralar elbet gerekli ama armayı, renkleri, mabedi, takımı ne denli özlediğimizi yüzümüze çarpıyor. Takım ile ilgili uzun incelemeyi lig öncesi yapacağım. 

Süper Kupa maçı öncesi bir kaç dip not yazalım,

- TFF tarafından bu yıl 6. düzenlenen etklinlikte, Galatasaray ile Fenerbahçe ilk kez karşılaşacak.
- Daha önce yapılan 5 Süper Kupa maçının 2 tanesini lig şampiyonları kazanmıştı.
- TFF tarihi boyunca Süper Kupa'yı kazanan takımın gollerini hep yabancı futbolcular attı. 
- Bu maçla birlikte Türkiye'de ilk kez çizgi hakemleri görev yapacak. (Bülent Yıldırım, Hüseyin Göçek)
- Fatih Terim ve Aykut Kocaman takımlarının başında ilk kez Süper Kupa Final'ine çıkacak.

Yapılan transferlerden sonra Fenerbahçe bizden daha ciddi maçlar oynadı. Her ne kadar hazırlık maçlarını kazanmış olsak da, resmi bir maçın havası hele hele Fenerbahçe derbisi çok çok farklı olacaktır. İki takımında iyi oyuncuları var. İki takım arasında geçen sene oynanan bütün maçlar çok zevkli geçmişti. Bizim adımıza geçen sene oynanan bütün maçlarda Fenerbahçe'yi futbol olarak ezmemiz çok güzeldi tabii ama 'futbol şansı' her zamanki gibi onlardan yanaydı. 

Burak Yılmaz ve Ujfalusi cezaları nedeni ile, Culio, Baros ve Melo ise İmparator tarafından kadroya alınmadığı için oynayamayacak. Fenerbahçe'de de Gökhan'ın sakatlığı mevcut. Takım olarak iyi oynamamız elbet önemli ama gene Muslera, Eboue, Selçuk ve Elmander'e büyük iş düşüyor.

Rakip Fenerbahçe olunca başka bir şeyin önemi kalmıyor ama sezona özellikle psikolojik anlamda doping ile başlamak için galibiyet gerekiyor. İmparator'a ve Aslanlara güveniyoruz. Allah utandırmasın.

Hagi'den Messi Yorumu



Bir dönem hem Barcelona hem de Real Madrid forması giymiş olan efsane, Barcelona'nın Dinamo Bükreş ile oynayacağı hazırlık maçı öncesi basının soruları yanıtlarken Messi mi Ronaldo mu? sorusuna; Cristiano Ronaldo çok iyi bir oyuncu ama ben Messi'yi tercih ederim. O inanılmaz biri. Sadece saha içinde yaptıklarıyla değil, saha dışında yaptıklarıyla da örnek oluyor. Böyle zamanlarda bu çok önemli''  yanıtını vermiş.


10 Ağustos 2012 Cuma

Ruh...


Bilemiyorum abartıyor muyum ama olayın güzelliği karşısında biraz afalladım. Bazı futbolcular hangi takıma giderlerse gitsinler aynı numarayı giymek isterler. O numara ile özdeşirler bir nevi. Özeldir o numara. Burak da bu tarz bir futbolcu. Bize transfer olduğu zaman Trabzonspor'da giydiği 17 numara kaptan Ujfalusi'deydi. Ujfalusi'nin 17 numarayı benimsemesinin nedeni kızının 17 Temmuz'da doğmuş olması. Atletico Madrid'de de 17'yi giyiyordu. 

Burak Yılmaz, bugün resmi twitter hesabından yaptığı açıklamada Ujfalusi'nin kendisine jest yapıp 17 numarayı verdiğini açıkladı. Takım olmak, bir ruha sahip olmanın yolu bu tarz güzel şeylerden geçiyor. İmparator'un gelmesi ile aslında hiç ölmeyen, sadece uyutulan ruh tekrar uyanıyor.

9 Ağustos 2012 Perşembe

Amrabat & Alba






Amrabat, Olimpiyatlarda Barcelona'nın yeni tranasferi Jordi Alba'yı bakkala gönderirken... 


