19 Kasım 2012 Pazartesi

Türk Medyası ve Linç Kültürü




Cumartesi akşamı 12. hafta maçında Eskişehirspor evinde Fenerbahçe'yi ağırladı. 1-1 biten maçta konuşulan tek şey, Fırat Aydınus-Veysel ve Caner 3'lüsü. Bahsi geçen pozisyonu mutlaka izlemişsinizdir. Herkesin bir fikri vardır konu ile ilgili ama ben başka bir şeyden bahsedeceğim.

Dün Türk basını adına utanç verici şeyler yaşandı. Akşam akşam Fırat Aydınus'un evine muhabir ile kameraman gönderip komşularına aidatları öder mi? eşi ile ilişkisi nasıl? gibi sorular sorup, yetmeyip bir de ev kapısını zorladılar. Bütün bunları da marifet gibi yayınlayıp bir de üste çıktılar. Rating uğruna bir insanın özel hayatı, ailesi bu denli kullanılamaz, taciz edilemez. Kesinlikle mide bulandırıcı. Daha neler göreceğiz kim bilir. İbrahim Seten'in dediğine göre Fırat Aydınus'un 5 yaşındaki oğlu da okula gitmek istememiş. Bunun adı habercilik olmamalı. Futbol bu mu? Türkiye'nin marka değeri bu mu? Şu rezilliklerden sonra kötü geçen bir maç ya da elenilen bir turnuva sonrası nasıl Milli takımdan, alt yapıdan, Türk futbolunun sorunlarından bahsedebilirsiniz? Onlardan önce insani değerleri tartışmak, düzeltmek gerekir.

Hakem hatalarının İstanbul kulüplerine karşı yapılınca basın ve yayıncı kuruluş tarafından kamuoyuna sunumu ile Anadolu takımlarına yapılan hakem hatalarının sunumu arasında dağlar kadar fark var. Fırat Aydınus o kararı iki Anadolu takımının maçında verse muhtemelen en fazla teknik direktörler eleştirecekti. 

Fırat Aydınus, Çarşamba günü Şampiyonlar Ligi'nde Arsenal-Montpellier maçını yönetecek. O maçtan sonra dinlendirilir mi, hakemliği bırakır mı bilmiyorum ama şu yapılanların medyanın kendisi tarafından bile ayıplanmaması üzücü.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Beğen