Melo Tekrar Galatasaray'da




Transferi yılan hikayesine dönen, döndürülen Melo, en sonunda tekrar 1 yıllık kiralık olarak geldi. Karşılamadan da anlaşılacağı üzere, her ne kadar 3 aya yakın süre tatil de yapmış olsa, hazır görünüyor! Umarım geçen sezon ki performansını aratmaz. Hoşgeldin Pitbull!

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Melo Çıkmazı



Melo... Bir Transfer Hikayesi yazımda bahsetmiştim biraz. Ama işler gittikçe 'saçma' bir hal almaya başladı. Orta sahaya bir transfer yapılması gerektiği çok bariz. Melo ya da muadili kesinlikle gerekiyor. Türkiye'deki bir çok kişiden çok daha iyi tatil yapan (neredeyse 3 ay) Melo'nun transferi hakkında her gün daha ilginç haberler okuyoruz. Melo ile anlaşıldı, Juventus ile anlaşılacak, Juventus ile anlaşıldı, Melo ile anlaşılacak. Menajerleri fazla para istiyor, anlaşıldı, anlaşılamadı derken Melo'nun transferi tamamen 'kördüğüm' oldu. En son çıkan haberde Melo'nun kardeşi için bir takım bulacağımız... Oldu olacak amca oğlunu da baş göz edelim... Şaka gibi gerçekten.


Melo iyi bir oyuncu. Ama bazıları işi iyice ileri götürüp Melo'yu mevkisinin en iyisi yapıyor ki bu gerçek değil. Hatta o denli abartıldı ki, Melo gelse Şampiyonlar Ligi şampiyonu olacağız, gelmezse küme düşeceğiz sanki. Melo, Galatasaray'a gelmeden önce Oktay'ın Eto'o için söylediği gibi gibi 'bitmişti'. Ama Galatasaray ile iyi bir başlangıç yaptı. Hem iyi oynadı hem de Kulübe uyum sağladı. Tabiri caizse yeniden doğdu. Şampiyonlukta büyük katkı yaptı. Bende gelmesini isteyenlerdenim ama bu şekilde değil.


Bu transfer hikayesinde bir sorun olduğu açık. Galatasaray, Melo, menajerler ya da Juventus. Sıkıntı birinde ya da birilerinde. İş her gün daha farklı bir boyut alırken artık bu saçmalığa birinin dur! demesi gerekiyor. Galatasaray Kulübü'nü 2-3 menajere oyuncak etmenin lüzumu yok. Şahsen Melo'nun, menajerlerinin ve Juventus'un, Galatasaraylı taraftarların özellikle twitter vb kanallardan yaptığı sevgi gösterilerini kendi aleyhinde koz olarak kullandığını düşünüyorum. Yani taraftarın sevgisi sömürülüyor. 


Resti çeken tarafın Galatasaray olması gerekirken, taraftarlar Melo'yu çok seviyor, istiyor. Eninde sonunda istediğimiz ücreti verecekler deyip resti çeken Melo'nun tarafı oldu. Şu çok açık ki, Galatasaray Melo'dan iyisini bulabilir ama Melo Galatasaray'dan iyisini bulamaz. Juventus takımda düşünmüyor, bizden başka ilgilenen yok ama Melo efendinin 5 yıllık maliyeti 25 milyon Euro'dan fazla. Kesinlikle 5 senelik sözleşmeye karşıyım. Melo 33 yaşına geldiği zaman yıllık 4 milyon Euro alacak olması sadece saçmalıktır.


Yönetim şu konuda hatalı; sezon bittiğinde ilk iş Melo'nun transfer konusu halledilmeliydi. Anlaşma olmazsa da, alternatifi hemen alınıp konu kapatılmalıydı ama iş çok uzadı ve tadı kaçtı. En son yapılan açıklamalar Melo'nun 1 yıl daha kiralanması yönünde ki bu en mantıklısı olur.


Galatasaray'da oynamak isteyen her zaman oynamıştır. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Amrabat'ın yaptıkları ortada. 


Rahmetli Metin Oktay'ın da dediği gibi, Galatasaray da gitmek isteyen gönderilir, hep öyle olmuştur. İstemeyen de gitmemiştir...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Beğen